Yilmaz Guleryuz
May 3 · 5 min read

Küba ve ABD ilişkileri, Aralık 2014'teki tarihi deklarasyonla başlayan büyük bir değişim sürecindeyken, türlü alanlardaki yapıcı açılımlar tüm hızıyla devam ediyor halen. Geçtiğimiz haftalarda, 15 Ekim 2015′te, Latin Müzikleri haftası kapsamında çok önemli bir konser daha verildi, hem de Beyaz Saray’ın kalbinde!

80'lı yaşlarında olmasına rağmen, güzelliği ve sesiyle dinleyenleri büyüleyen Omara Portuondo da vardı sahnede, ve dünyanın dört bir yanında beğenilerek dinlenmekte olan Küba müziklerini seslendiriyordu. Omara ile birlikte sahnede olan yol arkadaşları ise; şarkıcı ve gitarist Eliades Ochoa; ud virtüözü Barbarito To­rres; trompetçi Manuel “El Guajiro” Mi­rabal ve tromboncu Jesús “Aguaje” Ramos.

Ah öyle güzel bir manzaraydı ki bu! İsminin manası (*) kadar güzel olan ezgilerle bezenmiş bu oluşuma yakışan tarzda tarihi bir andı.

Obama tarafından organize edilen konser boyunca, dünyaca meşhur şarkılardan olan “Chan Chan,” “Veinte años,” ve “El cuarto de Tula” isimli parçaları da seslendirdiler.

İşte yazımız da bu konseri verenlere, yani Küba müziğinin dünyaca meşhur müzisyenlerinin oluşturduğu müzik grubuna dair… yani, Buena Vista Social Club!

Küba devrimi tüm ihtişamıyla yaşamaktayken, 90'lı yıllarda başlayan barışçıl gösteriler hiç beklenmedik şeylere de vesile oldu. Bunlardan en önemlisi ise, Küba müziğinin dünyaya tanıtılmasıydı. Buena Vista Social Club isimli müzik albümü 1997'de yayınlandığında, ustaca söylenmiş şarkılardaki güzel melodiler bazı müzik çevrelerinin dikkatini çekmişti. Kimi eleştirmenlerden gelen yorumlar da eklenmişti hemen. Normalde, bu tarzdaki iyi yorumlar albüm satışlarını pozitif yönde etkiler, fakat büyük reklamlar ile desteklenmez ise satışlardaki artış azar azar olur.

Fakat daha sonra hiç beklenmedik bir şey daha oldu.
Albümün satışları haftadan haftaya katlanan bir yükselişe geçti. Ve bu müziklerin ünlenmesindeki en büyük etmenin, ağızdan ağıza yayılması oldu diyebiliriz. Her kim dinlediyse, albümdeki müziklerin büyüsüne kapılmakta, ilk reaksyonu ise bu albümü başkalarına tavsiye etmek ve türlü yollardan hayranlığını dile getirmek oluyordu.

Öyle güzel müziklerle bezenmiş bir albümdü ki bu, büyülenmemek elde değildi. Dinledikçe sizi bambaşka bir dünyaya alıp götürebilen bir öze sahipti, ve müziklerindeki romantik tınılar ruhunuzu okşuyordu.

İşte öylesine büyük dalgalalarla yankılandı ki heryere yayılmıştı ünü. Ve hatta Grammy müzik ödülünü kazanmaya kadar devam etti bu süreç. Öyle ki, ünlü yönetmen Wim Wenders’in bu gruba dair müziksel tadıyla yaptığı, ve ona nice ödüller kazandıran muhteşem bir film çekmesine de vesile oldu.
Albümü yayınlayan World Circuit firmasındaki Nick Gold’un yorumuyla:

“Buena Vista, hayatta bir kez karşınıza çıkan bir lütuftu sanki. Güzel bir albüm yaptığımızın farkındaydık, fakat böylesine büyük yankı uyandırmasını hiçkimse beklemiyordu.” ~ Nick Gold

Albümün büyük başarısı Küba-mania olarakta nitelendirilebilir, dünyanın dört bir yanında salsa çılgınlığının başlamasına ve Küba tarzı barların mekanların açılmasına da ilham vermişti çünkü. Hatta ününün doruğundayken, bu müzikleri duymadan geçirdiğiniz vakit olmazdı nerdeyse. ‘Chan Chan’, ‘Dos Gardenias’, ‘Candela’ gibi klasikleşmiş şarkıları, herhangi bir kafede, bir mojito-bar’da, ve hatta bir marketi gezerken arka fonda sürekli duymaktaydık. Müziklerin kalitesi albümün çok ötesine geçmişti, dünyaca ünlü bir müzik akımına dönüşmüştü bile. Ünlü yazar Salman Rüşdi bile, New York’ta geçen romanı Fury’de, 1998'in sıcak yazını “Buena Vista yazı” olarak betimlemekteydi.

Albüm ilk yayınlandığında Nick Gold, herşey yolunda giderse makul bir satış umuyordu. Bugünlerde ise, dünyada satılan albüm adedi 8 milyonu çoktan geçti bile, ki bu rakam ile dünyada en çok satılan Küba’lı müzik albümü statüsünde. Bir müzik eleştirmeninin yorumuna göre, Buena Vista’nın büyük başarısı, bir dönem Pink Floyd’un ‘Dark Side of the Moon’ albümü başarısıyla da özdeşleştirilebilir.

Emektar müzisyenler ile birlikte 1996 yılında Havana’da, perişan halde olan Egrem stüdyosunda, yapılan bu kayıtların böylesine ün yapacağını çok az kişi öngörebilirdi. Ki bu müzisyenler resmi bir grup bile değillerdi o zamanlar, kimi zaman değişik vesilelerle toplanıp beraber müzik yapan müşterek bir girişimden ibaretti daha çok.

Ve hatta grubu bir araya getirmekte bir nevi tesadüf eseri oldu. İlk amaç, Küba ve Afrika müziklerinden oluşan bir çeşitlemeyle karışık tarzda bir albüm yaratmaktı. Fakat, vizelerle ilgili yaşanan aksamalardan dolayı Afrika’lı müzisyenlerin gelmesinde problemler yaşandı.

Aslında proje kapsamında belirlenen hedef, bir değil iki albüm kaydetmekti. İlki, Juan de Marcos González’ın hayali niteliğindeki bir projeydi, ve halen diri olan 1940'ların ve 1950'lerin Küba müziklerinin derlenmesiyle ilgiliydi. Farklı kuşaklardan itina ile seçtiği müzisyenlerden oluşan bir grup oluşturdu ve ismini ‘Afro Cuban All Stars’ ismini verdi. Ve bir hafta içerisinde ‘A Toda Cuba le Gusta’ (Küba bunu dinliyor) isimli albümü kaydettiler.

Sonraki günlerde ise, Mali-Küba işbirliğiyle yürütülen diğer albümün kaydına başlanması planlanıyordu. Fakat, Afrika’lı müzisyenler gelemediğinden dolayı, Nick Gold ile Amerikalı yapımcı Ry Cooder ve ekibin lideri olan Juan de Marcos, müziklerde doğaçlama yapmak zorunda kalmışlardı.

Emektar piyanist Rubén González, çoktan inzivaya çekilmiş olmasına rağmen, Juan de Marcos tarafından All Stars albümü hazırlıkları için çalmaya ikna edilmişti. Onu ikna etmek hiçte zor olmadı: senelerdir çalmamış olmasına rağmen, heyecanı doruktaydı, her sabah hevesli adımlarla piyano çalmaya gelirdi, ve çok erken saatlerden stüdyo önünde bekler bulurduk onu. Şarkıcı İbrahim Ferrer’de yüreğindeki ezgileri dillendirmek için katılmıştı. Gitarist ve şarkıcı olan Eliades Ochoa da Santiago’nun ruhunu katmıştı. Omara Portuondo ise grubun kadın lideri olarak atanmış üyesiydi. Ve 89 yaşındaki Compay Segundo, Küba müziğinin en derin geçmişine ve özüne erişen bağı kurmaktaydı. Ry Cooder ona dair; “Şarkılarının en iyisini ve nasıl sahneleneceğini o bilirdi, çünkü Birinci Dünya Savaşı’dan beridir bu işi yapmaktaydı.”

Meşhur şarkıcılar bu hikayenin bir parçasıydı sadece. Onların ardında, Küba’nın en iyi müzisyenleri de dahildi bu gruba. Bunların arasında yer alan bazı isimleri sıralamak gerekirse; kalp atışları gibi olan özü katan basçı Orlando ‘Cachaíto’ López, trompet ustası Manuel ‘Guajiro’ Mirabal, ve Küba udunun virtüözü Barbarito Torres.

İki haftalık süre içerisinde, World Circuit firmasının Havana’da devam eden yoğun çalışmalarıyla, hem ‘Afro Cuban All Stars’ hem de ‘Buena Vista Social Club’ albümleri üretildi, ve bunların üzerine de Rubén González’in ilk solo albümü de eklendi.

Kayıtlar bittiğinde ise, Ry Cooder eşsiz bir tecrübenin parçası olduğunun farkındaydı. Buena Vista albümü 1997'de yayınlanması öncesinde “Hayatım boyunca dahil olduğum en güzel şey” demişti. “Zirvede olmak gibiydi, müziğiyle yoğuran ve besleyen bir ruhun içindeydik. Öyle ki, ömrüm boyunca bu an için hazırlanmışım gibi bir his içindeydim, ve kutsayan bir güzellikteydi her şey.”

Ömrü boyunca arayıp da bulamadıklarını, Küba müziklerinin özünde bulabildiğine işaret ediyordu. “Bu insanlar, yaşamakta olan en iyi müzisyenlerdir” diyerek hayranlığını paylaşmaktaydı. “Benim gördüğüm kadarıyla, Küba’lı müzisyenler nadir bulunan türden. Grubun işleyişindeki duruş ve paylaşım çok netti. Hiçkimse kendini öne çıkarmaya çabalamıyordu, ego hiç yoktu, ve herkes muhteşem bir harmoniyle beraber çalışıyordu.”

Kayıtlar tamamlandıktan ve albüm yayınlandıktan sonra, Rubén González, Ibrahim Ferrer, the Afro Cuban All Stars, Eliades Ochoa, Omara Portuondo ve Compay Segundo öncülüğünde pekçok konserlerin verildiği turneler düzenlenlendi.

Buena Vista Social Club grubunun temel üyelerinin yer aldığı ve büyük başarı kazanan üç konser daha verildi; bunların ikisi Amsterdam Carré Theatre’da ve sonrasında New York’ta Carnegie Hall’da verilen efsanevi konser. Son konser Wim Wenders tarafından çekilen ve ona nice ödüller kazandıran belgesel filme konu olmuştu, ve on yıl aradan sonra bu konserin kaydı “Buena Vista Social Club at Carnegie Hall” ismiyle yayınlanmıştı.

https://youtu.be/UXwLBS3yUkA

Ne yazık ki, grubun en yaşlı üyelerinden olan Compay Segundo, Rubén González ve Ibrahim Ferrer artık aramızda değiller. Fakat ölümsüz müziklerle bezenen Buena Vista yaşamaya devam ediyor halen…

~ Çeviren & Derleyen: Zeus Baba / 2016 ~

(*) Not: “Buena Vista Social Club”ın anlamı “Güzel Manzaralı Sosyal Mekan” olarakta çevrilebilir.

Kaynakça:

ZeusBaba

Ölümsüz Eserleri ~ Eviren-Çeviren-Paylaşan ~

Yilmaz Guleryuz

Written by

Antifragile with #LearnMakeShare philosophy! ⚡️

ZeusBaba

ZeusBaba

Ölümsüz Eserleri ~ Eviren-Çeviren-Paylaşan ~

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade