Anyone can publish on Medium per our Policies, but we don’t fact-check every story. For more info about the coronavirus, see cdc.gov.

Koronavirüs: Çekiç ve Dans

Eğer liderler bize vakit kazandırabilirlerse önümüzdeki 18 ay nasıl gözüküyor?

Tunay Okumuş
Mar 20 · 25 min read

Tomas Pueyo 40 milyonun üzerinde görüntülenen ve 30 dile çevirilen „Koronavirüs: Neden hemen harekete geçmelisiniz” isimli makalesine ilave olarak bir yazı daha yayınladı: „Koronavirüs: Çekiç ve Dans”. Bu yazıda yazılanları destekleyen bilim insanlarının kısmi listesine buradan ulaşabilirsiniz. Bu yazının aslı (İngilizcesi) 9 milyon kere, Türkçe çevirisi 90 bin kere görüntülendi (26 Mart itibariyle).

Her ne kadar yazıdaki her bilginin kaynağı belirtilmemişse de ve yazılan bütün argümanların ve tahminlerin doğru olduğu konusunda kesin veriler olmasa da (Örn: koronavirüs mutasyonları ve bağışıklık konusunda kesin sonuçları olan bir yayın bulamadım), hem bireyler hem de karar alıcılar açısından genel olarak değerli bilgi ve çıkarımlar içerdiğini düşünüyorum. Bu yüzden, daha geniş bir kitleye ulaştırmak adına Türkçe çevirisini yaptım. Yazı yazıldığı sırada (19 Mart 2020) Türkiye’deki vaka sayısı 1000'in altında olduğundan Türkiye yazıya konu edilmiyor ancak gidişata bakınca yakında Avrupa ülkeleriyle kıyaslanacak bir tabloyla karşılaşılmasını muhtemel görüyorum.

Yazının özeti: Bugün alınması gereken sert önlemler sadece birkaç hafta sürecek ve bu dönemin ardından büyük bir hastalık dalgası tekrar gelmeyecektir. Gereken bütün önlemler toplum için makul bir bedel karşılığında alınabilir ve bu yolda milyonlarca hayat da kurtarılabilir. Eğer bu önlemler alınmazsa on-milyonlarca insan hastalanacak, birçoğu ölecek. Bir yandan da yoğun bakıma ihtiyacı olan diğer insanlar da çökmüş olan sağlık sistemi yüzünden tedavi göremeyecek ve ölüme mahkum edilecekler.

Birçok ülke sadece bir hafta içinde „Koronavirüs o kadar da matah bir şey değil” seviyesinden „OHAL” seviyesine geldi. Ama bazı ülkeler hâlâ çekingen davranıyor. Neden?

Bütün ülkeler aynı soruyu soruyor: „Nasıl tepki vermeliyiz?”. Cevabı kimisi için hâlâ net değil.

Fransa, İspanya, Filipinler gibi ülkeler sert tecrit kuralları ve sokağa çıkma yasakları koyarken; ABD, İngiltere, İsviçre ve Hollanda gibi ülkeler ise net bir tavır sergileyemediler, çekingen bir şekilde sosyal mesafe yöntemlerine yöneldiler.

Bugün bu yazıda yine birçok grafik, veri, model ve kaynak ile ele alınan konular şu şekilde:
1. Şu anki durum nedir?
2. Mevcut seçeneklerimiz neler?
3. Şu an en önemli olan şey: Zaman
4. Koronavirüsle iyi bir mücadele stratejisi nasıl olmalı?
5. Bu durumun ekonomik ve sosyal etkileri hakkında ne düşünmeliyiz?

Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde, şunları daha iyi anlamış olacaksınız:

Sağlık sistemimiz çökmeye çoktan başladı.
Ülkelerin iki seçeneği var: Ya şimdi sert bir şekilde savaş, ya da çok ağır bir salgınla yüzleş.
Eğer salgını seçerlerse, yüz-binlerce, kimi ülkelerde milyonlarca insan ölecek.
Ayrıca bu salgının daha sonra tekrar dönmeyeceği anlamına da gelmiyor.
Eğer şimdi savaşırsak, ölümleri azaltacağız.
Sağlık sistemimizi rahatlatacağız.
Daha iyi hazırlanacağız.
Öğreneceğiz.
Dünyada şimdiye kadar hiçbir şey bu kadar hızlı öğrenilmedi.
Ve öğrenmeye ihtiyacımız var, çünkü bu virüs hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.
Bütün bunlar bize çok önemli bir şey kazandıracak: Virüse karşı savaşmak için gereken zaman.

Eğer şimdi sert bir şekilde savaşmayı seçersek, savaş önce çok ani olacak, sonra ise şiddeti azalacak.
Birkaç hafta boyunca evlerimize kapanacağız, aylarca değil.
Sonra yavaş yavaş özgürlüklerimizi geri kazanacağız.
Her şey bir anda normale dönmeyebilir.
Ama normale yakın olacak ve eninde sonunda normale dönecek.
Bütün bunlar ekonominin geri kalanını göz önünde bulundurarak yapılabilir.

Pekala haydi başlayalım!

1. Şu anki durum nedir?

Geçen hafta sizlere aşağıdaki eğrileri gösterdim:

Grafik 1: Ülke başına düşen koronavirüs vaka sayısı. Çin hariç, Geçen haftaki veriler.

Bu grafik Çin dışındaki koronavirüs vakalarını gösteriyordu. Buradan tek fark edilenler İtalya, İran ve Güney Kore ülkeleriydi. Salgının yeni başladığı ülkelerdeki durumu görmek için sağ alttaki bölgeye yakından bakmam gerekti. Anlatmak istediğim nokta bu bölgedeki ülkelerin yakında vaka sayılarında diğer 3 ülkeye katılmak üzere olduklarıydı.

O zamandan beri neler olduğuna bir bakalım.

Grafik 2: Ülke başına düşen koronavirüs vaka sayısı. Çin hariç, 18 Mart’a kadar olan veriler.

Tahmin edildiği üzere onlarca ülkedeki vaka sayısı patlama yaşadı. Burada sadece 1000'in üzerinde vaka tespit edilen ülkeleri gösteriyorum. Unutulmaması gereken birkaç nokta:

  • İspanya, Almanya, Fransa ve ABD’nin hepsinde İtalya’da tecrit emri verildiğinde olandan daha fazla vaka var.
  • Diğer 16 ülkede bugün Hubei tecrit edildiğinde olandan daha fazla vaka var: Japonya, Malezya, Kanada, Portekiz, Avustralya, Çekya, Brezilya ve Katar’da Hubei’den daha fazlası var ancak 1.000'in altında vaka var. İsviçre, İsveç, Norveç, Avusturya, Belçika, Hollanda ve Danimarka’nın hepsinin 1000'den fazla vakası var.

Bütün bu saydığım ülkelerde garip bir şey fark ediyor musunuz? Çin ve İran haricinde (ki bu ülkeler ağır ve yadsınamaz salgınlara maruz kaldılar) bu listedeki her ülke dünyanın en zenginleri arasında (Brezilya ve Malezya dışında).

Sizce bu virüs zengin ülkeleri mi hedefliyor? Yoksa zengin ülkelerin virüsü daha iyi tanımlamaları daha olası mıdır?

Daha fakir ülkelerin virüse maruz kalmamış olması çok olası değil. Sıcak ve nemli hava da bir salgını engellemez — aksi takdirde Singapur, Malezya veya Brezilya’da salgınlar gözlenmezdi.

En olası yorumlar, ya bu ülkeler dünyayla daha az iç içe oldukları için koronavirüsün bu ülkelere ulaşmasının daha uzun sürdüğü veya aslında virüsün çoktan orada olduğu, ancak bu ülkelerin bunu ortaya çıkarmak için virüs testlerine yeterince yatırım yapamadıklarıdır.

Her iki durumda da, eğer ki doğruysa, çoğu ülkenin koronavirüsten kaçamayacağı anlamına gelir. Ülkelerindeki salgınları fark etmeleri ve önlem almaları sadece zaman meselesi.

Peki farklı ülkeler hangi önlemleri alabilir?

2. Mevcut seçeneklerimiz neler?

Geçen haftaki makaleden bu yana, tartışmanın rengi değişti ve birçok ülke önlemler aldı. En çarpıcı örneklerden bazıları şunlardır:

İspanya ve Fransa’daki Tedbirler

Bir uçta İspanya ve Fransa var. İspanya için alınan önlemlerin zaman çizelgesi:

Cumhurbaşkanı 12 Mart Perşembe günü İspanyol makamlarının sağlık tehdidini hafife aldığı yönündeki iddiaları reddetti.
Cuma günü ise Olağanüstü Hal ilan ettiler.
Cumartesi günü şu önlemler alındı:

  • İnsanlar elzem sebepler dışında evden ayrılamazlar: bakkal, manav, iş, eczane, hastane, banka veya sigorta şirketi (istisnai durumlarda)
  • Çocukları yürüyüşe çıkarmaya veya arkadaşları veya aileyi görmeye gitmeye yasak (yardıma ihtiyacı olan insanlara bakmak hariç, bu ise ancak ekstra hijyen ve fiziksel mesafe önlemleri ile mümkün)
  • Tüm barlar ve restoranlar kapalı. Sadece paket servise izin var.
    Tüm eğlence mekanları kapalı: spor, film, müze, belediye kutlamaları…
  • Nikahlar sadece misafirsiz kıyılabilir. Cenaze törenlerinde birkaç insandan fazlası olamaz.
  • Toplu taşıma çalışmaya devam edecek.

Pazartesi günü ülkenin kara sınırları kapatıldı.

Bazı insanlar bu tedbirleri çok sert ama yerinde buldu. Kimisi ise ellerini havaya kaldırdı ve çaresizce hayıflandı. Tedbirlere yaklaşımdaki bu fark, okuduğunuz makalenin uzlaştırmayı amaçladığı şeydir.

Fransa’nın önlemleri zaman çizelgesi temel olarak aynıdır, ancak bunları uygulamak için daha fazla bekledikleri ve şimdi daha agresif oldukları açıktır. Örneğin Fransa’da kiralar, vergiler ve kamu hizmetleri askıya alınmış durumda.

ABD ve İngiltere’de önlemler

ABD, İngiltere, İsviçre veya Hollanda gibi ülkeler, uygulama önlemlerinde çekingen davrandılar. İşte ABD için zaman çizelgesi:

  • 11 Mart Çarşamba: Seyahat yasağı.
  • Cuma: Ulusal Acil Durum ilan edildi. Sosyal mesafe önlemleri yok
  • Pazartesi: Hükümet halkı restoranlardan veya barlardan kaçınmaya ve 10'dan fazla kişinin olduğu etkinliklere katılmamaya çağırıyor. Hiçbir sosyal mesafe tedbiri aslında emir değil, sadece bir öneri.

Birçok eyalet ve şehir inisiyatif alıyor ve kendileri çok daha katı önlemler alıyor.

İngiltere de benzer önlemler aldı: yine çok sayıda öneri, ancak çok az emir.

Bu iki ülke grubu, koronavirüsle savaşmak için iki aşırı yaklaşımı göstermektedir: hafifletme (mitigation) ve baskılama (suppression). Bunların ne anlama geldiğine bakalım.

Seçenek 1: Hiçbir Şey Yapma (Do nothing)

Bunu yapmadan önce, ABD gibi bir ülke için hiçbir şeyin yapılmamasının ne olacağını görelim:

Grafik 3: ABD de hiçbir önlem alınmazsa oluşacak vakalar (pembe) ve ölümler (mavi)

This fantastic epidemic calculator can help you understand what will happen under different scenarios. I’ve pasted below the graph the key factors that determine the behavior of the virus. Note that infected, in pink, peak in the tens of millions at a certain date. Most variables have been kept from the default. The only material changes are R from 2.2 to 2.4 (corresponds better to currently available information. See at the bottom of the epidemic calculator), fatality rate (4% due to healthcare system collapse. See details below or in the previous article), length of hospital stay (down from 20 to 10 days) and hospitalization rate (down from 20% to 14% based on severe and critical cases. Note the WHO calls out a 20% rate) based on our most recently available gathering of research. Note that these numbers don’t change results much. The only change that matters is the fatality rate.

Hiçbir şey yapmazsak: Herkes enfekte olur, sağlık sistemi bununla başa çıkamaz, ölüm sayıları tavan yapar ve sadece ABD’de yaklaşık 10 milyon insan ölür (mavi çubuklar). Arka plandaki değerler için: Nüfusun ~% 75'i enfekte oluyor, yani 245 milyon kişi. Bunların yaklaşık % 4'ü, Hubei veya İran ve İtalya’da olduğu gibi ölüyor, çünkü sağlık sistemi çökmüş durumda. Bu 10 milyon insan eder. II.Dünya Savaşı’ndaki ABD ölümlerinin yaklaşık 25 katı.

Merak ediyor olabilirsiniz: “Bu sayılar kulağa çok geliyor. Ben çok daha az olduğunu duymuştum!

Peki neden böyle? Ortada bir sürü parametre ve sayı varken kafamızın karışması çok doğal. Ama önemli olan sadece iki gösterge var: İnsanların ne kadarı virüsü kapıp hastalanacak ve bunların ne kadarı ölecek. Sadece %25'i vaka olarak kayda geçerse (çünkü diğerlerinde virüsü olduğu halde, belirtileri bulunmadığı için vaka sayılmaz) ve ölüm oranı %4 yerine %0.6 işe, tablo bu sefer ABD’de 500 bin ölümle sonuçlanır. Hâlâ muazzam bir ölüm oranı. Ancak yukarıdakinden 20 kat daha az.

Ölüm oranı çok önemlidir, bu yüzden daha iyi anlayalım. Aslında koronavirüs ölümlerine neden olan nedir?

Ölüm Oranını Nasıl Düşünmeliyiz?

Bu, öncekiyle aynı grafiktir, ancak şimdi enfekte ve ölü yerine hastaneye yatırılmış insanlara bakıyor:

Grafik 4: Hastanede yatan hastalar (mavi) ve sağlık sistemi kapasitesi (kırmızı)

Açık mavi alan, hastaneye gitmesi gereken insan sayısıdır ve koyu mavi yoğun bakım ünitesine (YBÜ, ing:ICU: intensive care unit) yatırılması gerekenleri temsil eder. Bu sayının 3 milyonun üzerine çıkacağını görebilirsiniz.
Şimdi bunu, ABD’de sahip olduğumuz yoğun bakım yataklarının sayısı ile karşılaştırın (bugün 50 bin, bazı modifikasyonlarla bu sayı ikiye katlanabilir). Bu kırmızı noktalı çizgi.

Hayır, bu bir hata değil.

Bu kırmızı noktalı çizgi YBÜ yataklarımızın kapasitesidir. Bu çizginin üzerindeki herkes kritik durumda olacak, ancak ihtiyaç duydukları bakıma erişemeyecek ve muhtemelen ölecektir.

YBÜ yatakları yerine solunum cihazlarına da bakabilirsiniz, ancak sonuç ABD’de 100 binden az solumun cihazı olduğu için genel olarak aynıdır.

Bugün itibariyle, en az bir Seattle hastanesi, ekipman sıkıntısı nedeniyle 65 yaşın üzerindeki hastaları entübe edememektedir ve onlara %90 ölme şansı vermektedir.

Bu sebeplerden ötürü insanlar Hubei’de sürüler halinde öldü ve şimdi İtalya ve İran’da sürülerce insan ölüyor. Hubei ölüm oranı, neredeyse bir gecede 2 hastane inşa ettikleri için başka senaryolara göre daha iyi sonuçlandı. İtalya ve İran’da aynı şey yapılamaz; ki Çin hariç herhangi bir ülkenin bunu yapabileceği de şüpheli. Oralarda neler olduğunu göreceğiz.

Peki ölüm oranı neden %4'e yakın?

Vakalarınızın %5'i yoğun bakım gerektiriyorsa ve bunu sağlayamıyorsanız, bu insanların çoğu ölür. Bu kadar basit.

Keşke bu kadar basit olsaydı, ama değil.

İkincil hasarlar (Collateral damage)

Bu sayılar sadece koronavirüsten ölen insanları gösterir. Ancak tüm sağlık sisteminiz koronavirüs hastaları tarafından çökerse ne olur? Diğerleri de diğer hastalıklardan ölecektir.

Kalp krizi geçirirseniz, ancak ambulansın çok fazla koronavirüs vakası yüzünden 8 yerine 50 dakikada gelmesi durumunda, ayrıca hastanede size ayrılabilecek yoğun bakim ünitesi veya doktor yoksa ne olur? Ölürsünüz.

ABD’de her sene 4 milyon hasta yoğun bakıma sevk ediliyor ve 500 bin hasta (yaklaşık %13'ü) ölüyor. Yoğun bakim yatakları olmasaydı, bu pay muhtemelen %80'e çok daha yakın olurdu. Bu insanların sadece %50'si ölse bile, bir yıl süren salgında yılda 500 bin ölümden 2 milyona çıkıyorsunuz, bu yüzden sadece ikincil hasarlar sebebiyle 1,5 milyon ölüm ekliyorsunuz.

Koronavirüs yayılmaya bırakılırsa, ABD sağlık sistemi çökecek ve ölümler milyonlarca, belki 10 milyondan fazla olacak.

Aynı yöntem çoğu ülke için de geçerlidir. Yoğun bakım yatakları ve solunum cihazları ve sağlık çalışanlarının sayısı genellikle ABD’ye benzer veya çoğu ülkede daha düşüktür. Dizginsiz koronavirüs, sağlık sisteminin çökmesi anlamına gelir ve bu da toplu ölümler anlamına gelir.

Dizginsiz koronavirüs, sağlık sistemlerinin çökmesi anlamına gelir ve bu da toplu ölümler anlamına gelir.

2. Seçenek: Hafifletme Stratejisi

Şimdiye kadar anlattıklarımdan yola çıkarak, umarım harekete geçmemizin gerekliliği oldukça açıktır. Elimizdeki iki seçenek hafifletme ve baskılamadır.

Etki hafifletme şu şekildedir: “Koronavirüsü şimdi önlemek imkansız, bu yüzden enfeksiyonların zirvesini azaltmaya çalışırken sadece seyrini sürdürelim. Sağlık sistemi için daha yönetilebilir hale getirmek için eğriyi biraz düzleştirelim. ” #flattenthecurve

Grafik 5: Farklı sosyal mesafe önlemleri doğrultusunda İngiltere’deki yoğun bakım yatağı ihtiyacı

Bu grafik hafta sonu Imperial College London tarafından yayınlanan çok önemli bir makalede yer almaktadır. Görünüşe göre, bu makale İngiltere ve ABD hükümetlerini rotayı değiştirmeye zorladı.

Bir öncekine çok benzeyen bir grafik. Aynı değil, ama kavramsal olarak eşdeğer. Burada, “Hiçbir Şey Yapma” yöntemi siyah eğridir. Diğer eğrilerin her biri daha sert sosyal uzaklaştırma önlemleri uygularsak ne olur, onu gösteriyor. Mavi olan en zor sosyal uzaklaştırma önlemlerini gösterir: enfekte olmuş insanları izole etmek, enfekte olabilecekleri karantinaya almak ve yaşlıları inzivaya çekmek. Bu mavi çizgi genel olarak mevcut mevcut İngiltere koronavirus stratejisidir, ancak şimdilik bunu zorunlu kılmıyorlar, sadece öneriyorlar.

Burada da kırmızı çizgi, İngiltere’deki yoğun bakım ünitesi kapasitesini gösteriyor. Yine, bu çizgi tabana çok yakın. Bu kırmızı çizginin üstünde kalan eğrinin alanı yoğun bakım yoğunluğu kaynaklarının yeterli olmaması nedeniyle ölecek olan koronavirüs hastalarını temsil ediyor.

Sadece bu da değil, aynı zamanda eğriyi biraz düzleştirerek, yoğun bakım ünitelerinin aylarca çökmesiyle ikincil hasarı artıracak.

Şok olmuş olmalısınız. Bir politikacı size: “Biraz hafifletme yapacağız” dediğinde asıl söylediği: “Ölüm oranını en az 10 kat artırarak sağlık sistemini bile bile çökerteceğiz.

Bunun yeterince kötü olduğunu düşünüyorsanız, henüz işimiz bitmedi. Çünkü bu stratejinin temel varsayımlarından biri “Sürü Bağışıklığı” olarak adlandırılan bir şey.

Sürü Bağışıklığı ve Virüs Mutasyonu

Fikir şu ki, enfekte olan ve sonra iyileşen tüm insanlar şimdi virüse karşı bağışıklık kazanmıştır. Bu varsayım, sürü bağışıklığı stratejisinin temelini oluşturuyor: “Bakın, bir süre zor olacağını biliyorum, ama bir kez bittiğinde ve birkaç milyon insan öldüğünde, geri kalanımız buna karşı bağışıklık kazanacağız. Böylece bu virüs insanlarda yayılmaya devam edemeyecek ve koronavirüsle yollarımızı ayıracağız. Bir yıla kadar sosyal mesafe bırakmak veya bu zirvenin daha sonra gerçekleşme riskini almaktansa, şimdi tek seferlik bu virüse göğüs germek ve süreci atlatmak. ”

Ancak bu yöntem virüsün çok fazla değişmeyeceğini varsayıyor. Çok fazla değişmezse, birçok insan bağışıklık kazanır ve bir noktada salgın biter.

Bu virüsün mutasyon geçirme olasılığı nedir?
Çoktan mutasyon geçirdi bile.

Çin zaten virüsün iki tipini gördü: S ve L tipleri. S tipi Hubei’de ağırlıklı olarak kendini gösteren ve daha ölümcül olan tip. Ancak L tipi dünyaya yayılmayı başardı.

Sadece bununla da kalmadı, bu virüs mutasyona uğramaya devam ediyor.

Grafik 6: Koronavirüsün geçirdiği mutasyonlar

This graph represents the different mutations of the virus. You can see that the initial strains started in purple in China, but then they started mutating. The strains in Europe are mostly green and yellow families, while the US is seeing a different family in red. As more time passes, more of these strains will start appearing.

Bu şaşırtıcı olmamalı: Koronavirüs veya grip gibi RNA bazlı virüsler DNA bazlı olanlardan yaklaşık 100 kat daha hızlı mutasyona uğrarlar — ancak koronavirüs influenza virüslerinden daha yavaş mutasyona uğrar.

Ayrıca, bu virüsün mutasyona uğramasına giden yol, bunu yapmak için milyonlarca fırsata sahip olmaktır. Hafifletme stratejisi de virüse tam olarak bunu sağlayacaktır: yüz milyonlarca insan enfekte.

Bu yüzden her yıl grip aşısı yaptırmalısınız. Çok fazla grip tipi olduğu için yenileri her zaman gelişiyor, grip aşısı hiçbir zaman tüm tiplere karşı koruma sağlayamıyor.

Başka bir deyişle, hafifletme stratejisi sadece ABD veya İngiltere gibi bir ülke için milyonlarca ölüme sebep olmakla kalmıyor. Ayrıca, virüsün çok fazla mutasyona uğramayacağına dair bir bahis oynuyor — ki mutasyona uğradığını biliyoruz. Bu ona mutasyona uğrama fırsatı verecek. Bu yüzden birkaç milyon ölümle işimiz bittiğinde, her yıl birkaç milyon daha ölüm için hazır olabiliriz. Bu korona virüsü, grip gibi tekrarlayan bir yaşam gerçeği haline gelebilir, ancak çok kez daha ölümcül bir şekilde.

Bu virüsün mutasyona uğramasına giden yol, bunu yapmak için milyonlarca fırsata sahip olmaktır. Hafifletme stratejisi de virüse tam olarak bunu sağlayacaktır.

Eğer hiçbir şey yapmamak veya hafifletme işe yaramıyorsa, alternatif nedir? Buna baskılama denir.

Seçenek 3: Baskılama Stratejisi

Hafifletme stratejisi salgını kontrol etmeye çalışmaz, sadece eğriyi biraz düzleştirir. Diğer yandan, baskılama stratejisi, salgını hızla kontrol altına almak için ağır önlemler almaya çalışır. Özellikle:

  • Şimdi hemen ağır önlemler alınır. Sert sosyal uzaklaşma emirleri verilir. Durum kontrol altına alınır.
  • Daha sonra, insanların özgürlüklerini yavaş yavaş geri alabilmeleri ve normal sosyal ve ekonomik hayata yakınsayan bir durumun devam edebilmesi için önlemler sırayla bırakılır.

Bu neye benziyor?

Grafik 7: Baskılama yöntemi uygulandığında koronavirüs vakaları (kırmızı) ve ölümleri (mavi)

Bütün model parametreleri sabit. Sadece tedbirlerin uygulanmaya başlamasıyla bulaşma hızı R=0.62'ye iniyor. Sağlık sistemi de henüz çökmediği için ölüm oranı %0.6'ya düşüyor. Grafikte “Bugün” yazan noktayı, yani tedbirlerin uygulanmaya başlanacağı noktayı yaklaşık 32 bin vaka olduğu nokta olarak belirledim (Şu an ABD’de tespit edilen resmi değerin 3 katı. 19 Mart 2020). Seçilen R değerinin grafiği çok değiştirmediğini belirtmek isterim. R=0.98 durumunda yaklaşık 15 bin kişi ölüyor. R=0.62'ye göre 5 kat daha fazla, ancak yine de milyonlarca yerine on-binlerce ölüm. Ölüm oranı da çok fazla etkilemiyor. Ölüm oranı %0.6 yerine %0.7 olduğu zaman ölüm sayısı da 15 binden 17 bine yükseliyor. Ancak yüksek R değeri, yüksek ölüm oranı ve tedbir almadaki gecikme ölüm sayısında patlama yaratıyor. İşte bu yüzden R’yi düşürmek için bugün önlem almalıyız. Dipnot: R0 başlangıçtaki R değeri (ilk günkü R, önlemler alınmadan ve kimse bağışıklık kazanmadan önce). R ise genel bulaşıcılık düzeyi.

Bir baskılama stratejisi sayesinde, ilk dalga geçtikten sonra, ölüm sayısı milyonlarca değil, binlerce olur.

Neden? Çünkü sadece vakaların üstel büyümesini kesmekle kalmıyoruz. Ayrıca, sağlık sistemi çökmediği için ölüm oranını da düşürdük. Burada, bugün Güney Kore’de gördüğümüz (Baskılama stratejisini takip etmede en etkili olan ülke) %0.9'luk bir ölüm oranını kullandım.

Böyle deyince, kulağa her şey çok basitmiş gibi geliyor. Öyleyse bütün ülkelerin baskılama stratejisini izlemesi gerekir.

Öyleyse bazı hükümetler neden tereddüt ediyor?

Üç şeyden korkuyorlar:

  1. Bu ilk tecrit durumu aylarca sürecek, bu da birçok insan için kabul edilemez gibi görünüyor.
  2. Aylarca süren tecrit ve sokağa çıkma yasağı ekonomiyi mahvedecek.
  3. Asıl sorunu bile çözmeyecek, çünkü sadece salgını erteleyecektik: daha sonra, sosyal mesafe önlemlerini bıraktığımızda, yine milyonlarca insan enfekte olacak ve ölecek.

Burada Imperial College ekibinin baskılama stratejisini nasıl modellediğini görüyorsunuz. Yeşil ve turuncu çizgiler farklı baskılama senaryolarıdır. Bunun iyi görünmediğini fark edersiniz: Hâlâ yüksek ölüm eğrileriyle karşılaşıyoruz, bu durumda neden bununla uğraşalım ki?

Grafik 8: Imperial College’a göre baskılama stratejisi

Bu soruları birazdan ele alacağız, ancak önce daha önemli bir şeye yer vermek istiyorum.

Bu grafik konuyu tamamen ıskalıyor.

Hafifletme ve baskılama senaryoları bu şekilde yan yana sergilendiğinde pek de çekici görünmüyorlar. Ya birçok insan erkenden ölüyor ve bugün ekonomiye zarar vermiyoruz ya da bugün sadece kaçınılmaz olan ölümleri ertelemek için ekonomiye zarar veriyoruz.

Ancak bu yaklaşım, zamanın değerini yok saymaktadır.

3. Zamanın Değeri

Bir önceki yazımızda, hayat kurtarırken zamanın değerini açıklamıştık. Önlemler almak için beklediğimiz her gün, her saat, bu üstel tehdidin yayılmasına sebep oldu. Tek bir günün toplam vakaları nasıl %40 ve ölüm oranını daha da yüksek oranda azaltabileceğini gördük.

Fakat zaman bundan bile daha değerlidir.

Tarihte şimdiye kadar görülen sağlık sistemi üzerindeki en büyük baskı dalgasıyla karşı karşıyayız. Bilmediğimiz bir düşmana karşı tamamen hazırlıksızız. Bu savaş için iyi bir konum değil.

Eğer hakkında çok az şey bildiğiniz en kötü düşmanınızla yüzleşmek üzereyseniz ve iki seçeneğiniz varsa: Ya ona doğru koşacaksınız ya da kendinizi hazırlamak ve biraz zaman kazanmak için kaçıyorsunuz. Hangisini seçerdiniz?

Bugün yapmamız gereken bu. Dünya uyanmış durumda. Koronavirüsü geciktirdiğimiz her gün, daha iyi hazırlanmak için bir fırsat. Yazının devamı zamanın bize neler kazandıracağını ayrıntılarıyla açıklıyor:

Vaka Sayısını Azaltmak

Etkili bir baskılama ile, geçen hafta Hubei’de gördüğümüz gibi, gerçek vakaların sayısı bir gecede düşecek.

Grafik 9: Hubei’de gözlemlenen baskılama stratejisi

Source: Tomas Pueyo analysis over chart and data from the Journal of the American Medical Association

Bugün itibariyle, Hubei’nin 60 milyon nüfusunun tamamında günlük 0 yeni koronavirüs vakası var.

Yeni teşhisler birkaç hafta boyunca artmaya devam edecek, ama sonra aşağı inmeye başlayacaklardı. Daha az vaka olunca, ölüm oranı da düşmeye başlar. Ve ikincil hasarlar da azalır: daha az insan koronavirüs ile ilgili olmayan nedenlerden ölecektir, çünkü sağlık sisteminin yeterli kapasitesi mevcut olacak.

Baskılama bize şunları sağlayacaktır:

  • Daha az toplam koronavirüs vakası
  • Sağlık sistemi ve onu işleten insanlar için derhal rahatlama
  • Ölüm oranlarında azalma
  • İkincil hasarlarda azalma
  • Enfekte, izole ve karantinaya alınan sağlık çalışanları daha iyi olma ve işe dönme fırsatı. İtalya’da enfekte olan sağlık çalışanları, tüm bulaşmaların %8'ini temsil etmekte.

Gerçek Sorunu Anlayın: Test Etme ve İzleme

Şu anda, İngiltere ve ABD’nin gerçek vaka sayıları hakkında hiçbir fikirleri yok. Kaç tane olduğunu bilmiyoruz. Sadece resmi verilerin doğru olmadığını biliyoruz ve gerçek sayı on binlerce vaka. Bu durum yaşanıyor, çünkü test etmiyoruz ve vaka izlemi yapmıyoruz.

  • Birkaç hafta içinde, test durumumuzu düzene koyabilir ve herkesi test etmeye başlayabiliriz. Bu bilgilerin ışığında, nihayet, sorunun ne kadar agresif olmamızı gerektirdiğini ve hangi topluluklarda tecridin kaldırılmasının güvenli olduğunu tam olarak bileceğiz.
  • Yeni test yöntemleri testi hızlandırabilir ve maliyetleri önemli ölçüde düşürebilir.
  • Ayrıca, Çin veya diğer Doğu Asya ülkelerinde olduğu gibi, her hasta kişinin tanıştığı tüm insanları tanımlayabilecekleri ve bu insanların karantinaya alabileceği bir izleme operasyonu kurabiliriz. Bu bize daha sonra sosyal mesafe tedbirlerimiz hakkında birçok fikir verecektir: virüsün nerede olduğunu bilirsek, sadece bu yerleri hedefleyebiliriz. Bu roket bilimi değil: Doğu Asya ülkelerinin bu salgını kontrol etmede başarıyla uyguladıkları (ve diğer ülkelerde de gittikçe elzem hale gelen) acımasız sosyal mesafe önlemlerinin temelidir.

Bu bölümde ele alınan önlemler (test etme ve izleme), koronavirüsün Güney Kore’deki büyümesini tek başına durdurdu ve sert sosyal mesafe önlemlerinin dayatılmasına gerek kalmadan salgını kontrol altına aldı.

Kapasiteyi Arttırmak

ABD (ve muhtemelen İngiltere) savaşa zırhsız bir şekilde girmek üzeredir.
Sadece iki hafta yetecek maske stokumuz var, az sayıda kişisel koruyucu ekipman (“KKE”), yeterli solumun cihazı yok, yeterli YBÜ yatağı yok, yeterli ECMO (kan oksijenleme makinesi) yok… Bu yüzden bir hafifletme stratejisinde ölüm oranı çok yüksek olacak.

Fakat kendimize biraz zaman kazandırırsak, bunu tersine çevirebiliriz:

  • Gelecekteki bir dalga için ihtiyaç duyacağımız tüm ekipmanları satın almak için daha fazla zamanımız olacak
  • Ölüm oranını azaltmak için maskeler, KKD’ler, solunum cihazları, ECMO’lar ve diğer kritik cihaz üretimimizi hızlı bir şekilde arttırabiliriz.

Başka bir deyişle, zırhımızı almak için yıllara ihtiyacımız yok, haftalara ihtiyacımız var. Haydi şimdi üretimimizi hızlandırmak için elimizden geleni yapalım. Ülkeler harekete geçti. Yaratıcı insanlar, solumun cihazı parçaları için 3D yazıcı kullanmak gibi yöntemler uyguluyor. Bunu başarabiliriz. Sadece daha fazla zamana ihtiyacımız var. Ölümcül bir düşmanla karşılaşmadan önce zırh almak için birkaç hafta bekler misin?

İhtiyacımız olan tek kapasite de bu değil. En kısa zamanda sağlık çalışanlarına ihtiyacımız olacak. Onları nereden bulacağız? İnsanları bugün hemşirelerin yaptıkları küçük görevler için eğitmeliyiz ve sağlık çalışanlarını emeklilikten geri çağırmalıyız. Birçok ülke buna çoktan başladı, ancak bu zaman alıyor. Bunu birkaç hafta içinde yapabiliriz, ancak her şey henüz çökmemiş ise.

Toplumdaki Bulaşıcılığı Düşürmek

Halk korkuyor. Koronavirüs yeni. Henüz nasıl yapacağımızı bilmediğimiz çok şey var! İnsanlar el sıkışmayı bırakmayı öğrenemediler. Hâlâ birbirilerine sarılıyorlar. Kapıları dirsekleriyle açmıyorlar. Bir kapı koluna dokunduktan sonra ellerini yıkamıyorlar. Oturmadan önce masaları dezenfekte etmiyorlar.

Yeterli maskeye sahip olduğumuz zaman, bunları sağlık sistemi dışında da kullanabiliriz. Şu anda,maskeleri sağlık çalışanları için ayırmak daha mantıklı. Ancak maske kıtlığı olmasaydı, insanlar günlük yaşamlarında giyerler, bu da hastalandıklarında diğer insanlara bulaşma olasılığını azaltır ve uygun eğitim ile kullananların da enfekte olma olasılığını azaltır. (Bu arada, herhangi bir şey giymek hiç yoktan iyidir.)

Bunların hepsi bulaşma hızını azaltmak için oldukça ucuz yollardır. Bu virüs ne kadar az yayılırsa, ileride virüsü kontrol altında tutmak için o kadar az önlem almamız gerekir. Ancak insanları tüm bu önlemler konusunda eğitmek ve donatmak için zamana ihtiyacımız var.

Virüsü Anlamak

Virüs hakkında çok az şey biliyoruz. Ama her hafta yüzlerce yeni makale geliyor.

Grafik 10: Koronavirüs araştırmalarının hızı

Dünya sonunda ortak bir düşmana karşı birleşti. Dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar bu virüsü daha iyi anlamak için harekete geçiyor.

Virüs nasıl yayılır?
Bulaşma nasıl yavaşlatılabilir?
Asemptomatik (semptom göstermeyen) taşıyıcıların payı nedir?
Bunlar bulaşıcı mı? Ne kadar?
İyi tedaviler nelerdir?
Ne kadar dayanır?
Hangi yüzeylerde?
Farklı sosyal mesafeli tedbirler iletim hızını nasıl etkiler?
Maliyeti nedir?
En iyi izlem (iz sürme) uygulamaları nelerdir?
Testlerimiz ne kadar güvenilir?

Bu sorulara verilecek net yanıtlar, ekonomik ve sosyal zararı en aza indirirken salgına yönelik olan tepkimizi olduğunca isabetli hale getirmemize yardımcı olacak. Ve bu cevaplar yıllar değil haftalar içinde gelecekler.

Tedavi(-leri) Bulmak

Sadece bu da değil, önümüzdeki birkaç hafta içinde bir tedavi bulursak ne olur? Elimizdeki her gün bizi buna yaklaştırıyor. Şu anda, Favipiravir veya Chloroquine gibi birkaç aday var. Ya iki ay içinde koronavirüs için bir tedavi keşfettiğimiz ortaya çıkarsa? Bir hafifletme stratejisini izleyerek milyonlarca ölüme sahip olursak ne kadar aptalca görünürüz değil mi?

Önlemlerin Maliyet ve Faydaları Anlamak

Yukarıdaki tüm faktörler milyonlarca insanın hayatını kurtarmamıza yardımcı olabilir. Gayet yeterli. Ne yazık ki, politikacılar sadece enfekte olmuş kişilerin hayatlarını düşünemezler. Bütün toplumu düşünmelidirler ve ağır sosyal mesafe tedbirlerinin başkaları üzerinde etkisi vardır.

Şu anda farklı sosyal mesafe tedbirlerinin bulaşıcılığı nasıl azalttığı hakkında hiçbir fikrimiz yok. Bu tedbirlerin ekonomik ve sosyal maliyetlerinin ne olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Maliyetlerini veya faydalarını bilmiyorsak uzun vadede hangi önlemlere ihtiyacımız olduğuna karar vermek biraz zor değil mi?

Birkaç hafta, onları araştırmaya başlamak, anlamak, öncelik vermek ve hangilerini uygulamaya devam edeceğimize karar vermek için bize yeterli zaman tanıyacaktır.

Daha az vaka, sorunun daha iyi anlaşılması, varlıkların oluşturulması, virüsün anlaşılması, farklı önlemlerin maliyet-faydasının anlaşılması, halkı eğitmek… Bunlar virüsle savaşmak için bazı temel araçlardır ve bunların çoğunu geliştirmek için sadece birkaç haftaya ihtiyacımız var. Bizi bunun yerine hazırlıksız olarak düşmanımızın ağzına atan bir stratejiye girmek aptalca olmaz mıydı?

4. Çekiç ve Dans

Artık hafifletme stratejisinin muhtemelen korkunç bir seçim olduğunu ve baskılama stratejisinin büyük bir kısa vadeli avantajı olduğunu biliyoruz.
Ancak insanların bu strateji hakkında haklı endişeleri var:

  • Peki ne kadar sürecek?
  • Ne kadar pahalı olacak?
  • Hiçbir şey yapmadığımız durumdaki kadar büyük ikinci bir zirve olacak mı?

Burada, gerçek bir baskılama stratejisinin nasıl görüneceğine bakacağız. Buna Çekiç ve Dans diyebiliriz.

Çekiç

İlk olarak, hızlı ve agresif davranıyorsunuz. Yukarıda bahsettiğimiz tüm nedenlerden dolayı, zamanın değeri göz önüne alındığında, bu şeyi mümkün olan en kısa sürede söndürmek istiyoruz.

Grafik 11: Baskılama (yeşil) vs. Hafifletme (kırmızı) vs. Hiçbir şey yapmamak (siyah) — başlangıçta

En önemli sorulardan biri: Bu ne kadar sürecek?

Herkesin korkusu, ardından gelen ekonomik felaketler ve zihinsel çöküşler ile birlikte evimizde aylarca kilitli kalacağımızdır. Bu fikir maalesef ünlü Imperial College gazetesinde de öne sürüldü:

Grafik 8: Imperial College’a göre baskılama stratejisi

Bu grafiği hatırlıyor musunuz? Mart ayının sonundan ağustos sonuna kadar uzanan açık mavi alan, makalenin ağır sosyal mesafe tedbirleri içeren ilk baskılama olan “Çekiç” olarak önerdiği dönemdir.

Eğer bir politikacıysanız ve bir seçeneğin yüz binlerce veya milyonlarca insanı bir hafifletme stratejisiyle öldürdüğünü, diğer seçeneğin ise aynı vaka ve ölümlerin zirvesinden önce ekonomiyi beş ay boyunca durdurduğunu görüyorsunuz. Kulağa hoş gelen seçenekler gibi durmuyor.

Ama bu böyle olmak zorunda değil. Yukarıda bahsettiğim ve bugün politikayı belirlemede kullanılan makale, içerdiği temel kusurlar sebebiyle acımasızca eleştirildi: Temas takibini (Güney Kore, Çin veya Singapur’daki politikaların temeli budur) veya seyahat kısıtlamalarını (Çin’de kritik öneme sahip) görmezden geliyorlar, büyük kalabalığın etkisini görmezden geliyorlar …

Çekiç için gereken zaman aylar değil haftalardır.

Grafik 12: Wuhan’daki vakalar ve hastalığın yayılması

Bu grafik 23 Ocak’tan bu yana her gün Hubei bölgesindeki (60 milyon nüfuslu) yeni vakaları göstermektedir. 2 hafta içinde ülke işe geri dönmeye başlamıştı. Yaklaşık 5 hafta içinde durum tamamen kontrol altına alındı. Ve 7 hafta içinde yeni teşhis miktarları çok az seviyeye indi. Bunun Çin’in en ağır etkilenen bölgesi olduğunu hatırlayalım.

Burada bahsedilenin turuncu çubuklar, yani tespit edilmiş vaka sayısı, olduğunu unutmayın. Gri çubuklar, yani gerçek vaka sayısı, çok daha önce düşmüştü.

Aldıkları önlemler İtalya, İspanya veya Fransa’da alınan önlemlere oldukça benziyordu: izolasyonlar, karantinalar, insanlara acil bir durum olmadıkça veya yiyecek alışverişi dışında sokağa çıkma yasağı, temas takibi, test, daha fazla hastane yatağı, seyahat yasağı…

Yine de detaylar önem teşkil ediyor.

Çin bu önlemleri daha sert bir şekilde uyguladı: örneğin, hane başına sadece bir kişinin, o da üç günde bir yemek alışverişi için dışarı çıkmaya izni vardı. Ayrıca, kuralların uygulaması da oldukça sert bir şekildeydi. Büyük ihtimalle bu uygulama salgını daha hızlı durdurdu.

İtalya, Fransa ve İspanya’nın aldığı önlemler bu kadar ağır değil ve Çin’deki kadar katı uygulama ve yaptırımlar da yok. İnsanlar hâlâ sokaklarda dolaşıyor, birçoğu maskesiz bir şekilde. Bu durum muhtemelen “daha yavaş bir Çekiç sürecine” yol açacak ve salgının tamamen kontrol almasını geciktirecek.

Bazıları bu durumu “Demokrasiler hiçbir zaman vaka sayısını düşürmekte Çin kadar başarılı olamayacak.” şeklinde yorumluyor. Bu varsayım doğru değil.

Grafik 12.b: Güney Kore’deki günlük vaka sayıları

Güney Kore geçtiğimiz haftalarda Çin dışındaki en büyük salgın patlamasını yaşadı. Şu an orada durum genel olarak kontrol altında ve onlar bunu insanları evlerinde kalmaya zorlamadan başardılar. Güney Kore’nin salgınla mücadelesi agresif bir test yapma, iz sürme, karantina ve izolasyon stratejisi sayesinde başarılı oluyor.

Aşağıdaki tablo farklı ülkelerin uyguladığı önlemli ve bunların sonucunda nasıl bir sonuç aldıklarını gösteriyor. (Bu tablo hâlâ oluşum aşamasında. Katkılara açığız.)

Grafik 13.b: Farklı ülkelerdeki ilaç kullanımı dışındaki tedbirler

Bu durum, daha güçlü bulaşıcı hastalık uzmanlarının otoritesinin güçlü olduğu, hijyen ve sosyal mesafe eğitimi olan, ve erken tespit ve tecrit konusunda başarılı olan ülkelerin salgınla mücadeleyi nasıl çok daha ucuz bir şekilde atlatabildiklerini gösteriyor.

Ne yazık ki, İtalya, İspanya veya Fransa gibi ülkeler bunu iyi yapmadı ve daha sonra yetişmek için Çekiç’i tablonun alt kısmındaki sert önlemlerle uygulamak zorunda kaldılar.

ABD ve İngiltere’de önlem eksikliği, özellikle ABD’de kesin bir tezat oluşturuyor. Bu ülkeler, salgınlarının katlanarak büyümesine rağmen, Singapur, Güney Kore veya Tayvan’ın virüsü kontrol etmesini sağlayan şeyleri hâlâ yapmıyorlar. Ama bu bir zaman meselesi. Ya büyük bir salgınla yüzleşecekler ya da hatalarını geç de olsa fark edip ve çok daha ağır bir Çekiç ile telafi etmek zorunda kalacaklar. Bundan kaçış yok.

Ama hâlâ mümkün olan şeyler var. Eğer Güney Kore’deki gibi bir salgın haftalar içinde ve zorunlu sosyal mesafe olmadan kontrol edilebiliyorsa, sıkı sosyal uzaklaştırma önlemleri ile ağır bir Çekiç uygulayan Batılı ülkeleri de salgını kesinlikle haftalar içinde kontrol edebilirler. Bu bir disiplin ve uygulama meselesidir. Ayrıca nüfusun kurallara ne kadar uyduğuna göre belirlenecektir.

Çekiç yerine oturduğunda ve salgın kontrol altına alındığında, ikinci aşama başlar: Dans.

Dans

Koronavirüsü çekiçlerseniz (baskılarsanız), birkaç hafta içinde kontrol eder ve salgını hedef almak için çok daha iyi durumda olursunuz. Şimdi bu virüsü aşı bulunana kadar muhafaza etmek için uzun vadeli bir çaba geliyor.

Grafik 13: Baskılama (yeşil) vs. Hafifletme (kırmızı) vs. Hiçbir şey yapmamak (siyah) — başlangıçta

Bu muhtemelen insanların bu aşamayı düşünürken yaptıkları en büyük ve en önemli hata: aylarca onları evde tutacağını düşünüyorlar. Bu hiç de böyle değil. Aslında, hayatlarımızın normale yakın hale dönmesi oldukça muhtemel.

Başarılı Ülkelerde Dans

Nasıl oluyor da Güney Kore, Singapur, Tayvan ve Japonya’da uzun süredir vakalar var, Güney Kore’de binlerce vaka var, ama yine de eve kilitli değiller?

Bu videoda Güney Kore Dışişleri Bakanı ülkelerinin nasıl başarılı olduğunu anlatıyor. Aslında çok basitmiş: etkili test, etkili iz sürme, seyahat yasakları, etkili izolasyon, etkili karantina.

Şu makale de Singapur’un yöntemini açıklıyor:

Onların önlemlerini tahmin etmek ister misiniz? Güney Kore ile aynı. Kendi koşullarında , karantina, seyahat yasakları ve gecikmelerden etkilenenlere ekonomik yardımlarda sistemi rahatlattılar.

Diğer ülkeler için çok mu geç? Hayır. Çekiç’i uygulayarak bunu doğru bir şekilde yapmak için yeni bir şans elde edersiniz.

Peki ya tüm bu önlemler yeterli değilse?

R’nin Dansı

Çekiç ile aşının üretilmesi arasındaki aylarca süreyi “Dans” olarak adlandırıyorum çünkü önlemlerin her zaman aynı sertlikte olmayacağı bir dönem olacak. Bazı bölgeler tekrar salgınlar görecek, diğerlerinde uzun süre bir şey olmayacak. Vakaların nasıl geliştiğine bağlı olarak, sosyal mesafe tedbirlerini sıkılaştırmamız gerekecek veya bunları serbest bırakabileceğiz. Bu, R’nin dansıdır: hayatımızı tekrar yoluna sokmak ve hastalığı yaymak, ekonomiden sağlık hizmetlerine karşı önlemlerin dansı.

Bu dans nasıl çalışır?

Her şey R etrafında döner. Hatırlarsanız, R virüsün bulaşma hızıdır. Standart, hazırlıksız bir ülkede, 2 ila 3 arasında bir yerdedir: Enfekte olan birisi virüsü birkaç hafta boyunca ortalama 2 ila 3 kişiye daha bulaştırır.

R, 1'in üzerindeyse, enfeksiyonlar katlanarak salgına dönüşür. Eğer 1'in altındaysa virüs yok olur.

Çekiç sırasında amaç, salgını söndürmek için R’yi mümkün olduğunca hızlı sıfıra yakınlaştırmaktır. Wuhan’da, R’nin başlangıçta 3.9 olduğu hesaplandı ve tecrit ve merkezi karantinadan sonra 0.32'ye düştü.

Ama bir kez Dansa girdikten sonra, artık bunu yapmanıza gerek yok. Sadece R’nin 1'in altında kalmasına ihtiyacınız var. Ve bunu basit birkaç basit önlemle sağlayabilirsiniz.

Grafik 14: Koronavirüs hastalarının hastalığın farklı dönemlerindeki bulaştırma oranı

Bu, farklı hasta türlerinin virüse nasıl tepki verdiğinin yanı sıra bulaşıcılıklarının yaklaşık bir açıklamasıdır. Kimse bu grafiğin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyor, ancak nasıl göründüğünü tahmin etmek için farklı belgelerden veri topladık.

Virüsü kaptıktan sonra her gün insanlar bir bulaştırma potansiyeline sahiptir. Tüm bu bulaşma günleri toplanınca ortalama 2.5 bulaştırma gibi bir değeri bulur.

“Semptomsuz (Hastalık belirtisi göstermeyen)” aşamada da bile bulaşmanın meydana geldiğine inanılmakta. Bundan sonra, semptomlar arttıkça, genellikle insanlar doktora gider, teşhis konur ve bulaşıcılıkları azalır.

Örneğin, önce vücudunuzda virüs var ama belirtileri yok, bu yüzden normal davranıyorsunuz. İnsanlarla konuştuğunuzda virüsü yayıyorsunuz. Burnunuza dokunduğunuzda ve sonra kapı düğmesini açtığınızda, kapıyı açacak ve burnuna dokunacak bir sonraki kişi virüsü kapar (enfekte olur).

Virüs içinizde ne kadar büyürse, o kadar bulaştırıcısınız demektir. Daha sonra, semptomlara başladıktan sonra, yavaş yavaş çalışmayı bırakabilir, yatakta kalabilir, maske takabilir veya doktora gitmeye başlayabilirsiniz. Semptomlar ne kadar büyük olursa, sosyal mesafenizi o kadar artırırsınız, bu da virüsün yayılmasını azaltır.

Hastaneye yattıktan sonra, çok bulaşıcı olsanız bile, izole olduğunuzdan virüsü daha fazla yaymaya meyilli olmazsınız.

Singapur veya Güney Kore gibi politikaların büyük etkisini burada görebilirsiniz:

  • İnsanlar kitlesel olarak test edilirse, semptomları olmadan önce bile tanımlanabilirler. Karantinaya alınan hasta virüsü yayamaz.
  • İnsanlar semptomlarını daha erken tanımlamak için eğitildiyse, mavi renkteki gün sayısını ve dolayısıyla genel bulaşıcılığını azaltırlar.
  • İnsanlar semptomları olur olmaz izole edilirlerse, turuncu fazdan kaynaklanan bulaşmalar kaybolur.
  • İnsanlar kişisel mesafe, maske takma, el yıkama veya dezenfekte etme konularında eğitim almışlarsa, tüm dönem boyunca daha az virüs yayarlar.

Aslında sadece tüm bunlar başarısız olursa daha ağır sosyal mesafe ölçütlerine ihtiyacımız olur.

Sosyal Mesafenin YG’si

(YG: Yatırım getirisi, ing:ROI: Return of investment)

Tüm bu önlemlere karşın hâlâ R = 1'in üzerindeyse, her bireyin karşılaştığı ortalama insan sayısını azaltmamız gerekir.

Bunu yapmanın bazı ucuz yolları vardır, örneğin belirli sayıda kişiden fazla olan etkinlikleri yasaklamak (örneğin 50, 500) veya insanlardan mümkün olduğunca evden çalışmalarını istemek gibi.

Okulları ve üniversiteleri kapatmak, herkesin evde kalmasını istemek veya bar ve restoranları kapatmak gibi önlemler ise çok, çok daha pahalıdır.

Grafik 15: R=1'e ulaşmak. Dans sırasında politikacıların nasıl karar alabileceklerinin görsel örneği

Bu grafik, bugün mevcut veriler olmadığı için biraz kafaya göre hazırlandı. Henüz hiç kimse bu konuda yeterince araştırma yapmamış veya tüm bu önlemleri karşılaştırabilecek bilgiyi bir araya getirmemiştir.

Bu oldukça talihsiz, çünkü politikacıların üzerinde karar vermesi gereken en önemli grafik aslında bu. Kafalarında gerçekten neye göre karar verdiklerini gösterir.

Çekiç döneminde, hâlâ tolere edilebilir seviyede kalırken R’yi mümkün olduğunca düşük seviyede tutmak istiyorlar. Hubei’de 0.32'ye kadar gittiler. Bu kadarına ihtiyacımız olmayabilir: belki sadece 0.5 veya 0.6'ya.

Ancak R’nin Dansı döneminde, uzun vadede 1'in altında kalırken mümkün olduğunca 1'e yaklaşmak istiyorlar.

Liderler farkında olsun ya da olmasın, bunun anlamı şudur:

  • R’yi azaltmak için alabilecekleri tüm önlemleri listeleyin
  • Bunları uygulamanın faydasını anlayın: R’deki azalma
  • Maliyetlerini anlayın: ekonomik ve sosyal maliyet.
  • Girişimleri maliyet-faydalarına göre sıralayın
  • En düşük maliyetle 1'e kadar en büyük R azaltmasını sağlayanları seçin.

Grafik 16: R’nin etrafında nasıl dans edilir. Politikacılar için veri-bazlı karar alımının görsel örneği. Alınacak önlemlerin getirisi, bedeli ve ne kadar işe yarayacağına olan güven.

Bu yalnızca görsel amaçlıdır. Tüm sayılar kafadan uydurmadır. Ancak, gördüğümüz kadarıyla, bu veriler bugün mevcut değildir. Olması gereklidir.

Başlangıçta, bu rakamlara olan güvenleri düşük olacaktır. Ama yine de böyle düşünüyorlar — ve bunun hakkında düşünüyor olmalılar.

Yapmaları gereken şey süreci formüle etmek: Bunun R üzerinde nerede olduğumuzu olabildiğince hızlı öğrenmemiz gereken bir sayı oyunu anlamak önemli. Bir yandan da alınabilecek önlemlerin R’yi azaltma üzerindeki etkisini ve sosyal ve ekonomik maliyetlerini anlamaları lazım.

Liderler ancak o zaman hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda rasyonel bir karar verebilirler.

Sonuç: Bize Zaman Kazandırın

Koronavirüs hâlâ neredeyse her yere yayılıyor. 152 ülkede vakalar var. Zamana karşıyız. Ama olmamıza gerek yok: bunu düşünebilmemiz için net bir yol var.

Bazı ülkeler, özellikle de henüz coronavirüs tarafından vurulmamış olanlar merak ediyor olabilir: Bu bana olacak mı? Cevap: Muhtemelen zaten var. Sadece fark etmedin. Gerçekten vurduğunda, sağlık sisteminiz, sağlık sistemlerinin güçlü olduğu zengin ülkelere göre daha kötü durumda olacaktır. Eşeği sağlam kazığa bağlamalı ve şimdi harekete geçmeyi planlamalısın.

Koronavirüsün zaten mevcut olduğu ülkeler için seçenekler açıktır.

Bir tarafta, ülkeler hafifletme yoluna gidebilir: büyük bir salgın yaratabilir, sağlık sistemini boğabilir, milyonlarca insanın ölümüne sebep olabilir ve vahşi doğaya bu virüsün yeni mutasyonlarını serbest bırakabilirsiniz.

Öte yandan, ülkeler virüsle savaşabilirler. Bize zaman kazandırmak, akıllı ve üzerinde iyi düşünülmüş bir eylem planı oluşturmak ve aşı olana kadar bu virüsü kontrol etmek için birkaç hafta boyunca tecrit ilan edebilirler.

ABD, İngiltere, İsviçre veya Hollanda gibi bazı ülkeler de dahil olmak üzere bugün dünyanın dört bir yanındaki hükümetler hafifletme yolunu seçti.

Yani kavga etmeden vazgeçiyorlar. Diğer ülkelerin başarılı bir şekilde savaştığını görüyorlar, ama diyorlar ki: “Biz bunu yapamayız!

Churchill de aynı şeyi söylemiş olsaydı? “Naziler zaten Avrupa’nın her yerinde. Biz onlarla savaşamayız. Hadi gelin vazgeçelim.” Bugün dünyadaki birçok hükümet bunu yapıyor. Size bununla mücadele etme şansı vermiyorlar. Bunu talep etmelisiniz.

Bilgiyi paylaşın

Ne yazık ki, milyonlarca hayat hâlâ tehlikede. İnsanların fikrini değiştirebileceğini düşünüyorsanız, bu makaleyi veya benzer bir makaleyi paylaşın. Liderlerin bir felaketi önlemek için bunu anlamaları gerekir. Şimdi Harekete geçme zamanı!


Eğer bu alanda uzmansanız ve bu yazıyı veya parçalarını övmek veya eleştirmek istiyorsanız, lütfen bir not veya yorum yazın.

Eğer bu yazıyı başka bir dile çevirmek istiyorsanız, bunu lütfen Medium yazısı şeklinde yapın ve buraya linkini özel not olarak bırakın. Bu yazının şu anda mevcut olan diğer dillerdeki versiyonlarını aşağıda listeledim:

İngilizce
İspanyolca
Fransızca (epidemioloji uzmanı tarafından tercüme edildi)
Çince -Geleneksel (grafikli tamamen çeviri , alternatif çeviri)
Çince -Basitleştirilmiş
Almanca
Portekizce (alternatif çeviri)
Rusça
Japonca
Vietnamca
Lehçe
İtalyanca
İzlandaca (alternatif çeviri)
Yunanca
Endonezce
Malayca
Farsça
Çekce (alternatif çeviri)
Flemenkçe
Norveççe
İbranice
Ukraynaca
İsveççe
Rumence
Bulgarca
Katalanca
Slovakça
Filipince
Macarca

Bu makale bir grup normal dünyadaşın çok büyük vakit ve efor gerektiren çalışması sonucu ortaya çıkmıştır. Bunu yapmaktaki amacımız konuyla alakalı mevcut olan bilgileri düzenli ve sindirilebilir bir şekilde başkalarına sunup onların da koronavirüs hakkında bilgilenmelerini sağlamaktır.

Dr. Carl Juneau (enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve Fransızca tercüme), Dr. Brandon Fainstad, Pierre Djian, Jorge Peñalva, John Hsu, Genevieve Gee, Elena Baillie, Chris Martinez, Yasemin Denari, Christine Gibson, Matt Bell, Dan Walsh, Jessica Thompson, Karim Ravji, Annie Hazlehurst, ve Aishwarya Khanduja’ya çok teşekkürler. Bu bir takım çalışmasıydı.

Ayrıca Berin Szoka, Shishir Mehrotra, QVentus, Illumina, Josephine Gavignet, Mike Kidd, ve Nils Barth tavsiyeleri için çok teşekkürler. Çalıştığım şirket olan Course Hero’ya da bana bu isle ilgilenmem için zaman ve özgürlük tanıdıkları için teşekkürler.

Tomas Pueyo

Insights about Growth, including Coronavirus Growth

Tunay Okumuş

Written by

M. Sc. in Engineering (Energy, Battery-cells, analytics, machine learning). TU Braunschweig. IEL’11

Tomas Pueyo

Insights about Growth, including Coronavirus Growth

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade