Ayasofya’nın Gizli Tarihi Önsöz — Pelin Çift

Photo by emre ergen on Unsplash

Ayasofya…

Yüzlerce yıldır kalbinde barındırdığı sırlarla izliyor İstanbul’u…

Kurulduğu o hâkim tepenin manzarasından bakıyor insanlığa, her taşına sinıniş kadim bilgeliğiyle…

Tüm dünyanın eşsiz bir sanat şaheseri olarak gösterdiği kutsal bir mabet: Ayasofya…

Nice badireler atlatmış, yakılıp yıkılmış, işgal altında kalmış ve tehdit edilmiş. Efsanelerde de anlatıldığı üzere bunca tehdide rağmen bir nevi kutsal koruma altında kalarak bugünlere gelmiş.

Ayasofyayı Fatih Sultan Mehmet gibi merak etmedikçe ve bu eşsiz mabede onun verdiği değeri göstermedikçe, yazık ki Ayasofyanın özünü, sakladığı sırları ve onun konuştuğu gizli dili hiçbir zaman anlayamayacağız.

İşte bu nedenle, seri halinde yayımlanacak olan Gündem Ötesi Kitaplığının ilk eseri Ayasofya üzerine olsun istedik. Bu kitapta, Ayasofyanın neden tarih boyunca ezoterik örgütlerin hedefinde olduğunu, kimler tarafından ve neden arzulandığını, tarihimizin bilinıneyen karanlık noktalarını, tarihinde önemli rol oynayan şahsiyetlerini ve gizli kahramanlarını sizler için sorguladık. Her açıdan ele aldığımız bu konuya dair ortaya attığımız farklı ve detaylı sorularımızı ancak Erhan Altunay cevaplayabilirdi. Onsuz bu kitap asla hayal ettiğimiz gibi olmazdı.

Ayasofyanın Gizli Tarihi, Ayasofyayı eksenine koyarak okuyucuyu gizli tarih yolculuğuna çıkaran ilk çalışmadır. Ancak dileğimiz son olmaması… Çünkü Ayasofya bilindikçe daha çok sevilip sahip çıkılacak ve korunacak… Ve inanıyorum ki ancak bu şekilde gerçek değerini bulacak.

Bu yolculukta elbette özel olarak teşekkür etmem gereken ilk isim Ebru Yücel… Özel hayatımızda ve “Gündem Ötesi” TV programlarında olduğu gibi, kitabı hazırlarken de ayrılmadık. Doğru soruları sorabilmek, doğru konuları açabilmek için çok kaynak taradık ve birçok kez Ayasofyaya gittik, ilham aldık.

Özel bir teşekkürüm de Göksel Gülensoya. Onun sayesinde Ayasofyanın dehlizlerine inip eşsiz bir tecrübe yaşadım. Göksel Gülensoy, hem kısa bir röportajla bize bilgisini aktardı, hem de özel arşivini açarak Ayasofyanın dehlizlerinde çektiği ve ilk kez bu kitapta göreceğiniz fotoğrafları cömertçe paylaştı.

Ve son teşekkürüm eşim Okana… Desteği, mesleğime duyduğum heyecana olan saygısı ve evdeki sabrı için…

Ayasofya tarihiyle, mimarisiyle, süslemeleriyle her manada çok özel ama hepsinden öte, hissettirdikleri bambaşkadır.

İçeri girdiğimde kafamı kaldırır, Ayasofyanın o muhteşem kubbesine uzun uzun bakarım.

“Allah göklerin ve yerlerin nurudur…”

Nur Suresinin 35. ayetini okurum.


Kalbimi ferahlatır.

Ayasofya kutsal bir emanet, tarihi bir vasiyettir.

Layık olabilmek dileğiyle…

Pelin Çift