
EDİTÖRDEN
ŞEFKAT KAHRAMANLARI
Çelik gibi kuvvetli bir zırhla kuşatılan, ardında narin ve nazenin, incelerden ince hassas bir fıtrata sahip olan analarımız…
Yeri gelir elindeki lokma bereketlendirilir, yeri gelir o bülbül edalı mahsun duruş, yavrusuna yönelen hain tuzaklara karşı aslan kesilir, pençeleri emanetinin bekçiliğinin hakkını verircesine hasımlarının yüreklerini titretir…
Ona açlık, susuzluk, uykusuzluk, yavrusunun gözyaşının dindiği huzura erdiği andan itibaren gelir.
Zamanın hangi hain yüzü bu kutsal varlığı böylesi ulvi bir görevden alıkoyabilir…?
Bir annenin sıcaklığına, korkuyla titreyen yüreğini dindirecek huzur soluklayan nefesine muhtaç yavruların kim hakkını ödeyebilir…?
Emanetçinin elinden emanetini alan bu kara vicdanlı ruhlar, aydınlığa perde çekmiş zindan yürekli insanlar, nasıl bunun hesabını verebilir…?
Şefkat kahramanı analarımız, onlar bizim baş tacımız…
Ömürlerini, kendi yavrularıyla beraber hiçbir ana kuzusunu da ayırt etmeden bağrında şefkatle merhametle büyüten, gelecek bizim umudumuz diyen son nefeste dahi gözü hep bu ufka kilitli analarımız, bacılarımız… sizin varlığınız yeryüzünde bereket kaynağı, duanız sağanak sağanak yağan huzur otağı…
Dergimizin bu sayısını başta Meriç’te Hak’kın rahmetine kavuşan annelerimize, ardından;
nezarette, hapiste gözbebeğinden ayrı tutulan gönlü yavrusunun hasretiyle yanıp tutuşan annelerimize, yavrusunun yalnızlığıyla başbaşa koyuvermesinler diye sığındığı yuvasında iki büklüm, seccadesine her gece kırık bir dilekçe bırakan annelerimize ithafen çıkarıyoruz.
Rabbim bizleri, onlara ve böylesi bir varlığı yaradan Rabbimize mahcup eylemesin…vesselam…

