Gökkuşağı Renginde Ve Baharat Tadında Yaşam

Gökkuşağını sevmeyen yada hiç baharat kullanmayan birileriyle tanıştınız mı? Ben tanışmadım. Eğer siz tanıdıysanız renksiz ve tatsız bir hayatla karşılaşmışsınız demektir çünkü herkesin sevdiği bir renk yer alıyor gökkuşağında ve tadına doyamadığı bir baharat karışımı vardır hayatında. İnsanoğlu beyaz olarak dünyaya gelir. Büyümeye başladıkça tercihlerimiz rengimiz olmaya başlar aslında.

Gökkuşağında en dışta kırmızı durur karşımızda, hepimizin olmazsa olmazlarını yani kırmızı çizgilerimizi temsil eder. İnsanoğlu için bu çizgiler; sevgi, saygı, güven ve adalettir. İkinci renk hatalarımızı affedip birbirimize yol göstereceğimiz hoşgörü çizgisi turuncudur. Merkeze doğru yaklaştıkça pozitif düşünceyi, enerjiyi, çalışkanlığı ve azmi temsil eden sarı çıkar karşımıza. Sarıdan sonra emeğin sonucu olarak ulaştığımız hedeflerimizi ve mutluluğumuzu yeşille görürüz. Yeşilin ardından mavi ile huzur buluruz. Mavinin getirdiği huzurla tecrübelerin oluşturduğu kurallar lacivertle durur karşımızda ve kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, üzüntülerin yer aldığı mor, göz kırpar en sonda.

Yaşam da tam anlamıyla bu bütünden oluşur aslında ama her insan gökkuşağına baktığında kendi rengini daha belirgin görür. Gördüğümüz renk hayattaki tercihlerimizdir. İnançlarımız, yaşantımız, önceliklerimiz bizim rengimizdir. Kendi rengimizi daha belirgin görmek doğaldır ama kendi rengimize sahip çıktığımız kadar karşımızdakinin rengine yani onun değerlerine de saygılı olmak gökkuşağını gerçekten görebilmek ve sevmektir. Birbirini yok etmeden, bütün renklerin bir aradaki ahenkli varlığı hayatın içinde olmalıdır.

Gökkuşağı en iyi sabah ve akşam yağmurlarından sonra görülür ve güneş yükseldikçe renkler aşağı iner. Biz insanlar da aramızdaki farklılıkları en iyi çocukluk ve olgunluk dönemlerinde kabulleniyoruz. Çocukken farklılıklarımız için tartışıyor ama kısa süre sonra tekrar oynayabiliyoruz. Yaşımız ilerledikçe — ki biz buna tecrübe diyoruz — farklılığın tadına varabiliyoruz yani yaşlandıkça ışıklar aşağı iniyor, biz bütünü daha iyi görebiliyoruz. Bütünün parçalardan oluştuğunu ve daha anlamlı olduğunu fark etmek bizi rahatlatıyor. Hayat soframızda her baharatın yeri olduğunu kabulleniyor, yaşamın böyle tatlandırılacağını artık biliyoruz. Acının tatlıyla, tuzlunun ekşiyle kaim olduğu gerçeği bütün çıplaklığıyla karşımızda duruyor. En önemlisi de artık acıyı sevenle çok tatlı bir sohbet edebilme becerisini kazanmış oluyoruz. Yolun sonuna doğru insan olma erdeminin farkına varıyoruz. Herkese yolun sonuna gelmeden kendi renginde, diğer renklere saygılı; kendi tadında, diğer tatlara sevgi dolu gökkuşağı renginde baharat tadında yaşamlar diliyorum…

Mine Çevrim