via https://br.pinterest.com/pin/481603753892229979/

Developer Experience (Türkçeye yazılımcı deneyimi diye çevirebiliriz sanıyorum) zaman geçtikçe ama ne yazık ki geç farkına vardığım, bir yazılımcının huzurlu bir şekilde işini güzel ve eksiksiz yapmasını sağlayan, sabah bilgisayarı açtığında mutlu mutlu gününü geçirmesinin en önemli göstergesi. İyi bir Developer Experience sağlamak, bir teknoloji şirketinin en önemli misyonu olmalı.

Maaş, çalışılan domain, yan hak, kullanılan teknolojiler, prim v.b. gibi dış etkenler yerine, aslında daha uzun süre kişileri mutlu edecek ve aynı şirkette mutlu bir şekilde kalmalarını sağlayacak maddeleri aşağıdaki 4 maddede toplamaya çalıştım. 2021 ve sonrası için kendime koyduğum en önemli hedef, beraber çalıştığım her ekip için bu maddeleri…


If you don’t want to read further and just came here to read the answer, let me help you. The only question I ask while making a decision in a company is

Is it the decision that you would make, if it is your company / startup / child ?

Ok, for those who will continue reading, let me describe the problem and give a few examples.


Maintaining servers are hard but AWS eases managing the the infrastructure but it is still hard to scale and orchestrate. Think you post your startup to #Producthunt and got a sh*tload of traffic.

With Lambda and Api Gateway you can create your own infrastructure to have a serverless architecture in AWS.

Lambda enables you to run Java, Node.js, Python, Go and C# code when triggered. It can handle requests like thousands per second and you only pay the duration of the execution. With Lambda, the most common use cases are image manipulation operations like creating thumbnails or resizing ( an…


okurken de müziğimiz Daft Punk’tan gelsin

Crossfit denen nane, 2000 yılında Greg Glassman diye bir abinin ex-hanımıyla kurduğu, büyüttüğü bir fitness programı imiş. 2017 Nisan’a kadar ne adını duymuştum, ne de en ufak bir ilgim vardı. Zayıflama sürecine girdikten sonra spor yapmam gerekiyordu ve hayatta en nefret ettiğim şeylerin başında fitness ve bireysel sporlar geliyor. Spor’un ya da diğer aktivitelerin bir ekiple yapılmasının daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum, haftanın 7 günü halı saha maçı yapabilirim mesela. ( Çağırmak isteyen olursa çekinmesin, sahanın her yerinde oynarım :) )

Spor hocası ararken, Dolap ekibinden Marissa’nın yardımıyle Yunus Hoca ile tanıştım. İş yerinin dibinde, Crossfit Antrum’da olduğunu öğrenince direk derslere…


Yazının ilk bölümünde Startup’lardaki Ürün ve Ekip ile Agile süreçler ile ilgili kısımları yazmıştım. İkinci kısımda da Proje Süreci ve Yazılım tarafı ile ilgili bir kaç maruzatım bulunmakta. Bu arada konu ile alakalı başucu yazılarımdan bir tanesini şuraya bırakayım. Michael Dubakov’un yazısı az çok bu konular ile ilgili ne düşündüğümü özetliyor.

3. Süreç

Agile’ın en çok yanlış anlaşılan kısmı bence süreçleri. Standup’lar, Retro’lar sadece göstermelik, bilgi vermekten uzak ve dostlar Agile’da görsün mantığıyla yapılıyor. Araya ne kadar çok araç, kural v.b. sokulursa, verimlilik de o kadar baltalanıyor bence. Jira, Basecamp, Trello çok güzel, faydalı araçlar ama bir duvar ve bir kaç post-it’in…


Türkiye’de ve hatta dünyada bütün şirketler ve ekipler Agile yaşıyor, şirketlerde Agile’dan geçilmiyor, Agile Danışmanlık şirketleri gelip sihirli değnekleriyle şirketleri bir değişime sokuyor ve herkes birden anlamını bile bilemedikleri ama süper uyguladıkları AGILE oluveriyorlar. Neyse sektördeki ‘Agile’ durumunu başka bir yazıya bırakalım, background’da çalması için tatlı bir müzik hazırladıktan sonra startup’larda Agile nasıl olmalı diye atıp tuttuğum konumuza girelim yavaştan.

Agile? I live in Agile. It’s not a development process to me. It’s totally best way of expressing my own. You know, sometimes I’m dreaming of a world, all people do the development perfectly.

Startup, ileride ne olacağı belli…


“Man Plans, and God Laughs”

yidce(?) olan bu atasözü, dilimize ‘insan kurar kader gülermiş’ diye çevrilmiş sanıyorum. Yaptığın yapacağın her bir planın, her an bozulma ihtimalini unutmaman gerekiyor aslında, peki buna göre boş vermeli mi yoksa plan mı yapmalı?

Hayatı planlamak çok zor, hele ki Avrupa ve Orta Doğu arasındaki bu güzel ülkemizde, yarın ne olacağını tahmin etmek ya da planlamak bana çok zor geliyor, buna göre geleceği düşünmek yerine belirsizliğe doğru yaşamı ‘akışına bırakmak’ daha kolay geliyordu. Oğlanın eğitimi ne olacak, peki sağlık, gelecek, kişisel gelişim, v.b. …


temsili ben…

Daha önce çocuk büyütmüş milyarlarca insana göre normal, bana göre dünyanın en hareketli ve yaramaz çocuğuna sahip olmamdan mütevellit, eve vardıktan sonra oğlan uyuyana kadar tek yaptığım şey onunla zaman geçirmek oluyor. Kötü veya yorucu bir gün geçirmiş olsam bile, evde oğlumla zaman geçirmek bütün o kötü enerjiyi alıyor. O uyuyana kadar bilgisayar açmamaya, telefonu da bir köşede şarja takıp sanal dünyadan fişi çekmeye çalışıyorum. Eşim ve oğlumla küçük oyunlar kurup, Lego ile garip şeyler yapıp, evin içinde koşturmayı çok seviyorum.

Ne zamanki o küçük insan uyur, o zaman benim için gece başlamış oluyor. Gece elimden geldiğince Trello üzerinde o…


Verimlilik ile ilgili ilk yazımda Sabah Verimliliğini ve uymaya çalıştığım günlük planı anlatmıştım. Yazımın 2. kısmında iş verimliliği ile ilgili neler yapmaya çalıştığımı anlatmaya çalışacağım.

İş verimliliği evden çıktıktan sonra başlıyor benim için. İş denen hayatımızın çoğuna anlamsız şekilde hükmeden o rekabetçi ortamın verimliliği aslında hayatımızın da verimliliğine çok büyük etki ediyor. Evimde geçirdiğim süreden daha fazla zaman harcadığım ofis ortamının ve saatlerinin hak ettiği şekilde verimli ve güzel geçmesi benim için çok önemli.

Özellikle startup’ların ilk yıllarında mesai, özel hayat ve iş dengesinin biraz bozulması bence çok normal. 9–6 çalışarak bir startup’ın başarılı olması zor gözüküyor. …


Ne kadar da kötü bir kelimeymiş prodüktivite, umarım kullanan yoktur. TDK’ya göre mümbitlik de; verimlilik ile eş anlamlıymış. Ama sanırım biraz daha doğurganlık ile ilgili. Neyse konuya dönelim.

Son zamanlarda, belki yaştan belki de oğlumun doğmasıyla birlikte her saniyenin daha değerli olduğunu fark etmeye başladım. Elimden geldiğince hayatı daha planlı ve verimli kullanmak üzerine kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Medium’da ya da ‘Başarılı’ yöneticilerin, sporcuların, kişilerin gündelik planlarına, yaptıkları işlere, işleri nasıl yaptıklarına bakarak, yapılan şeyleri gün içinde deneyerek bir kaç ana maddede planlı ve verimli yaşamanın nasıl olacağını bir süredir aramaya başladım. ‘Verimlilik’ üzerine yüzlerce yazı, makale, araştırma mevcut zaten. Medium’daki…

yiğit darçın

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store