Yilmaz Guleryuz
May 5 · 6 min read

Ovid’in ölümsüz hikayelerle bezenmiş olan Dönüşümler/Metamorfozlar isimli kitabı, güncel dönüşümlerle yeniden Türkçe’ye çevrilmektedir.

Okumakta olduğunuz bu bölüm, işte bu kitaptan alıntılanarak derlenmiş bir hikayedir. Kaynak olarak da, Ian Johnston’un ustaca hazırladığı ingilizce çevirisini kullandım.

Sevgiyle okuyun, okutun…

- — -

Apollo ve Defne

Apollo’nun ilk aşkı, Peneus’un kızı Defne’dir. [1] Ona aşık olması ise hiç de tesadüf değildi. Her ne olduysa Küpid’in (Eros/Cupid) öfkesinden oldu.
Deloslu tanrı, dev yılan Pito’yu öldürmüş olmanın gururuyla göğsünü gere gere yürümekteydi. Yol kenarında, elindeki yayın kirişlerini gerdirmekle oyalanan Küpid’i (Cupid) gördü. Ve ona dedi ki:

“Patavatsız çocuk, yiğitler için yapılmış silahları ne kurcalarsın öyle?
Böyle bir yük ancak benim omuzlarıma yakışır; çünkü vahşi hayvanları ve canavarları iki gözünün arasından vururum ve okum asla sekmez hedefinden.
Her yere dehşet saçan ve zehirle şişkin vücudu kocaman bir yer kaplayan canavar Pito’yu, binlerce ok atarak öldüren de benim işte.
Elindeki meşaleyle herhangi bir aşk alevini tutuşturmaya razı ol ve hatta oyuncaklarınla oyalanmaya devam et sen. Fakat bana mahsus olan kahramanlıklara özenmeyesin sakın.
Bana övgüler dizmekten de geri kalmayasın ha!”

Venüs’ün oğlu ona karşı şu cevabı verdi: [2]

“Ey Nur Saçan (Phoebus), senin okun her şeyi vurmaya muktedirdir belki; fakat bendeki seni bile vurabilir. Nasıl bütün hayvanlar, tanrılardan daha alt sevideyse, benzer şekilde, senin şanın da benimkinden aşağıdadır.

Küpid sözünü bitirdi. Bir an önce harekete geçmek için, havayı yaran küçük kanatlarını çırparak havalandı ve az sonra Parnassus dağının ağaçlıklı tepesinde durdu.

Elini uzatıp çantasından iki ok çıkardı, her biri farklı etki yaratan cinstendi. Biri, aşkı uzaklaştırırken; diğeri yakınlaştırırdı. Aşkın şiddetini arttıran ok altındandı, ucu keskin ve parlak idi. Aşkı uzaklaştıran ise törpülenmişti ve sivri olmayan ucu kurşunla kaplıydı.
İşte bu ikinci ok ile Peneus’un kızını vurdu. Fakat ilkini Apollo’ya fırlattı ve oku öyle derine sapladı ki iliklerine işledi.
Öyle ki, Apollo, anında sırılsıklam aşık oldu. Fakat kız, aşk sözcüğünden bile uzak durmaktaydı. En büyük keyfi ise, bakire Föbe (Phoebe) misali, ormanlarda dolaşarak çiçekler toplamaktı. [3]
Beline kadar uzanan saçlarını küçük bir kurdele ile toplardı kimi zamanlar. Ona, çok talip var idi elbet; fakat o, hiçbirine yüz vermezdi. Ve nicelerine ilgisiz haldeydi; aşka, evliliğe ve Hymen’e dair olan her şeyi umursamaz bir halde, ormanlardaki patikalarda gezinmekteydi. [4]

Babası ona, çoğu kez derdi ki:

“Kızım, senden torun isterim ona göre.”

Hatta kimi zamanlarda ise şöyle söylenirdi:

“Kızım, çocuklarının mürüvvetini de görmeyi diliyorum bilesin.”

Fakat Defne, evlilik törenleriyle ilgili her şey koca bir suçmuş gibi bir eliyle kenara iterek ve utangaç bir edayla, babasının boynuna sarılarak şöyle derdi:

“Canım babacığım, izin ver de bekaretimin keyfini sonsuza dek sürebileyim. Biliyorsun ki, Diana’nın babası da kızına, öyle müsamaha göstermişti.” [5]

Babası bu isteğine razı oldu olmasına, fakat, ah, Defne ah!
O göz kamaştıran güzelliğin var ya, böylesine saf dileklerine, asıl engel o işte. Nazlı bakışların, böylesine naif duaların asla gerçekleşmeyeceğinin bir diğer kanıtı zaten. Çünkü Nur Saçan (Phoebus), Defne’ye bir bakışta sırılsıklam aşık olmuştu bile. Onunla evlenmek istiyordu ve ona bir an önce sahip olmanın hayallerini kurmaktaydı. Fakat kendi kehanetleri onu bile yanıltmıştı.

Bir kıvılcım ile harman yerindeki tüm hasat nasıl alevler içinde kalırsa, tam da öyle işte, Nur Saçan öyle bir aşıktı ki; göğsü cayır cayır yanıyordu aşkından ve boş umutlarla körüklüyordu bu alevi, halen. Rüzgarın dağıttığı saçları, kızın omuzlarında dans ederken, bu haline baktıkça içerliyordu:

“Ah,o dağınık saçların, daha bir güzelleşirdi; azıcık da olsa toplansaydı eğer…”

Gözlerine dalıyordu bakışları, yıldız gibi ışıldayan, o ahu gözlerine. Sonra dudakları; ah, o bal dudaklar — fakat onları görmek asla yetmiyordu — ve sonra da övgüler diziyordu; ellerine, parmaklarına ve yarı açıkta kalmış omuzlarına. Ve daha bir içerliyordu, vücudunun görünmeyen yerleri daha bir güzeldir, diye hayal ederken.

Fakat kız, nazik bir esintiden daha hızlı adımlarla, sürekli kaçmaktaydı.

Ve asla durmuyordu, ona yalvarırcasına söylediği bu sözlere rağmen:

“Ah peri, Peneus’un kızı, bekle! Yalvarırım, bir dur, bekle beni. Düşmanın değilim, kötü niyetle kovalamıyorum ki seni. Peri, lütfen dur!
Kurttan kaçan koyunlar böylesine kaçarlar ve aslandan korkan ceylanlar, kartaldan kaçan güvercinler, titreyen kanatlarıyla — her biri düşmanından böylesine uzaklaşır işte.
Fakat benim sebebim; sana olan aşkım. Yazık değil mi bana?
Ödüm patlıyor bu halini gördükçe — ya düşersen, ya bir yerine herhangi bir zarar gelirse diye korkuyorum — böylesine acılara, benim kovalamam sebep olmasın.
Dikenli yollarda dikkatsizce koşturuyorsun be gülüm. Biraz yavaşla, yalvarırım, biraz bekle. Söz, ben de seni koşmadan takip edeceğim.
Hiç olmazsa büyülediğin adamın kim olduğunu öğren! Çoban veya kimsesiz biri değilim. Veyahut da sürülerin peşinde koşturan görgüsüz biri, hiç değilim. Ah, şapşal kız, nasıl bir adamdan kaçtığının farkında değilsin! Bilmemezliğinden, öylesine haylazca tüyüyorsun işte.
Delfi (Delphi) diyarları, Klaros, (Claros), Tenedos ve Patareya (Pataraea) sarayı — hepsi bana hizmet eder. [6]
Benim babam, Jüpiter’dir! Geçmişe, şimdiye ve geleceğe dair ne varsa hepsi benim üzerimden vahy edilir, öylece öğrenilir. Şarkılar, melodiler benim sayemde harmoniye dönüşürler.
Doğrudur, benim oklarım asla şaşmaz hedefinden. Fakat, benim oklarımdan çok daha keskin olanlar da varmış meğer; ah, ki ne ah, umursamaz kalbimi delip geçen şu ok gibi!
Şifa verme sanatı benim icadımdır ve her yerde bana Şifacı da derler. Fakat benim içimi yakan bu aşk var ya, ah,yazık bana ne otlar ne karışımlar fayda etmez artık! Herkese şifa veren bu sanat, benim derdime deva bulamaz ne yazık ki!”

Peneus’un kızı ürkek adımlarla ondan uzaklaştı, o ise hala konuşmaya devam etmek niyetindeydi. Söyleyecekleri bitmemişti henüz, kız çekip gidince, öylece bakakaldı ardından.
Esen rüzgar üzerindekileri yalpalarken bedeninin güzelliğini daha bir görünür kıldı, saçları hafifçe beline dolanıyordu. Kaçışı güzelliğine yeni bir cazibe veriyordu. Genç tanrı, ona beyhude övgüler dizmekten yorgun düştü. Aşkın verdiği kuvvetle onu daha hızlı adımlarla kovalamaya başladı.
Tazı, bir tavşanı açık arazide görünce peşine takılır, tavşan da saklanacak yer ararcasına koşmaya başlar ve öylesine telaşlı bir koşturmaca başlar ki, izleyenler ha şimdi ha az sonra yakalayacak sanırlar ya! İşte tam da böylesine bir kovalama yaşanıyordu, tanrıyla,bakire güzel arasında. Tanrı umut ile kovalamakta, kız ise korkuyla kaçmaktaydı.
Fakat kovalayan daha bir hızlıdır; çünkü Küpid’in kanatları da destek olur ona. Öyle ki, nefesi kızın ensesindedir hep, dalgalanan saçlarını okşar gibidir. Kız nefes nefese kaldı sonunda, gücünün tükendiğini hissetti, yüzü sarardı, artık koşamaz haldeydi. Gözlerini Peneus’un suları üzerinde gezdirirken,ağlayarak seslendi:

“Baba, n’olur yardım et bana! Suların kutsal güce sahip ise, şimdi dönüştür beni! Başıma bunca dertler açan güzelliğimi, al götür benden! ”

Yalvarışı henüz bitmemişti ki vücudunda bir ağırlık hissetmeye başladı, nazik memelerini ince bir kabuk sarmalamıştı bile; saçları yapraklara dönüştü, kolları ise dallara, öylesine hızlı koşan bacakları ise yere uzanan köklere dönüştü ve yüzü yeşilliklerle kaplandı. Geriye kalan, tek bir şey var idi; o da göz kamaştıran güzelliği...

Nur Saçan, onu bu haliyle de sevmeye devam etti. Sağ eliyle ağacın gövdesini sarmaladı, ürkek halde atmakta olan kalbini hissediyordu halen. Ve kollarıyla, dallarını sanki canlı bir vücutmuş gibi kucakladı ve aşk ile öptü. Fakat ağaç bu öpüşleri de reddediyordu.
Tanrı haykırdı:

“Mademki benim yarim olmadın, bundan sonra Apollo’nun ağacı olarak anılacaksın. Defne, seni her zaman saçlarıma takacağım, çalgımla ve oklarımla birlikte taşıyacağım.
Roma liderleri, Capitol’de zafer naraları atarak kutlamalar yaparken, ey Defne, sen kahramanların başını süsleyeceksin. [7]
Ve sen, Augustus kapılarının en sadık muhafızı olarak kapısında nöbet tutacaksın ve orta yerinde asılı duran meşeden yapılan tacı,himaye edeceksin. [8]
Ve benim makas değmemiş saçlarım nasıl hep genç kalıyorsa, senin yaprakların da hep öyle yeşil ve diri kalacaklar.”

Paean sözünü bitirdi. [9]
Henüz oluşmuş olan defne dalları, söylediklerini onaylarcasına sallandı ve ağacın üst tarafı da kafasıymış gibi selam verdi…

~ Eviren & Çeviren: Zeus Baba / 2017 ~

Notlar:

  1. Peneus, bir nehir tanrısıdır.
  2. Küpid (Cupid), aşk tanrıçası Venüs (Afrodit) ile savaş tanrısı Mars’ın (Ares) oğludur.
  3. Föbe (Phoebe) çoğu zaman avcı tanrıça Diana’ya (Artemis) verilen isimlerdendir. Ay tanrıçası olan Föbe (Phoebe) ile karıştırılmamalıdır, çünkü Ay bir Titan olup, Olimpiyalı değildir. ‘Phoebus’ ve ‘Phoebe’ sıfatlarının Türkçe’deki en yakın anlamı ‘Nur Saçan’ olup, sırayla eril ve dişil sıfatlar olarak kullanılmaktadır.
  4. Hymen, evlilik tanrıçalarından biridir.
  5. Diana (Artemis), avcılığın bakire tanrıçasıdır. Babası Jüpiter’dir (Zeus).
  6. Klaros (Claros), Anadolu’da yer alan bir şehrin ismidir. Tenedos ise Truva yakınlarında yer alan bir ada. Patareya (Pataraea) ise Anadolu’daki Likya (Lycia) bölgesindeki bir şehirdir.
  7. Capitol Tepesi (Collis Capitolinus), klasik Roma dönemindeki yedi tepeden biri olup, o dönemlerde çok özel bir önem taşıyan bölge idi.
  8. Augustus Sezar’ın evinin kapısında, meşe yapraklarından yapılmış bir çelenk asılı idi ve bu çelengin her iki tarafı defne yapraklarıyla bezenirdi.
  9. Payan (Paean), iyileştirici ve şifacı olan Apollo’ya verilen isimlerdendir.

ZeusBaba

Ölümsüz Eserleri ~ Eviren-Çeviren-Paylaşan ~

Yilmaz Guleryuz

Written by

Antifragile with #LearnMakeShare philosophy! ⚡️

ZeusBaba

ZeusBaba

Ölümsüz Eserleri ~ Eviren-Çeviren-Paylaşan ~

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade