<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:cc="http://cyber.law.harvard.edu/rss/creativeCommonsRssModule.html">
    <channel>
        <title><![CDATA[ATÖLYE İçgörüler - Medium]]></title>
        <description><![CDATA[ATÖLYE stratejik tasarım ve inovasyon danışmanlığıdır. Toplululuğundan güç alan yaklaşımımızla, kuruluşların kalıcı etki yaratmak için karmaşık zorlukların üstesinden gelmesine yardımcı oluyoruz. - Medium]]></description>
        <link>https://medium.com/atolye-icgoruler?source=rss----dba16014a06a---4</link>
        <image>
            <url>https://cdn-images-1.medium.com/proxy/1*TGH72Nnw24QL3iV9IOm4VA.png</url>
            <title>ATÖLYE İçgörüler - Medium</title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler?source=rss----dba16014a06a---4</link>
        </image>
        <generator>Medium</generator>
        <lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 22:19:14 GMT</lastBuildDate>
        <atom:link href="https://medium.com/feed/atolye-icgoruler" rel="self" type="application/rss+xml"/>
        <webMaster><![CDATA[yourfriends@medium.com]]></webMaster>
        <atom:link href="http://medium.superfeedr.com" rel="hub"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Perspektif İstanbul]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/perspektif-istanbul-dcbaad8995ce?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/dcbaad8995ce</guid>
            <category><![CDATA[today-at-apple]]></category>
            <category><![CDATA[teknoloji]]></category>
            <category><![CDATA[perspektif-i̇stanbul]]></category>
            <category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
            <category><![CDATA[apple]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 17 Mar 2022 14:59:13 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-03-17T14:59:13.648Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*dGHkSirW4G2Df8L4c22TjA.jpeg" /><figcaption>Illüstrasyon: <a href="https://famstore.co/collections/neda-mamo">Neda Mamo</a> (<a href="https://famhub.co/">fam°</a>)</figcaption></figure><h4>ATÖLYE ve Today at Apple’dan, şehre taze bir perspektiften bakan bir program</h4><p>Yazarlar: <a href="https://medium.com/u/7353611908c7">Emre Erbirer</a>, <a href="https://medium.com/u/732e0695d176">Gulnaz Or</a>, <a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0">Melissa Clissold</a><br>Editör: <a href="https://medium.com/u/336081b87336">Oytun Elacmaz</a><br>Çevirmen: Gizem Ünsalan</p><blockquote>“İstanbul. Dışarıdan bakanın kaos olarak gördüğüne, biz ev diyoruz.”</blockquote><p>Her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar geçen sürede değiştiği bir zamanda yaşıyoruz. Yolda yürürken, yeni bir dönemece geldiğimizde bazen başladığımız noktayı unutuyoruz. Öğrenmek, ilham almak ve üretmek için duraksamamız gerektiğini fark ediyoruz. Yaratıcı işlerle uğraşan herkesin bildiği üzere İstanbul gibi kaosun hüküm sürdüğü bir şehirde ilhamın kaynağı sonsuzdur ve <strong>kaos, yaratıcılığımızın farklı biçimlerde açığa çıkmasına ve ifade edilmesine olanak sağlayabilir.</strong> <a href="https://perspektif.istanbul/">Perspektif İstanbul</a> bize tam da bunu yapma fırsatını sundu.</p><p><a href="https://www.apple.com/tr/today/">Today at Apple</a> ve ATÖLYE iş birliğinde gerçekleşen program, deneyim odaklı etkinlikler serisi ile <strong>teknoloji ve yaratıcılığı bir araya getirerek kent kültürünü kutlamayı ve şehre bakmanın yeni yollarını önerdi.</strong> 22 Ekim — 5 Aralık 2021 tarihleri arasında tüm şehri hem çevrimiçi ortamda hem de Apple Bağdat Caddesi’nde bir araya gelmeye davet eden Perspektif İstanbul, katılımcıların ilham verici bir toplulukla buluşarak sanatın farklı biçimleri aracılığıyla yaratıcılıklarını keşfetmelerine olanak tanıdı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*uWpsjXowRmRTcK0QKPcyTQ.png" /><figcaption>Apple Bağdat Caddesi açılışı için Murat Palta tarafından üretilen eser</figcaption></figure><p>Program üzerinde çalışmaya başladığımızda <strong>üç ana temaya odaklanmayı amaçladık:</strong> <strong>yaratıcı akışkanlığı beslemek, şehri kutlamak ve iyilik için teknolojiyi kullanmak</strong> -ve bunu İstanbul’un yaratıcı bir toplulukla etkileşime girerek gerçekleştirmek. Yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen, <strong>19 sanatçı tarafından hazırlanan 13 etkinlikten oluşan </strong>programda yaratıcı keşiflerimiz aracılığıyla yaşadığımız şehre, kapladığımız alana ve en önemlisi de birbirimize yeni bir bakış açısıyla bakmanın yollarını aradık.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*aTPTTJcrQAke4g0sDW7jHA.png" /><figcaption>Perspektif İstanbul’un açılış etkinliğinden bir fotoğraf</figcaption></figure><p>Programı hayata geçirmeden önce temalarımızı belirleme konusunda yaratıcı işlerle uğraşan kişilerle gerçekleştirdiğimiz kapsamlı görüşmelerden yararlandık. Bu sayede onların ihtiyaç ve isteklerine daha yakın bir mercekle bakabildik. Araştırmamız sırasında görüştüğümüz kişilerden biri, topluluk fikrine şu cümleyle vurgu yaptı:</p><blockquote>“Topluluk oluşturmaya yatırım yapmak gerekiyor. Yaratıcı kişilerin birlikte üretebilmeleri için aralarında sıradışı karşılaşmalar başlatmak önemli.”</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*sAJmB0Vb9W00QKCadz-ilQ.png" /><figcaption>Perspektif İstanbul’a katılan bazı yaratıcı kişilerle gerçekleştirdiğimiz açılış paneli</figcaption></figure><p>Yaratıcı kişilerin çoğu, aralarında iklim krizi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kültürel çeşitlilik gibi güncel sosyal ve çevresel konuları ele alarak bu konularla mücadele etmeye hevesli olduklarını belirtti. Biz de buradan yola çıkarak üç temamıza ilişkin bir kavramsal çerçeve oluşturmaya başladık:</p><h4>Yaratıcı Akışkanlık</h4><p>Disiplinlerarası yaratıcılığın sınırları son yıllarda gerçek anlamda her zamankinden daha da bulanık hâle geldi. <strong>Yaratıcı çalışmalarda bulunan farklı disiplinlerden kişiler, çoğunlukla sınırları daha da zorlamak için bir araya geliyorlar.</strong></p><p>Örneğin; Apple Bağdat Caddesi’nin açılışında bir araya gelen Avustralyalı sanatçı ikilisi <a href="https://www.tinanded.com.au/">Tin&amp;Ed</a> ile ses tasarımcısı <a href="https://www.instagram.com/oguznr/?hl=tr">Oğuz Öner</a>, “<a href="https://perspektif.istanbul/speaking-vessel-tr/">Speaking Vessel</a>” adlı bir artırılmış gerçeklik sergisine imza attılar. Artırılmış gerçekliğin gücünü kullanarak Türkiye’den on dört sanatçının nesne çizimlerine hayat veren Tin&amp;Ed, izleyicilerin bu vazo formundaki nesneleri fiziksel bir alanda teknoloji yardımıyla duyabilmelerini ve görebilmelerini sağladı. <strong>Aslında keşfedilmek istenen -ve heyecan verici, akışkan yaratıcı pratiklere yol açan- tam olarak dijital ve analog formlar arasındaki bu etkileşim.</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*PMAKMZX-k03dsLoc.jpg" /><figcaption>Tin &amp; Ed’in artırılmış gerçeklik sergisinden bir fotoğraf</figcaption></figure><p><em>Siz de Speaking Vessel sergisini deneyimlemek ister misiniz? Tüm yapmanız gereken </em><a href="https://apps.apple.com/tr/app/speaking-vessel/id1590231994"><em>uygulamayı buradan indirerek</em></a><em> Apple Bağdat Caddesi’ni ziyaret etmek.</em></p><p>Program, katılımcıların açılış etkinliğinde gerçekleştirdikleri ortak sohbetle başladı. “More Than I Want to Know About I” isimli çalışmalarıyla konuk olan <a href="https://www.instagram.com/piknik.works/">Piknik Works</a>, katılımcılara, <a href="https://www.instagram.com/p/CVVsg8QgZ7c/">iPad’le çizim yaparak veya yazı yazarak yanıtlayabilecekleri birkaç soru yöneltti</a>. Sorulan sorulardan bazıları şöyleydi:</p><blockquote>“Bugün dünyanın son günü olsaydı sosyal medyada ne paylaşırdın?” “Duygularını üç emojiyle anlatabilir misin?”</blockquote><p>Bu ortak sohbetin sonunda ortaya çıkan mural, fikir ayrılıkları ve fikir birliklerinin bir arada bulunduğu zengin bir dokuyu yansıtıyordu. Bir diğer deyişle, sıradan bir gözlemciye kentli katılımcıların fikir ve öngörülerinden oluşan bir derleme sunuyordu.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*zGPlS__P6nYxcWi71vFQtw.jpeg" /><figcaption>Katılımcılar, “More Than I Want to Know About I” sırasında Piknik Works tarafından düzenlenen toplu çizim diyaloğuna katıldılar.</figcaption></figure><p>Perspektif İstanbul’u zenginleştiren yaratıcılar arasında; iklim krizini ele alan podcast serisi <a href="https://www.instagram.com/esmiyor.podcast/">Esmiyor</a>, işlerinde kuir sanat ve cinsel kimliklere odaklanan <a href="https://www.instagram.com/sinantuncay/">Sinan Tuncay</a> ile “fijital” (fiziksel-dijital) dediğimiz alanda kadın rolleri ve fırsat eşitliği gibi konuları irdeleyen <a href="https://www.instagram.com/meeltemsahin/">Meltem Şahin</a> yer aldı. Yaratıcı işlerle uğraşan bu kişilerin tamamı, kendi alanlarındaki keşiflerini çeşitli disiplinler ve mecralar aracılığıyla gerçekleştiriyor.</p><p>Meltem Şahin’in sunduğu “Hareketli Canavarlar” ile katılımcılar kendi resmettikleri canavarları sonradan canlandırma heyecanını tattılar.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*e6ybZIcIear1raxlzLHlig.gif" /></figure><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*H8doFPb8trQrzzTL3OGupw.png" /><figcaption>Apple Bağdat Caddesi’nde (sağ) gerçekleşen Meltem Şahin’in “Hareketli Canavarlar” etkinliğinden bir katılımcının üretimi (sol)</figcaption></figure><p>Sinan Tuncay’ın “Kolaj Otoportreler” etkinliğinde katılımcılar, konu ile alan arasındaki ilişkiyi irdelerken durağan veya hareketli kolajlarla kendilerini ifade etmenin yeni bir yöntemini keşfettiler.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*J5sJvwagMsj7-SFF3ezliQ.png" /><figcaption>Sinan Tuncay’ın “Kolaj Otoportreler” etkinliğinden katılımcı çalışmaları</figcaption></figure><p>“Takımyıldızı Kaligrafi” etkinliğinde ise Extramücadele olarak tanınan <a href="https://memederdener.com/">Memed Erdener</a>, katılımcıların iPad’de Procreate programını kullanarak bir harfin nasıl tasarım unsuru olarak değerlendirebileceğini, kendi formunu aşarak farklı harflerle bir araya gelebileceğini ve böylelikle başlı başına bir sanat eseri oluşturabileceğini keşfetmelerini sağladı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*fGM_5dbjpRxPTTkEfvfYew.png" /><figcaption>Memed Erdener’in “Takımyıldızı Kaligrafi” etkinliğinden katılımcı çalışmaları</figcaption></figure><p>Düzenlediğimiz çevrimiçi etkinliklerden biri de Apple Bağdat Caddesi’nin açılışı için ürettiği eserin görsel anlatısında minyatür sanatının estetiğiyle sokaktan gündelik anları bir araya getiren <a href="https://www.instagram.com/mr.muratpalta">Murat Palta</a> ile gerçekleşti. “Minyatür Yeni Dünya”da katılımcılar kendi minyatürlerini üretmeyi öğrendi.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*LjcLBWoDo3uvsDzrGiwoQw.png" /><figcaption>Murat Palta’nın “Minyatür Yeni Dünya” etkinliğinden bir katılımcının çalışması</figcaption></figure><p>Palta, minyatür gibi geleneksel bir sanat yöntemini kullanarak şehri ve güncel konuları yeniden yorumluyor. Bu etkinlik de analog yöntemlerin dijital ortamlarla nasıl iç içe yer alabileceğini gösterdi. Katılımcıların ürettikleri çalışmaların çoğunu oluşturan analog eserlerde klips veya tel zımba gibi malzemelerin bolca kullanılması, yaratıcılığın gündelik yaşama ait objelerden de doğabileceğini gösterdi.</p><p>Son olarak genç katılımcıları kendi canavarlarını çizmeleri için teşvik eden <a href="https://www.instagram.com/gokceirten/?hl=en">Gökçe İrten</a>’in etkinliği gerçekleşti. Oluşturulan eserler etkinlik sonunda bir araya getirilerek ortak bir “canavarlar” kitabı oluşturuldu. Bu etkinliğe katılan küçük misafirlerimizden biri şu yorumda bulundu:</p><blockquote>“Normalde resim çizmeyi pek sevmem ve kendimi yeteneksiz görürüm, ama burada bayağı eğlendim.”</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*pJcDo3YsxsNZ2i6bSS1vYQ.jpeg" /><figcaption>Gökçe İrten’in “Kitap Yap” etkinliğinden bir katılımcının çalışması</figcaption></figure><p><em>Siz de </em><a href="https://procreate.art/"><em>Procreate</em></a><em> kullanarak çizim ve animasyon sanatında kolayca keşfe çıkabilirsiniz. Kendinize vakit ayırarak veya çocuklarınızla birlikte denemeye ne dersiniz?</em></p><h4>İstanbul: Şehre Övgü</h4><p>“İstanbul” teması çerçevesinde gerçekleşen etkinlikler İstanbul’un benzersiz kentsel dokusundan ve şehir yaşantısından ilham aldı. Şehrin tarihine işlenmiş kentsel yaşamı kutlarken bir yandan da muhtemel karşılaşmalardan keyif almak ve etrafımızdaki hatıraları, imgeleri ve deneyimleri görünür kılmak istedik. Bu tür küçük anları yaratıcı dışavurumlar için ilham kaynağı olarak kullanmanın şehirdeki bu eklektik “yaratıcı kültürünü” besleyen unsurlardan olduğuna inanıyoruz.</p><p>Şehri dolaysız bir şekilde deneyimleyerek onu onurlandırmayı hedefledik -ve <a href="https://www.instagram.com/oguznr/?hl=tr">Oğuz Öner</a>’in “Şehrin Seslerini Yakalayın” etkinliğiyle da tam olarak bunu başardık. Bağdat Caddesi’nde yürüyüşe çıkan katılımcılar, yürüyüş sırasında duydukları sesleri kaydettikten sonra iPad’de GarageBand uygulamasını kullanarak bu görüntüleri bir müzik kompozisyonuna dönüştürdüler. Bu etkinliğin sonunda ortaya çıkan kompozisyonlardaki çeşitlilik, İstanbul’un ne kadar hayat dolu bir şehir olduğunu tekrar gözler önüne serdi. Oğuz Öner’in kendi yorumuyla;</p><blockquote>“İstanbul gerçekten dolu dolu bir şehir. Kendi içinde kaotik alanları var; sakin, daha meditatif alanları var. Başka şehirlerde böylesine dinamik bir işitsel grafik görmüyorum.”</blockquote><p>Sesleri keşfetmeye <a href="http://instagram.com/ahkosmos">Ah! Kosmos</a> tarafından hazırlanan “Seslerin İzini Sürün” etkinliğiyle devam ettik. Bu etkinlikte, birkaç basit yönlendirmeyle kendi kayıtlarımızı alıp kendi şarkılarımızı üretme fırsatımız oldu.</p><p><em>Kendiniz denemeye ne dersiniz? Yapmanız gerekenler oldukça basit: yürüyüşe çıkıp duyduğunuz sesleri telefonunuza kaydedin, ardından </em><a href="https://www.apple.com/tr/mac/garageband/"><em>GarageBand</em></a><em> türü bir uygulamayla bu sesleri dilediğiniz gibi değiştirebilir, başka sesler veya örnekler ekleyebilirsiniz.</em></p><p>Şehri deneyimlememize fırsat tanıyan bir diğer etkinlik, <a href="https://www.instagram.com/a_corner_in_the_world/">A Corner in the World</a>’ün hazırladığı “Sanat Yürüyüşü: Karşılaşmalar” performansıydı. Bağdat Caddesi çevresindeki belirli kamusal ve özel alanlarda kısa performanslardan oluşan bu sanat yürüyüşünde katılımcılar, bu anları <a href="https://www.apple.com/tr/clips/"><em>Clips</em></a><em> </em>uygulaması üzerinden kayda alıp kurgulayarak teknolojiyi ve performans sanatını bir araya getirdiler. Sanat ve teknoloji aracılığıyla şekillenen bu deneyimle aslında her gün önünden geçtiğimiz mekânların bizdeki yansımalarının ne denli farklı olabileceğini gördük.</p><p>Bu görüntüleri, sesleri ve duyguları bizzat deneyimlemek için aşağıdaki videomuza göz atın!</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2FAfBBhJbWDPY%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DAfBBhJbWDPY&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2FAfBBhJbWDPY%2Fhqdefault.jpg&amp;key=a19fcc184b9711e1b4764040d3dc5c07&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/d7c4fa853e0aedb63bf32e9b54ad6ee7/href">https://medium.com/media/d7c4fa853e0aedb63bf32e9b54ad6ee7/href</a></iframe><h3>İyilik için Teknoloji</h3><p>“İyilik için Teknoloji” temasıyla hedefimiz, teknolojideki yeni pratikleri ve yaratabilecekleri olumlu sosyal etkiyi öne çıkarmak oldu.</p><p>“Yaratıcılık”, yakın zamana kadar üretmek için gerekli olan araçlara veya eğitime sahip insanlarla sınırlı bir faaliyetti. <strong>Ancak, bugün teknoloji sayesinde insanlar bu tür engelleri aşarak diledikleri gibi üretme ve paylaşma olanağına sahipler.</strong></p><p>Teknoloji kelimesi, <a href="https://www.teachthought.com/the-future-of-learning/novice-technology">etimolojik bakımdan</a> Yunanca “techne” ve “logos” kelimelerine dayanır. “Techne”; sanat, zanaat ya da belirli bir şeyin kazanılma yolu anlamına gelirken “logos” ise kelime, iç düşünceleri yansıtan bir ifade ya da sözlü bir dışavurum anlamını taşır. <strong>Teknoloji de aslında sanatımızı veya zanaatımızı dışa vurmanın bir yoludur; hem bireysel hem de toplumsal olarak gelişmemize yardımcı olabilecek teknolojilere herkesin erişimi olması gerekir.</strong></p><p>Bu tanımdan yola çıktığımız zaman teknoloji, olası gelecekleri tasarlamak ve bu tasarıları farklı biçimlerde yansıtabilmek için bir gereklilik hâline geliyor. <a href="https://www.instagram.com/herkesicinmimarlik/">Herkes İçin Mimarlık</a> da benzer bir soruyu “Ütopya Mahalle” etkinliğinde ele aldı:</p><blockquote>“Gelecekte yaşamak isteyeceğimiz mahallelerin inşasında teknolojiyi nasıl kullanabiliriz?”</blockquote><p>Etkinlik sırasında katılımcılar, geleceğin kentsel yaşam alanlarını kurgulamak için Keynote programını kullanarak hayallerindeki şehirleri oluşturdular.</p><p><a href="https://www.apple.com/tr/keynote/"><em>Keynote</em></a><em> ile yapabilecekleriniz tahmininizden de fazla. Sunumlar üretmenin yanı sıra fikirlerinizi not etmek, kolajlar oluşturmak, başkalarıyla ortak çalışmak ve kendi GIF’lerinizi üretmek için kullanabilirsiniz.</em></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Kn8L7xZLqzSF2CWn3awBXw.png" /><figcaption>Herkes İçin Mimarlık’ın “Ütopya Mahalle” etkinliğinden katılımcıların çalışmaları</figcaption></figure><p>İklim krizini ele alan <a href="https://www.esmiyor.earth/">Esmiyor Podcast</a> yaratıcılarının kurguladığı “Podcast Yayınına Yolculuk” etkinliği, katılımcılara ilgilendikleri bir meseleyle ilgili bir gün sunabilecekleri bir podcast’in tanıtımını tasarlama ve üretme fırsatını sundu.</p><blockquote>Peki, geleceğin teknolojileri nasıl görünecek?</blockquote><p>Bu soruyu sorduğumuzda; gün geçtikçe daha hızlı değişen ve hayatımıza daha fazla nüfuz eden tüm bu yeni teknolojilerin nasıl kullanılacakları ve nasıl toplumsal faydaya katkıda bulunabilecekleri meselelerini değerlendirmek için doğru zamanda olduğumuzu fark ettik. <a href="http://instagram.com/cbuyukberber">Can Büyükberber</a>’in sanat ve tasarımı bilimsel araştırmayla buluşturan etkinliği sırasında toplum ve teknoloji eksenindeki bu meselelere yanıt aradık.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*zK4Nvkfu9RgpT7nmBH3lFA.png" /><figcaption>Can Büyükberber’in “Yeni Boyutlar” etkinliğinden bir katılımcının çalışması</figcaption></figure><p>Son olarak <a href="https://www.instagram.com/nunulanka/">Nurbanu Asena</a>’nın etkinliğinde katılımcılar günlük hayattan aldıkları ilhamla kendi üç boyutlu artırılmış gerçeklik heykellerini oluşturma fırsatı buldular. Ne de olsa sokakta yürürken yanımızda gerçeğe uygun boyutlarda artırılmış gerçeklik heykelleri göreceğimiz günler çok da uzak bir gelecekte olmayabilir.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*5uFuFoxCbzKh161HtNMXPQ.png" /><figcaption>Nurbanu Asena’nın “Artırılmış Gerçeklik” etkinliğinden bir katılımcının çalışması</figcaption></figure><blockquote>“Her insan anlatacak özgün bir hikâyesi olan bir medyum. Sadece seyirci olmalarını bekleyemezsin.”</blockquote><p>Perspektif İstanbul’da <strong>herkes kendi hikâyesini anlatabildi.</strong> Yerel kültürün farklı unsurlardan beslenen zenginliğiyle birlikte Bağdat Caddesi’nin hikâyesi de yeniden hayat buldu. <strong>Etkinliklerde, duyusal deneyimlerin canlandırdığı kolektif anıların açtığı özgür ifade alanı ile birlikte </strong>sanatçılar ve katılımcılar -teknolojiye erişim sayesinde- kendi akışkan pratiklerini keşfetme, bununla birlikte fiziksel/dijital gibi ikiliklerin birleşiminden beslenme şansı buldular.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*H8DGkolVeVwiqgoUuSSVTQ.png" /><figcaption>Çevrimiçi etkinliklerimizden bir görsel</figcaption></figure><p>Perspektif İstanbul ayrıca <strong>yaratıcı topluluklar arasında yeni bağların kurulmasına, yeni diyalogların oluşturulmasına ve en önemlisi sınırların ortadan kalktığına tanık olduğumuz dijital çağda yeni olasılıkların ve bilinmezlerin güzelliğini görebilmemize</strong> de fırsat tanıdı. İstanbul’u, birbirimizi, teknolojiyi ve yaratıcılığı yeni bakış açılarıyla görmemize yardımcı olurken birlikte topluluk olarak üretmek ve paylaşmak için ilham almamızı sağladı.</p><p>Program ile ilgili daha fazlasını görmek için #perspektifistanbul etiketine göz atabilirsiniz. Yukarıda anlatılan yaratıcı faaliyetlerden herhangi birini deneyecek olursanız çalışmanızı aynı etiketle bizimle paylaşabilir, böylece herkesin bu yaratıcı diyaloğa dâhil olmasını sağlayabilirsiniz.</p><p>Son olarak Perspektif İstanbul katılımcılarının oluşturduğu diğer eserleri görmek için <a href="https://perspektif.istanbul/">internet sitemizi</a> ziyaret etmeyi unutmayın.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=dcbaad8995ce" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/perspektif-istanbul-dcbaad8995ce">Perspektif İstanbul</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ortak Çalışma Alanlarında İş Birliğinin Geleceği]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/ortak-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma-alanlar%C4%B1nda-i%CC%87%C5%9F-birli%C4%9Finin-gelece%C4%9Fi-acfd43f5d3f4?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/acfd43f5d3f4</guid>
            <category><![CDATA[i̇şbirliği]]></category>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <category><![CDATA[yaratıcı-platform]]></category>
            <category><![CDATA[i̇şin-geleceği]]></category>
            <category><![CDATA[ortak-çalışma-alanı]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 15 Feb 2022 14:39:00 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-02-15T14:39:00.101Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*bqxGDLDWoL7pjt-eT0b4GA.jpeg" /><figcaption>Illustration: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/ezgi-arslan/">Ezgi Arslan</a> (<a href="https://famhub.co/">fam°</a>)</figcaption></figure><h4>Fiziksel mekâna bağımlılığın ötesinde platform odaklı bir anlayışı benimsemek</h4><p>Yazar: <a href="https://medium.com/u/547c1b66b1c7">Engin Ayaz</a><br>Editörler: Ömer Faruk Ataş, <a href="https://medium.com/u/1bd39e45508">Özgür Arslan</a>, <a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0">Melissa Clissold</a>, <a href="https://medium.com/u/336081b87336">Oytun Elacmaz</a><br>Metin İçi Görselleştirmeler: <a href="https://medium.com/u/2cb25c1498d1">Aleyna Tezer</a><br>Çeviri: Gizem Ünsalan</p><p>Ortak çalışma düzeni son on yılda dünyayı ele geçirmişken, böyle bir önermenin önümüzdeki yıllar için sunduğu değeri gözden geçirmek için doğru zamandayız. ATÖLYE olarak bizler; fırsatın, mekân odaklı bir ortak çalışma alanından uçtan uca ve platform bazlı bir ortak çalışma modeline geçilmesinde yattığına inanıyoruz.*</p><h4>Etkileşimlerin Canlandırılması</h4><p>Başlangıçta ortak çalışma alanları, kendine iş dünyasında gayrimenkulleri verimli bir şekilde değerlendirme seçeneği olarak yer buldu. Bu, mekânların performansının fiziksel alanın kullanımı ya da paylaşımlı hizmetlerin verimliliği gibi metriklerle ölçülmesi anlamına geliyordu. Daha sonra bu konsept, mekân içerisinde gerçekleşen etkileşimlerin sayısını artırmak amacıyla komünite inşa etme ve programlama gibi yüzeysel etki yaratabilecek faaliyetlerle desteklendi. Ancak kanımca bu eklemeler, vaat ettikleri bağlantı ve iş birliği beklentilerini karşılayamadı.</p><p>Bu dinamizm eksikliği, etkileşimde ve iş birliklerinde gelişimi teşvik edecek bir sistemin olmamasından kaynaklanıyor. Bu mekânların çoğu, en basit anlatımla, gerçekleşen iş birliklerini izlemek için gerekli mekanizmalara sahip değiller ve bu tür iş birliklerinden faydalanamıyorlar. Bir diğer deyişle, birçok ortak çalışma alanı bir “platform” olarak faaliyet göstermiyor. Bu zihniyet eksikliğine sadece ortak çalışma alanlarında da rastlanmıyor. Hızlandırıcı ve kuluçkalar bile kimi zaman esas noktayı kaçırıp yalnızca start-up firmalara hizmet vermeye odaklanıyor ve bu esnada onların birbirleriyle etkileşim halinde değil, silolar halinde kapalı bir şekilde büyümelerine sebep oluyorlar.</p><blockquote>Geleceğe baktığımızda asıl fırsatın özgün platform işletmeleri oluşturmakta yattığına inanıyoruz. Fiziksel alan ise bu platformların birçok temas noktasından yalnızca biri.</blockquote><p>Böyle bir platformun en önemli unsurlarından biri, üyeler arasındaki etkileşimleri ölçebilmek. Buna paralel olarak; cömertliği, katkısı ve katılımı ile öne çıkan kişileri komünite içerisinde oluşturulan değerden yararlanabilecekleri şekilde ödüllendirmek, üyeleri daha aktif olmaya teşvik etmek açısından harika bir yöntemdir. Üretilen değerin paylaşımı, blok zincirine (blockchain) dayalı jetonlar veya otomatikleştirilmiş etkileşim katsayısı gibi dolaylı ve soyut şekillerde yapılabileceği gibi şirket hisseleri veya kâr paylaşımı gibi daha doğrudan yöntemlerle de gerçekleşebilir.</p><h4>Etkileşim Katsayıları</h4><p>ATÖLYE olarak iş birliklerinin gücüne inanıyoruz ve ortak çalışma alanı modelinin — her ne kadar iş birliklerinin doğmasına katkısı olsa da — kendi başına yeterli olmadığını düşünüyoruz. Üyelerimizin ritüellerimiz (örneğin “oyun” unsurunun öne çıktığı “seyir defterleri”, 101 dersleri, beceri paylaşım etkinlikleri veya “potluck” yemekleri) aracılığıyla birlikte öğrenmeleri önemli bir unsur, bu ortak oyun ve deneyimler vasıtasıyla beslediğimiz aidiyet hissi de öyle.</p><p>Öğren-çalış-oyna çerçevesini şu şekilde hayata geçiriyoruz:</p><blockquote>ATÖLYE olarak komünitemiz üyeleri arasındaki etkileşimleri ölçmek amacıyla Etkileşim Katsayısı sistemini geliştirdik.</blockquote><p>Bu puanlama sisteminde; komünite üyelerinin günlük aktivitelerini gözlemleyip bu faaliyetlerin sıklığını, derinliğini ve kapsamını çeşitli etkileşim temas noktalarını baz alarak onlara puan veriyoruz.</p><p>Yalnızca bir ölçüm aracı olmayan Etkileşim Katsayısı, aynı zamanda üyeleri komüniteye daha fazla katılmaları yönünde destekleyen ve katkılarını görünür kılan bir teşvik mekanizmasıdır. Etkileşim puanları belirli bir seviyenin üzerinde olan üyelerimizi; ücretsiz üyelik, komünitedeki görünürlüklerini artırma, komünite kurullarından birine dahil olma vb. yollarla ödüllendirmek, dinamizmi teşvik etme yöntemlerimizden yalnızca birkaçı.</p><h4>Kişisel Yolculuklardan Güç Almak</h4><p>Bu noktada öne çıkarılabilecek esas fayda; diğer ortamlara kıyasla daha çok çeşitlilik barındıran, daha akışkan ve daha çok etki odaklı bir ortam oluşturulmasıdır:</p><ul><li><em>Çeşitlilik</em> hem üye profilimizi hem de komünite kürasyon biçimimizi kapsadığından daha fazla güzel tesadüfler, daha çok yaratıcı hamleler ve genel olarak daha ilginç bir deneyimi ifade ediyor.</li><li><em>Akışkanlık</em>, her bir üyenin kendi istekleri doğrultusunda hareket edebilmesiyle birlikte birçok farklı olasılık ve potansiyeli deneyimlemesini kapsıyor.</li><li><em>Etki odaklılık</em> ise ATÖLYE’nin merkezine aldığı noktalarından biri olarak üyelerin projeler etrafında bir araya getirilmesini işaret ediyor.</li></ul><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*rIPrz4vbKWG3_1iTPDaOYA.png" /><figcaption>ATÖLYE’de Mikro Ölçekteki Kişisel Etkileşimlerin Temsili</figcaption></figure><p>Aynı zamanda, bu güzel tesadüf ve dönüşüm hikayelerini yansıtmak için hazırladığımız çalışmalar arasında “ATÖLYE Journeys” adını verdiğimiz bir video serimiz de bulunuyor. Buradaki “journey” (yolculuk) kelimesinin kilit unsur olduğunu düşünüyoruz. Bu hikayeler; insanların hayatlarına ve isteklerine dair bir kesit sunarken ATÖLYE komünitesinin, bu bireylerin yaşamlarında oynadığı rolü de gösteriyor. Videolar arasında ATÖLYE ile kamusal bir etkinlik aracılığıyla tanışıp önce komünite üyesi, sonra da proje ortağı olan insanların hikayeleri yer alıyor. Bunun yanı sıra tam zamanlı işlerini bırakıp dünyaya daha fazla fayda sağlayabilecekleri kariyerlere atılan kişilerin hikayelerine de yer veriliyor.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fembed%2Fhkzl24BkH6k%3Ffeature%3Doembed&amp;display_name=YouTube&amp;url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3Dhkzl24BkH6k&amp;image=https%3A%2F%2Fi.ytimg.com%2Fvi%2Fhkzl24BkH6k%2Fhqdefault.jpg&amp;key=a19fcc184b9711e1b4764040d3dc5c07&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=youtube" width="854" height="480" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/e62e9f84fc492716c65080953ec3b2f4/href">https://medium.com/media/e62e9f84fc492716c65080953ec3b2f4/href</a></iframe><p>Çalışma alanımız, sosyal ve profesyonel karşılaşmaların akıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlayan bir ortam görevi görüyor. Bu akışkanlık da insanların farklı farklı profesyonel ve sosyal kimliklerini ortaya koyabilmelerine olanak tanıyor. Çalışma alanında gerçekleşen mutlu tesadüflere dayalı etkileşimlerde roller, unvanlar ve tüm diğer hiyerarşiler ortadan kalkıyor. Bu tür etkileşimlerin gerçekleşebilmesi için ne kadar çok tasarlarsak ekibimiz ve komünitemizde güven ve yakınlık duyguları o kadar güçlü inşa edilebiliyor -ki bu da iş birliklerinin oluşmasını kolaylaştıran unsur oluyor.</p><h4>Son Sözler</h4><p>Bir adım geri çekilip baktığımız zaman, yaşadığımız dünyada fiziksel alanlara verdiğimiz önemin abartıldığını görebiliriz.</p><blockquote>Organizasyonlar, kendilerini mekânlar aracılığıyla tanımlar ve hikayelerini anlatır. Bunu görmek için yalnızca “Hakkımızda” sayfalarına göz atmak yeterlidir. Ancak önemli olan, bireyler ve aralarındaki bağlantılardır.</blockquote><p>Ortak çalışma olgusuna bu düşünce yapısıyla yaklaşıldığında, ortak çalışma alanları çok daha büyük bir amacın ve portföyün parçası olmalıdır ve en nihayetinde olacaktır.</p><p>Bu sebeple; ortak çalışma alanlarının geleceğinin, oluşturulan komünitelerin ortak öğrenme ve ortak yaratım süreçleri için doğru temeli sağlayabilmelerinde yattığına inanıyoruz. Ortak çalışma alanlarının bunu gerçekleştirebilmeleri için de üyeler arasındaki etkileşim, bağlantı ve iş birliklerini ölçümlemek ve teşvik etmek adına doğru mekanizmaları kullanan yaratıcı platformlara dönüşmeleri gerektiği düşüncesindeyiz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*73uZXC68OYBCc-AoyNjTQA.jpeg" /></figure><p>Günümüzde bu modelin birkaç örneği meydana çıkıyor. Örnek olarak, insanları ortak gayeler ve ilgi alanları çerçevesinde bir araya getiren On Deck firması gösterilebilir. İnanılmaz bir öğrenme yolculuğunda birbirine eşlik eden bu kişiler, kelimenin tam anlamıyla ortak çalışıyor. Eğer On Deck bir gün fiziksel bir alan açmaya karar verip an itibarıyla dijital olan yolculuk ve platformunun fiziksel bir versiyonuna ev sahipliği yaparsa, bu mekânın atmosferi, ortalama bir ortak çalışma alanına kıyasla çok farklı olacaktır.</p><blockquote>Öte yandan, sadece mekân odaklı bir modele dayalı ortak çalışma alanları işleten kişileri gelecekte “dibe doğru bir yarış” bekliyor.</blockquote><p>Başlıca değer önermeleri kullanıcılarına altyapı sağlamak olduğu için düşük oranda katma değerli çok fazla sayıda kentsel alan bulunuyor. Buna karşılık olarak biz; “dijital öncelikli platform” düşünce yapısını, mutlu tesadüflerin yarattığı değeri ve derin iş birliğinin gücünü benimseyen işletmelerin piyasada mutlaka farklılaşacağına inanıyoruz.</p><p>ATÖLYE olarak, etkileşimlerin yeşerdiği birer bahçe haline gelmiş fiziksel ortamların dünyanın her yanına yayıldığı bir gelecek hayal ediyoruz. Bu bahçelerin, siloları yıkan, disiplinlerarası düşünmeyi teşvik eden ve somut etki yaratan çalışmaların sahnelendiği ve bu çalışmalara örnek olan yerler olacağı günleri dört gözle bekliyoruz.</p><p>Her zaman olduğu gibi geri bildirimlerinizi merakla bekliyoruz.</p><p>*<em>Not</em>: ATÖLYE olarak fiziksel mekânımızı, bir ortak çalışma alanından ziyade özellikle “Yaratıcı Platform” olarak adlandırdık. Bu platformu; amaca yönelik işler yoluyla bağ kurma, öğrenme ve gelişmeye hevesli birey ve ekiplere ev sahipliği yapabilecek bir alan olarak görüyoruz. Konuyla ilgili bir önceki makalemize buradan erişebilirsiniz.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=acfd43f5d3f4" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/ortak-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma-alanlar%C4%B1nda-i%CC%87%C5%9F-birli%C4%9Finin-gelece%C4%9Fi-acfd43f5d3f4">Ortak Çalışma Alanlarında İş Birliğinin Geleceği</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ATÖLYE Akademi’nin İnsan Odaklı Tasarım Kartları]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/akademi-insan-odakli-tasarim-kartlari-6e85282f348?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/6e85282f348</guid>
            <category><![CDATA[tasarım-odaklı-düşünme]]></category>
            <category><![CDATA[akademi]]></category>
            <category><![CDATA[i̇nsan-odaklı-tasarım]]></category>
            <category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 03 Nov 2021 10:54:13 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2021-11-03T10:54:13.450Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*4CH45oeeWuoZSHIdH8G6pg.jpeg" /><figcaption>İllüstrasyon: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/tutku-sevinc/">Tutku Sevinç</a> (<a href="https://famhub.co/">fam°</a>)</figcaption></figure><h4>İnsan Odaklı Tasarım Süreçlerini Tanıtan ve Kolaylaştıran Yardımcı Bir Araç</h4><p>Yazar: Onat Vural<br>Editör: <a href="https://medium.com/u/34413bcad778">Deniz Yazıcıoğlu</a>, <a href="https://medium.com/u/336081b87336">Oytun Elacmaz</a></p><p>ATÖLYE Akademi Abdi İbrahim, <a href="https://atolye.io/tr/proje/akbank-tasarim-odakli-dusunme/">Akbank</a>, <a href="https://atolye.io/tr/proje/turkcell-customer-experience-lab/">Turkcell</a> ve <a href="https://atolye.io/tr/proje/teb-fikirbazlar/">TEB</a> gibi Türkiye’nin önde gelen kurumları ile iş birlikleri yaparak birçok kez <em>Değişim Öncüleri Gelişim Programı</em>’nı* gerçekleştirdi ve farklı iş birlikleriyle programı gerçekleştirmeye devam ediyor. Programın temel amacı, organizasyonlardaki yüksek potansiyelli çalışanların kurumlarındaki yenilikçi ürün ve hizmetleri ortaya çıkarmasını sağlamak. <em>İnsan Odaklı Tasarım</em> yöntemlerine odaklandığımız bu uzun soluklu yolculuklarda, katılımcıların bu yöntemleri kullanmalarının yanı sıra tasarımcı bakış açısını içselleştirmelerini de sağlamaya çalışıyoruz.</p><p>Beş yıldan fazladır devam eden bu süreçte biz de pek çok şey öğrendik. Bu öğrenimlerin bir yansıması olarak programlarda kullandığımız İnsan Odaklı Tasarım metot kartlarını sizlerle paylaşıyoruz. Makale sonundaki bağlantı üzerinden erişebileceğiniz kartları, metotlar hakkında daha fazlasını öğrenmek ya da insan odaklı tasarım süreçlerinizi planlamak ve kolaylaştırmak amacıyla kullanabilirsiniz.</p><h4>Kılavuz ve Kartları Nasıl Kullanabilirsiniz?</h4><p>İnsan Odaklı Tasarım metot kartları, her bir metodu özetler ve neden bu metoda ihtiyaç duyduğumuzu, onu nasıl uygulayacağımızı açıklayan kısa bilgiler verir. Kartlara eşlik eden kılavuz ise <em>Çift Elmas Teorisi</em> (<a href="https://www.designcouncil.org.uk/news-opinion/what-framework-innovation-design-councils-evolved-double-diamond">Double Diamond</a>) olarak adlandırılan görselleştirme üzerinden metotların İnsan Odaklı Tasarım sürecinin hangi adımında yer aldığını gösterir ve buradan takip edebilmenizi sağlar.</p><h3>İnsan Odaklı Tasarım Teorisi</h3><h4>Neden İnsan Odaklı Tasarımı Tercih Etmeliyiz?</h4><p>Günümüzde birçok şirkette inovatif ürün ve hizmetler tasarlanırken kurumsal süreçler, düzenlemeler ve yönetici ve çalışan hedefleri gibi pek çok farklı sebepten ötürü yaratılan çözümlerde kullanıcının, yani insanın göz ardı edildiğini görüyoruz. Bu durumun sonucunda da kimsenin problemini çözemeyen ürün ve hizmetlerin yaratıldığına şahit oluyoruz.</p><blockquote>İnsan Odaklı Tasarım, odağındaki bireylerin problemlerinin doğru ve hızlı şekilde anlaşılmasını ve bu problemlere doğru çözümler üretilmesini sağlayan, temellerini 20. yüzyıl tasarım disiplinlerinden alan bir metottur.</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*aCjDunUwXVep7_X09VYBsw.png" /></figure><h4>Sürecin Adımları</h4><p>İnsan Odaklı Tasarımın <em>Keşfet, Tanımla, Fikir Üret, Prototiple </em>ve<em> Test Et</em> olmak üzere birbirini takip eden beş ana adımı vardır. Biz, bu adımları <em>Çift Elmas Teorisi</em> üzerinden daha anlaşılır bir sürece dönüştürdük.</p><blockquote>Çift Elmas Teorisi temsilin avantajı, süreci yürüten ve sürece dahil olan kişilerin hangi adımlarda açılarak seçenekler yaratabileceğini veya daralarak karar alabileceğini kolayca anlamasını olanaklı kılmasıdır.</blockquote><p>Açılma ve daralma hareketleri, bu sürecin adımları ile eşleştiğinde bir çift elmasa benzeyen görselleştirme ortaya çıkar. Bu görselleştirmeyi takip ederek sürecin adımlarını takip edebiliriz. İlk adımda probleme dair varsayımlarımızı doğrularız. Bu sebeple, açılarak seçenekler yaratır ve problemi bütün detaylarıyla anlamaya çalışırız. Ardından gelen <em>tanımla</em> adımındaysa saha araştırmamızı sentezleyerek probleme dair tekrarlayan öğrenimleri birer <em>içgörü</em> haline getirir ve onları fırsat alanlarına dönüştürürüz.</p><p>Çift elmasın ikinci parçasına geçtiğimizde artık problem tanımlama alanından çözüm alanına geçiyoruz. <em>Fikir Üret</em> adımında, önceden oluşturmuş olduğumuz fırsat alanlarına odaklanarak beyin fırtınalarıyla sayısız seçenekler yaratıyor, sonrasında bu fikirleri değerlendiriyoruz. Önceliklendirdiğimiz fikirleri bir araya getirerek bir konsept oluşturur, bu konseptin deneyim yolculuğunu tasarlıyoruz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*lNVeVOB6UJV7OXCkx5rBsg.jpeg" /></figure><p>Sürecin son çeyreğindeki <em>prototiple ve test et</em> adımında ise çözüm konseptimize dair hipotezlerimizi belirler, ardından bu hipotezlerin kolay ve hızlı hazırlanabilen, düşük maliyetli prototiplerini üretiriz. Mükemmel çözümü geliştirene dek prototipleri döngüsel olarak test eder ve geri bildirimler doğrultusunda revize ederiz.</p><p>İnsan Odaklı Tasarım sürecinin sonuna geldiğimizde <strong>problemin odağındaki kişileri derinlemesine anlamış ve probleme doğru çözümü üretmiş oluruz.</strong></p><h4><strong>Döngüsel Bir Yöntem</strong></h4><p>Yöntemimiz her ne kadar bu görselleştirme üzerinde kesin adımlar ile ilerliyormuş gibi görünse de aslında bu modele bir matematik formülüymüşçesine yaklaşmamak gerekir. İnsan Odaklı Tasarım metodunun uygulamasında süreç boyunca ihtiyaç duyuldukça adımlar arasında ileriye veya geriye yönelik dönüşler yapılabilir. Dolayısıyla, bu yöntemi uygularken takımınızın bir klasik müzik orkestrası gibi önceden belirlenmiş bestelerin hazır notalarına senkronlu basmasını beklemektense bir caz grubunda doğaçlama çalan müzisyenler gibi, belirli besteler çevresinde, akışa göre notalara basması için alan açmak gerekir. Kısacası, bu yöntemi iyi uygulamak bir caz müzisyeni gibi doğaçlama yapmayı gerektirir.</p><p>Temellerini tasarım ilkelerinden alan bu metodun en önemli özelliği, sosyal karmaşaya sebep olan problemleri çözerken bizlere belirsizlikte kolay karar almamızı sağlayan bir yöntem olmasıdır.</p><h4>Empati, İş Birliği ve Deneme Yanılma</h4><p>Zaman içinde fark ettik ki; programı tamamlayan bireylerin şirketlerine döndükleri zaman değişime öncülük edebilmeleri için içselleştirmeleri gereken şeyin sadece yöntemler değildi. Bunlara eşlik tasarımcı düşünce programın çıktılarının daha kalıcı olmasını sağlıyordu. Bu yüzden; metotla beraber <em>empati, iş birliği </em>ve <em>deneme yanılma</em> bakış açılarının benimsenmesi de gerekiyordu.</p><p>İnsan Odaklı Tasarım süreçleri başkalarının sorunlarını öncüller ve bu insan öğesine göre kurgulanır. <em>Empati</em> yapamadığımız zaman çözümün merkezine oturttuğumuz insanları anlayamayız. Bu sebeple, İnsan Odaklı Tasarım empati kasının esnetilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</p><p>Empati kasımızı sadece problemin odağındaki insanlar için değil, süreç boyunca takım arkadaşlarımızla yapacağımız<em> iş birliği</em> için de esnetmeliyiz. Özellikle belirsizliğin yüksek olduğu tasarım süreçlerinde zaman zaman ekip olarak kaybolmuş gibi hissetmemiz veya görüş ayrılıklarından doğacak uzun tartışmalar gayet doğaldır. Yapacağımız şey, iş birliği anlayışımızı güçlendirmek ve bu yolla ekip arkadaşlarımızı daha fazla gözetmek olacaktır.</p><p>Tasarımcı düşünceyi sindirebilmek ve sürdürülebilir kılmak için gerekli olan son önemli yaklaşım <em>deneme yanılma</em> için alan açmaktır. Her ne kadar önceki öğrenimlerimiz ve çalışma koşulları bizleri hata yapmamaya ve hatalar üzerine konuşmamaya zorlasa da İnsan Odaklı Tasarım’ın temelinde tüm varsayım ve hipotezleri insanlarla test ederek hatalarımızdan öğrenmek yatar. Bunu başarmak için de mükemmeliyetçi<em> </em>kaygıları bir tarafa bırakmalı, hipotezimizin en hızlı ve maliyetsiz biçimde kullanıcılar ile nasıl doğrulayabileceğimize odaklanmalıyız.</p><h4>Son Sözler</h4><p>Akademi’de öğrendiklerimiz; empati, iş birliği ve deneme yanılma pratiklerinin insanı merkeze alan çözümlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterdi. Bu sebeple; İnsan Odaklı Tasarım kartlarımızı size ulaştırmak için hazırladığımız bu makalemizde metotlarla beraber, onları tamamlayan yaklaşımlara da değinmek istedik. Onların, kartlarda karşınıza çıkacak metotlarla İnsan Odaklı Tasarım’ı keşfederken yalnızca metotları değil, bir süreç ve yaklaşımı kurgulamak ve hayata geçirmek için faydalı olacaklarını umuyoruz.</p><p><a href="https://akademi.atolye.io/insan-odakli-tasarim-kartlari/">İnsan Odaklı Tasarım Kartları</a></p><p>*Not: Akademi’nin kurumlara özel tasarladığı <a href="https://akademi.atolye.io/degisim-onculeri-programi/">Değişim Öncüleri Programı</a> hakkında daha fazla bilgi almak için internet sayfamızı ziyaret edebilir, bilgi almak ve iş birliği yapmak için bize <a href="http://akademi@atolye.io">akademi@atolye.io</a> üzerinden ulaşabilirsiniz.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=6e85282f348" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/akademi-insan-odakli-tasarim-kartlari-6e85282f348">ATÖLYE Akademi’nin İnsan Odaklı Tasarım Kartları</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kültür Tasarımı: Uzaktan Çalışan Ekipler için 6 Anlayış]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/k%C3%BClt%C3%BCr-tasar%C4%B1m%C4%B1-uzaktan-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fan-ekipler-i%C3%A7in-6-zihniyet-3b8c44a7fa4f?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/3b8c44a7fa4f</guid>
            <category><![CDATA[evden-çalışmak]]></category>
            <category><![CDATA[uzaktan-çalışma]]></category>
            <category><![CDATA[koronavirüsü]]></category>
            <category><![CDATA[yaratıcı-platform]]></category>
            <category><![CDATA[kültür]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Mon, 04 Oct 2021 13:50:59 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2022-02-15T07:41:14.168Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*TZHvEEXtWoFkNJOMb1nhCw.jpeg" /><figcaption>İllüstrasyon: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/sim-onay/">Sim Onay</a> (<a href="https://famhub.co/">fam°</a>)</figcaption></figure><h4>Kültürümüz bir yılı aşkın süredir pandemi ile yaşamaya ve çalışmaya nasıl uyum sağladı?</h4><p>Yazar: <a href="https://medium.com/u/d20610d4895b">Ayşe Yazgan</a><br>Editör: <a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0">Melissa Clissold</a>, <a href="https://medium.com/u/336081b87336">Oytun Elacmaz</a><br>Metin içi görselleştirmeler: <a href="https://medium.com/u/2cb25c1498d1">Aleyna Tezer</a><br>Çeviri: Gamze Yılmazel</p><h3>Giriş</h3><p>Mart 2020&#39;de ATÖLYE’deki herkes uzaktan çalışmaya başladı. Bu, Yetenek ve Operasyon ekibimizin koronavirüsün risklerinin giderek belirginleşmesinden hemen sonra acil olarak verdiği bir karardı.</p><p>Tamamen uzaktan çalışmaya dayanan bir sisteme uyum sağlamanın zor olduğunu gördük. Bu yazıda, uzaktan çalıştığımız bu süre zarfında ekibimizin ve topluluk üyelerimizin refahını sağlamak için benimsemeye çalıştığımız altı anlayışı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Her şey yolunda gitmedi, hatta bazı yöntemlerimiz başarısız oldu; ama bu deneme hâli, daha geleneksel ve hayatta kalmayı önceleyen bir tutumdan gelişmeyi hedefleyen bir tutuma geçmemizi sağladı.</p><p>Öncelikle, amacımızı kendimize hatırlatmanın öneminden bahsedeceğim. Yaptığımız ani ve “tepkisel” değişiklerle devam edecek ve sonrasında, bu süre zarfında bize rehberlik eden 6 anlayışımızı paylaşarak bitireceğim. Paylaşımın sizin için de faydalı olacağını umuyoruz!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*yQRy8I9vhq_vD5BcG1_4Lw.jpeg" /></figure><p>Lütfen kendi yöntemlerinizi ve kurumunuzun uzaktan çalışmaya uyum sağlamak için attığı adımları paylaşmaktan çekinmeyin. Aşağıda ele almayı tercih ettiğimiz şey, “uzaktan çalışmaya uyum sağlamaktan” daha önemli olduğunu düşündüğümüz uzaktan çalışma <em>kültürü tasarlamak </em>konusudur.</p><h3><strong>Amacımızı kendimize hatırlatmak</strong></h3><p>Bu noktada ATÖLYE’de kültür açısından “ne” yaptığımızı kısaca sizlerle paylaşmakla kalmayıp meselenin “nasıl” ve “neden”ine de odaklanmak istiyoruz. Bir organizasyonun amacını tartışmadan kültürü üzerine konuşmak imkansızdır. Amaç, kurum kültürünün özünde yer alır; bize yaptığımız her şeyi <em>neden</em> yaptığımızı hatırlatan bir çapa gibidir.</p><p>Eğer ATÖLYE, “Stratejik Tasarım Stüdyosu, Akademi ve Yaratıcı Platform’un bileşiminden oluşan ve komünitesinden* güç alarak yaratıcı servisler geliştiren bir organizasyon” ise,</p><p><em>ATÖLYE’nin amacı, bireylerin ve organizasyonların bir araya gelerek gelişeceği ve olumlu etki yaratabileceği verimli bir ortam oluşturmaktır.</em></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*sHTwzFLZHV3GTdGMvKh5pQ.jpeg" /><figcaption>Amacımızın detaylı bir açıklaması.</figcaption></figure><p>Bu, içinde bulunduğumuz her sektörde olumlu etki yaratmak için çalışırken insanları bir araya getirme fikrine dayanan bir işbirliği kültürü yaratmayı hedeflediğimiz anlamına geliyor. Bu hedefimizi; komünitemize katılan birey ve kuruluşlardan oluşan bir ağ olan Yaratıcı Platformumuz, bireylerin bir öğrenme topluluğunun parçası olmak için bir araya gelebileceği bir yer olan Akademimiz ve de yolumuza çıkacak herhangi bir sorun için çözümler tasarlamayı umduğumuz yer olan Stratejik Tasarım Stüdyomuz aracılığıyla gerçekleştiriyoruz.</p><p>Öyle ki, koronavirüsün ilk evrelerinde kendimize sorduğumuz şey şu oldu:</p><blockquote>“<em>Neden bütün bunları uzaktan da yapamayalım?</em>”</blockquote><p>Kültürümüz aynı zamanda “birlikte yaşama, çalışma ve öğrenme” kavramlarını ve “bir çocuk, bir yetişkin ve bir komünite üyesi” olma değerlerini de içerdiğinden (bu kavramları aşağıda daha ayrıntılı bir şekilde irdeleyeceğiz) “Bunu yapamayız.” deyip vazgeçmektense birbirimize sürekli “neden”ini hatırlatabildik. Ve kendimize sorduk:</p><blockquote><em>“Uzaktan çalışırken kültürümüzü nasıl sürdürebiliriz?”</em></blockquote><p>Kültür somut olmayabilir, ancak her mesaj eylem ve etkileşim yoluyla deneyimlenir. <a href="https://twitter.com/bhorowitz">Ben Horowitz</a>’in açıkladığı gibi, <a href="https://www.goodreads.com/book/show/44063692-what-you-do-is-who-you-are">değerler daha çok niyetlere benzer.</a> Kültür ise gündelik davranışlarımızla meydana gelir.</p><p>Dolayısıyla, “yeni normale” girip “uzaktan çalışma” gerçeğini deneyimlemeye başladığımızda yüz yüze görüşemiyorduk ve hala da görüşemiyoruz. Birbirimizi bilgisayar ekranında sadece konuşan kafalar olarak görmekten <a href="https://news.stanford.edu/2021/02/23/four-causes-zoom-fatigue-solutions/">Zoom yorgunluğu</a> yaşamaya başladık. Bunun üzerine, kendimize şunları sormaya başladık:</p><blockquote><em>“Uzaktan, birbirimizden ayrı olarak çalışırken kültürümüzü gerçek anlamda nasıl hissedebiliriz?”</em></blockquote><blockquote><em>“Evden çalışırken kültürümüzü korumak bakımından iyi mi kötü mü yaptığımızı nasıl bilebiliriz?”</em></blockquote><p>Bazı pratik değişikliklerin yapılması gerektiği açıktı, hâlâ da öyle.</p><h3>Ani değişikliklere uyum sağlamak</h3><h4>Mevcut Ritüeller</h4><p>Öncelikle mevcut tüm dahili ve harici toplantılarımızı Zoom’a taşıdık; bomontiada’daki fiziksel çalışma alanımızı kapattık ve ekip olarak 16 Mart 2020 itibariyle zorunlu evden çalışma durumuna geçtik. Hâlâ hepimiz evden çalışıyoruz.</p><p>Daha önce fiziksel mekanımızda gerçekleşen kamusal etkinliklerimizin hepsini çevrim içi olarak düzenlemeye başladık, hem de bunlara birkaç yenisini ekleyerek! Mart 2020&#39;den bu yana birçok kere CreativeMornings etkinliğini düzenledik, yüzlerce katılımcının <em>Özgürleştiren Yapılar Sanal Derinleşme</em> [<em>Liberating Structures Virtual Immersion</em>] gibi yerel ve küresel Akademi programlarımıza katıldığına tanık olduk. Dahası, beş çevrim içi Hackathon, 2 Ideathon, 2 Jam ve 1 Designathon düzenledik. “Yeni Yaratıcılar” etkinliklerimizin ise formatını değiştirerek “Evdeki Yaratıcılar” serisine dönüştürdük. Bu süreçte iş yükümüz azalmadı, aksine uzaktan çalışmayı olumlamaya çalıştık ve kendimize “Nasıl bu durumu kendimiz ve başkaları için fırsata çevirebiliriz?” diye sorduk.</p><p><em>Potluck Lunch</em> ve bazen bir sanal diskoya da dönüşen <em>Happy Hour</em>s gibi Yaratıcı Platform etkinlikleriyle komünitemizi çevrim içi olarak ağırlamaya devam ettik. ATÖLYE olarak genellikle yılda iki kez takım inzivaları düzenliyoruz ve bu benim kişisel olarak gurur duyduğum, ekipte en çok rağbet gören ritüellerden biri. Bunlar, kasım ve mayıs aylarında doğayla iç içe bir yerde gerçekleşiyor. İnzivaların aidiyetimizin temelinde yattığına inanıyoruz ve bu nedenle katılıma öncelik veriyoruz. 2020&#39;de, inzivayı iptal etmek yerine çemberi geniş ailemiz olan Komünite Üyelerimizi de içine alacak şekilde genişlettik. Böylece ilk sanal inzivamızı gerçekleştirdik ve buna <strong><em>Play &amp; Live Day</em></strong> adını verdik.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/proxy/0*uWY5LQFdyMtKMok7" /></figure><p>Bütün bunlar, topluluğumuz içindeki bağları ve dış dünyayla olan bağlantılarımızı pekiştirmek amacıyla uygulamaya aldığımız acil eylemlerin sadece birkaç örneği.</p><h4>Yeni Ritüeller</h4><p><em>Genel Katılımlı Toplantılar </em>[<em>Town Hall Meetings</em>], bu zorunlu uzaktan çalışma ve izolasyon döneminde başlattığımız yeni bir ritüel. Aksi belirtilmedikçe tüm ekip her perşembe 17:30–18:30 saatleri arasında check in yapmak, birlikte etkinlikler gerçekleştirmek ve durum güncellemelerini dinlemek için Zoom üzerinden çevrim içi olarak bir araya geliyor. Oturumlar, her hafta iki farklı ekip üyemiz tarafından tasarlanıyor ve onların ev sahipliğinde düzenleniyor. Ayrıca, topluluk üyelerimizle de aylık genel katılımlı toplantılar yapıyoruz.</p><p>İlk haftalar biraz telaşlıydı, hepimiz bir Zoom görüşmesinden diğerine atlıyorduk; bu nedenle market alışverişi, temizlik ve sürekli ellerimizi dezenfekte etmenin arasında artan çalışma süresinden yorulduk ve bunaldık. Ekibimizin sağlığını gözetmek için #orgfeed Slack kanalımızda haftalık <strong>nabız kontrolü anketleri</strong> yapılacağını duyurduk.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*V5N9RIn9EZvweBy2xsZZZQ.png" /></figure><p>Ayrıca ATÖLYE tarihinde ilk kez <strong>yeni bir ekip üyesinin işe alımını çevrim içi ortamda gerçekleştirdik</strong>. Yeni üye ekip üyelerimizin çoğuyla fiziksel bir ortamda tanışmamış olsa da, onu Zoom oturumlarımızdaki ilginç gerçekler ve buz kırıcılar aracılığıyla hem toplantılarda hem de Town Hall toplantılarımız sırasındaki ara odalarda [breakout rooms] tanımaya başladığımızdan kendisini iyi karşılanmış hissetmesini sağlayabildik.</p><p>İletişim açısından, dahili mesajlaşma için her zaman ana araç olarak Slack’i kullandık ve e-postayı ideal olarak yalnızca dış iletişim için kullanıyoruz. <strong>Her proje ekibi ve birim, Slack güncellemelerini pazartesileri aynı saatte, 17:00–17:30 arasında paylaşıyor.</strong> Daha önce güncellemeleri asenkron olarak gönderiyorduk fakat bu pek işe yaramadı. Şimdi, haftaya başlarken hepimizin aynı hizada olduğundan emin olmak için Takvimlerimizde “Slack güncelleme girişleri” ve “Slack güncellemeleri okuma süresi” için belirli zamanlar yarattık.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*qtgZEUiit3PKY0TOnMoeQA.png" /></figure><p>Ayrıca, <a href="https://medium.com/atolye/11-key-takeaways-on-the-psychological-impacts-of-the-coronavirus-ec780915cf1">koronavirüsün psikolojik etkilerine</a> (ve nasıl destek alabileceğimize) odaklanan özel etkinliklere ve ekip üyelerimizin duygularını daha fazla kontrol edebildiklerini hissetmelerine yardımcı olmak için yepyeni bir 30 günlük Kişisel Hakimiyet programına da ev sahipliği yaptık.</p><h4>Peki, şimdi neredeyiz?</h4><p>Küresel pandemiye bağlı uzaktan zorunlu çalışmamızın birinci yılını çoktan geride bıraktık. Girişte belirttiğimiz gibi, içinde yaşadığımız bu belirsiz zamanlarda neyin önemli olduğunu kendimize hatırlatmak için pandeminin getirdiği koşullara yanıt olarak <strong>6 anlayış</strong> oluşturduk. Yukarıda belirttiğimiz ani değişikliklerin aksine bu anlayışların üzerine daha iyi düşünülmüştü. Birbirimize daha bağlı hissetmek ve orada bulunmayı hatırlamak için bu görselleri kendi ekibimiz ve topluluğumuzla paylaştık.</p><p>Bu anlayışların görsellerini şimdi sizlerle de paylaşmak istiyoruz ki siz de kullanabilesiniz, hatta kendinizinkini üretmek için onlardan ilham da alabilirsiniz! <a href="https://drive.google.com/drive/folders/1m3R9e78grbKrXGpHTyhDZ91Yn4_s6MZL?usp=sharing">Burada</a>, onları çeşitli formatlarda kullanıma uygun bulabilirsiniz. Metinli veya metinsiz, logomuz ile veya logosuz olacak şekilde farklı görseller mevcut.</p><p><strong>Hepimizin gerçekten bağlantıda olduğu</strong>nu hatırlamak için herkese küçük bir hatırlatma.</p><p>Güvende ve sağlıklı kalın!</p><h4>1. Konuş. Katıl. Dahil ol. Sükut altın değildir.</h4><p>Netlik, fiziksel olarak birlikte olamadığımız zamanlarda ihtiyacımız olan şeydir. Genellikle birinin beden dilini yorumlayabilir ve fiziksel olarak mevcut olduğumuzda odadaki enerjiyi veya “ortamı” hissedebiliriz. Şu anda bir bilgisayar ekranında “konuşan kafalar” hâlindeyiz. Net beklentiler belirlemek ve çevrim içi toplantılarımıza açıklık getirmek için Hyper Island&#39;ın <a href="https://toolbox.hyperisland.com/idoarrt-meeting-design">IDOOART</a> aracını kullanıyoruz. Aslında, sükut altın değildir ve basit bir “Evet, katılıyorum.” ile cevap vermek yerine, bir şeye katılmadığınız zaman konuşmak her zamankinden daha önemlidir.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*L2S0QjBgLwoSESPfVexu6A.jpeg" /></figure><h4>2. <strong>Check in yap. Hazır ol. Fazlasıyla iletişim kur. Takdir et. Check out yap.</strong></h4><p>“Check in” yapmak bir toplantıya hazır hale gelmenin ve toplantının gidişatı belirlemenin en iyi yoludur. Check in aynı zamanda herkesin anlaşıldığından emin olmak için harika bir fırsattır.</p><p>Projelerimizin durumu hakkında gerekenden fazla iletişim kurmak bize bir takım olarak uyum ve aidiyet duygusu verir. “Ekibimizin geri kalanının ne yaptığını biliyoruz, yardıma koşalım.” dememize imkan tanır. Fazla iletişim, her istendiğinde ulaşılabilir olmak anlamına gelmez. Kendimizi buna göre dengelemeye çalışmalı ve birbirimize nasıl olduğumuzu sormaya devam etmeliyiz.</p><p>Ayrıca Slack üzerinden ne zaman iletişim kurulacağını, bilgi güncellemelerinin çevrim içi mi çevrim dışı mı, senkron mu yoksa asenkron mu olacağını belirlemek için referans doküman olarak bir “bilgi akışı ve uyum kılavuzu” hazırladık. Ekip üyelerimize hangi günler odaklanmayı tercih edip ve toplantısız geçirmek isteyeceklerini de sorduk. Böylece, artık hiçbir toplantıya ayrılmamış, iki gün arasında bölünmüş tam bir günümüz var.</p><p>Ek olarak, takdir, görülmenin anahtarıdır. “Seni ve niteliklerini görüyorum ve takdir ediyorum.” sözünü duymak her zaman iç açıcıdır. Bazı araştırmalar, bir kişinin yapıcı geri bildirimleri duyması için 5&#39;e 1 oranında bir takdir olması gerektiğini gösterir; yani geri bildirim veren kişinin de sizden olumlu geri bildirim duyması gerekir. Bunun yanında, araştırmacı Marcial Losada, işyerinde yüksek performanslı ekipler arasında, olumlu geri bildirimin ifade edilmesinin olumsuz geri bildirime <a href="https://hbr.org/2013/03/the-ideal-praise-to-criticism">5.6’ya 1.9 oranında</a> ağır bastığını keşfetmiştir.</p><p>“Check out” da “check in” yapmak kadar önemlidir; her görüşmeyi, o oturumdan çıkardığımız sonuçlarla kapatıyoruz ve bir sonraki adımda herkesin ne yaptığını bilmesini sağlıyoruz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*BzbWDlGmd5fufd73odw9uA.jpeg" /></figure><h4>3. <strong>Her gün bir ilerleme fikrine odaklan. Ekibini her hafta güncel hâle getir.</strong></h4><p>Gelişime odaklanmak, yalnızca yaratıcılıkla güçlü bir ilişki içinde olduğu bilinen pozitif ruh halini desteklemekle kalmaz, aynı zamanda bugünlerde kolektif olarak yaşadığımız kaygı düzeyimizi de azaltır. Ayrıca bize bir kontrol hissi de verir. Verimli bir şekilde ilerlemeye odaklandığımızdan emin oluruz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*5VpYOXpdS-cnZCFUWXk6fg.jpeg" /></figure><h4>4. <strong>Esnek kal. İşler değişecek, uyum sağlayarak gelişeceğiz</strong>.</h4><p>ATÖLYE’de değer temelli bir kültüre sahibiz. Gündelik eylemlerimiz ve ritüellerimizde değerlerimize yaslanıyoruz ve komünitemizde uygulamaya geçirmeyi sevdiğimiz tutuma kaynak olan üç temel değerimiz var. Bunlar; “Yetişkin” (ayakları yere basan), “Çocuk” (kalbi göklerde) ve “komünite Üyesi” (biz &gt; ben) olmanın değerleridir. Belirsizliği ve esnekliği benimsemek aynı zamanda komünite Üyesi (biz &gt; ben) değerlerimizden biridir. Değerlerimizi daha detaylı keşfetmek için lütfen <a href="https://atolye.io/tr/yetenek/">Yetenek sayfamıza</a> göz atın.</p><p>Hızlı değişimin ve belirsizliğin, çetrefilli zorlukların kaçınılmaz bir yan ürünü olduğunu anlıyoruz. Belirsizliği zerafetle karşılıyoruz ve onu inanç gerektiren bir öğrenme fırsatı olarak görüyoruz. Böylece, çabuk reaksiyon verebiliyor ve belirsiz ortamlarda yetkin bir şekilde çalışabiliyoruz.</p><blockquote><a href="https://twitter.com/andrew_zolli?lang=en">Andrew Zolli</a> esnekliği; “bir sistemin, girişimin veya bir kişinin, çarpıcı biçimde değişen koşullar karşısında temel amacını ve bütünlüğünü sürdürme kapasitesi” olarak tanımlıyor.</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*sbwTwdmL0eeY4LyFsUTBWQ.jpeg" /></figure><h4>5. <strong>Yaşa-çalış-öğren üçgenini hatırla. İş dışındaki insanlarla bağlantı kur.</strong></h4><p>Sınırlar evde belirsizleşebilir. Evden çalışıyoruz, bu deneyimden dersler çıkarıyoruz ve bunu her gün yaşıyoruz. Çalış, yaşa ve öğren üçgeninden ne anlıyoruz? “Çalış” kısmı kendi kendini açıklıyor. “Öğren”, ATÖLYE’nin bir öğrenme organizasyonu olduğunu ortaya koyuyor. 101&#39;ler, geri bildirim oturumları ve daha fazlası aracılığıyla birlikte öğrenmeye ve topluluğa geri vermeye çalışıyoruz. “Yaşa”, topluluğumuza nasıl ait olduğumuzla ilgili; sadece çalışmak ve öğrenmek yerine birlikte nasıl “yaşarız”? Aidiyet duygusu yaratarak, birbirimizi tanıyarak ve işin ötesine geçen gayriresmi konuşmalar yaparak.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*oClpLeO4WeqiBa3PO2dTZA.jpeg" /></figure><h4>6. <strong>Komüniteye bir bütün olarak hizmet etmeyi unutma.</strong></h4><p>Önceki anlayışlarda da belirtildiği gibi “komünite üyesi olmak” ATÖLYE’deki temel değerlerimizden biridir ve kendine ait üç alt kategorisi vardır: proaktif olmak, cömert ve şefkatli olmak ve esnek olmakla birlikte belirsizliği kabullenmek.</p><p>Sorumlu komünite üyeleri olarak yaptığımız her aktiviteye 3 katman merceğinden bakıyoruz: Bireysel seviye, ekip seviyesi ve komünite seviyesi. Ardından kendimize şu soruları soruyoruz:</p><blockquote>Bu bana hizmet ediyor mu? Komüniteme hizmet ediyor mu? Bireysel olarak ve ekip içinde komüniteme ve dünyaya nasıl hizmet edebilirim? Ekibime ve komüniteme katkım nedir?</blockquote><p>Hepimizin birlikte yaşayan, çalışan ve öğrenen bir komünitenin parçası olması, bu gibi zor zamanlarda daha da önem kazanıyor. Orada bir yerde birilerinin olduğunu bilmek ve onlarla bu samimiyet ve güven duygularını inşa etmek, <a href="https://www.inverse.com/article/36910-oxytocin-love-hormone-brain">vücudumuzun oksitosin salgılamasına ve “daha mutlu” hissetmemize</a> gerçekten yardımcı oluyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*PxN6vHHwb3aoRH9uCbpeHA.jpeg" /></figure><h3><strong>Son sözler</strong></h3><p>ATÖLYE olarak evden çalışmaya yönelik kendi kültürel tasarımımız için yaptıklarımız bunlardı. Bu anlayışlardan hangisi size daha çok hitap ediyor? Hangilerinin kültürünüz için en iyi sonucu vereceğini düşünüyorsunuz? Neden? Yorumlarınızı bizimle paylaşın, sizi dinlemeyi çok seviyoruz!</p><p>Uzaktan çalışma ekipleri için Kültür Tasarımı hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, lütfen bize <a href="mailto:info@atolye.io">info@atolye.io</a> adresinden e-posta gönderin.</p><p><em>*Not: ATÖLYE’de çalışanlarımıza “ekip üyesi”, Yaratıcı Platform’umuzun üyelerine ve ekibin tamamına da “komünitemiz” olarak hitap ediyoruz. ATÖLYE Komünitesi, etki odaklı projeler etrafında </em>yeni bağlar kurmaya, öğrenmeye ve gelişmeye hevesli bağımsız yaratıcı bireyler ve takımlardan oluşuyor<em>. </em>ATÖLYE’nin Yaratıcı Platformu, komünite kürasyonu prensibi ile yaratıcı birey ve toplulukları bir araya getirip onları beslemeyi ve harekete geçirmeyi amaçlayan birimi.</p><p><em>Komünitemizin bir parçası olmak hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen </em><a href="http://www.atolye.io"><em>www.atolye.io</em></a><em> adresinden internet sitemizi ziyaret edin.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=3b8c44a7fa4f" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/k%C3%BClt%C3%BCr-tasar%C4%B1m%C4%B1-uzaktan-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fan-ekipler-i%C3%A7in-6-zihniyet-3b8c44a7fa4f">Kültür Tasarımı: Uzaktan Çalışan Ekipler için 6 Anlayış</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koronavirüsünün psikolojik etkileri üzerine 11 temel çıkarım]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/koronavirusun-pskolojik-etkileri-8b5d1e2e66c5?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/8b5d1e2e66c5</guid>
            <category><![CDATA[covid19]]></category>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <category><![CDATA[psikoloji]]></category>
            <category><![CDATA[coronavirus]]></category>
            <category><![CDATA[komünite]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Fri, 05 Feb 2021 08:40:03 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2021-10-26T11:40:02.700Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*owftjvFuZ47OwU-rhKD8og.jpeg" /><figcaption>İllüstrasyon: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/eda-cagil-caglarirmak/">Eda Çağıl Çağlarırmak</a> (<a href="http://famajans.com">fam°</a>)</figcaption></figure><h3><strong>Koronavirüsün psikolojik etkileri üzerine 11 temel çıkarım</strong></h3><h4><em>Bir “komünite” olarak pandeminin sonuçlarıyla başa çıkmak</em></h4><p>Yazarlar: <a href="https://www.linkedin.com/in/cigdem-yumbul-30649b9/?originalSubdomain=tr">Dr. Çiğdem Yumbul</a>, <a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0">Melissa Clissold</a><br>Editörler: <a href="https://medium.com/u/ec0bfc0b576">Atılım Şahin</a>, <a href="https://medium.com/u/bd44b547fd20">Ömer Ataş</a>, <a href="https://medium.com/u/1bd39e45508">Özgür Arslan</a><br>Metin içi görselleştirmeler: <a href="https://medium.com/u/2cb25c1498d1">Aleyna Tezer</a></p><h3><strong>İçindekiler</strong></h3><p><strong>Giriş<br>Stres<br>Travma<br>Psikolojik Dayanıklılık<br>Dayanışma<br>Hepimiz aynı gemide miyiz?<br>11 temel çıkarım<br>Ücretsiz psikolojik destek </strong><br><strong>Kaynaklar</strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Giriş</strong></h3><blockquote><strong>Yolda ayağıma takılan çakıl taşları<br>Her birini biriktiriyorum, <br>ileride onlardan bir kale yapmak için.</strong></blockquote><blockquote><strong>— Fernando Pessoa</strong></blockquote><p>2020 hepimizde ağır hasarlar bıraktı. Küresel pandeminin psikolojik olarak bizi hayal bile edemeyeceğimiz hâllere sürüklediğini inkâr etmek mümkün değil. ATÖLYE’nin ilkeleri, kuruluşundan bu yana, Komünitemizle etkileşime geçmeye, Komünitemizi beslemeye ve harekete geçirmeye dayanıyor. Bu nedenle, pandemi süresince bedensel ve zihinsel sağlığımızı korumaya gerçekten gayret ettik. Elbette, her birimiz yeni varoluş hâllerine uyum sağlamaya çabalarken, bu hiç kolay olmadı. Bir Zoom toplantısından diğerine koşturmak, evde yeni çalışma alanları oluşturmak, sosyalleşememek, ailelerimizi görememek, dışarı çıkamamak ve bazılarımız için maalesef yakınlarının ölümüne tanık olmak bu dönemi son derece yorucu hâle getirdi.</p><p>Pandemi boyunca olumlu düşünmeye çalışırken, inişler ve çıkışlar yaşamak (ve yaşamaya devam etmek) ziyadesiyle normal. COVID-19’un sosyal ve ekonomik etkilerini, (belki daha da önemlisi) psikolojik etkilerini ancak önümüzdeki yıllarda anlayabileceğiz. Geçen yıl Twitter’da en çok konuşulan konulardan birinin “akıl sağlığı” olması şaşırtıcı değil. 2021 de farklı olmayacak.</p><p>Bireysel, kolektif ve bir komünite olarak neler yaşadığımızı anlamak için, bir psikologla bedenlerimizde ve zihinlerimizde neler olup bittiği hakkında konuşmanın en iyisi olacağına karar verdik. Hayatımızı ve başkalarının hayatının anlayabilmek, en azından bu süre boyunca yaşadığımız inişleri ve çıkışları çözümlememizi sağlayacaktı. Bu kapsamda, üyemiz <a href="https://www.linkedin.com/in/cigdem-yumbul-30649b9/?originalSubdomain=tr">Dr. Çiğdem Yumbul</a>’u tüm komünite üyelerinin katılacağı, pandemi sırasındaki psikolojik durumlarımıza ilişkin sorularımızın yanıtlayacağı bir oturuma davet ettik. Yeni yıla girmişken de neler yaşadığımız, yaşamakta olduğumuz, yerel ve küresel toplulukların yanı sıra bireysel olarak da tüm bunları birlikte aşmak için neler yapabileceğimiz konusunda herkesi bilgilendirmek istedik.</p><blockquote><strong>COVID-19 salgını neslimizin daha önce karşılaşmadığı türden küresel bir afet.</strong></blockquote><p>COVID-19, ortaya çıktığı ilk günden bugüne, insanlığın kurduğu neredeyse her sistemi kırılma noktasına kadar zorlayan, bu sistemlerin ne kadar işlevsiz olduklarını sertçe hatırlatan küresel bir afet. Salgın boyunca, bizim için gerçekten neyin daha önemli olduğunu düşünmeye vaktimiz oldu. Evde veya tehlikeli koşullarda çalışırken günlük ritüellerimizi sürdürememek, arkadaşlarımızla ve ailemizle görüşememek, gezintiye çıkamamak, konsere, sergiye veya tiyatroya gidememek, hepimizi ve her birimizi iç ve dış dünyayla bağlarımızı sorgular hâle getirdi.</p><p>Fazlasıyla dijitalleşmiş bir dünyada “birlikte olmayı” sürdürürken, “komünite” anlayışımıza sarılmak, onu yeniden üretmek ve tanımlamak zorundaydık. Koronavirüsü hem bireysel hayatlarımızı hem de hepimizi bir bütün olarak etkiledi. Bu ölümcül hastalık nedeniyle hayatını kaybeden 2.27 milyon (4 Şubat, 2021) insanın dostlarını ve ailelerini çevreleyen keder, potansiyel bulaştırıcı olmaktan duyduğumuz endişe, evde karantinada kalma mücadelesi her gün dünya genelinde hissediliyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*uRXso8CndZ5JYUNVIF7CHA.png" /><figcaption><strong>Bronfenbrenner’ın “Ekolojik Sistemler Teorisi”nden esinlenmiştir</strong></figcaption></figure><p>Birey olarak iç içe geçmiş sistemlerin oluşturduğu bir ekosistemin içinde var olduğumuz doğru (Bronfenbrenner, 1979). İlk çemberde kendimiz, bir dış çemberde aile, okul, sosyal çevre, iş ve burada temas ettiğimiz kişiler ve organizasyonlar, bir sonraki çemberde komşular, tanıdıklar, yasal, politik ve sosyal sistemler ve medya, en dış çemberde ise ideolojiler ve kültürel normlar yer alıyor. Bütün halkaların birbirini döngüsel olarak etkilediği bu çemberlerin her biri pandemi nedeniyle sallanırken, bireyler ve toplum olarak bu sarsıntılardan etkilenmememiz mümkün değil.</p><p>Bu makalede, yukarıda değinilen çemberleri hem bireyler hem de komünite olarak bu zor zamanların üstesinden gelmek için gerçekten neler yapabileceğimizi keşfetmek üzere ayrıntılı olarak ele alacağız. Bunu “kendimizden” başlayarak ve dış çemberlere doğru genişleterek yapacağız. Yalnızca neler yapabileceğimizden bahsetmekle yetinmeyeceğiz, gerçekten ne yaşadığımız konusunda bize daha derin bir kavrayış sağlayacak önemli psikolojik kavramları de keşfedeceğiz. Makalenin sonunda ise temel çıkarımların kısa bir listesini bulacaksınız.</p><blockquote>İlk olarak “stresin” ne olduğunu, “travmadan” nasıl ayrıştığını, bu durumların zihinlerimizi ve bedenlerimizi nasıl etkilediğini anlamak, stresli hissettiğimizde neler olduğunu daha iyi gözlemlememizi, olanaklar dahilinde stresi azaltmak için harekete geçmemizi ve stresten muzdarip olan başkalarına yardım etmemizi sağlayabilir.</blockquote><p>İkinci olarak “Psikolojik Dayanıklılık” konusunda bilgi sahip olmak kaynaklarımızı güçlendirmemize yardımcı olacaktır. Son olarak da küresel bir toplum olarak aynı gemide olup olmadığımızı tartışmak da karşılaştığımız ve karşılaşacağımız sorunların koronavirüsünün sağladığı farkındalıkla üstesinden gelmek için hayati önem taşıyor.</p><p>Yolumuz uzun, önümüzde bir yığın engel var. Ancak Pessoa’nın da söylediği gibi yolda ayağımıza takılan her bir çakıl taşını toplayarak bir gün onlardan kendi dayanıklılık kalelerimizi yapabilir ve daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Stres</strong></h3><p>Birinci çemberdeki bireyin pandemiye verdiği bedensel, zihinsel ve davranışsal tepkileri anlayabilmek için yaşayan herhangi bir canlının içsel veya dışsal bir uyarana verdiği fizyolojik tepkiye bakmak yararlı olabilir. Her organizmanın hayatta kalmak için oluşturduğu bir içsel denge ve bu dengeyi sürdürmeye ve korumaya programlı bir mekanizması var. Walter Canon (1930) bu dengeyi <em>homeostasis</em> olarak adlandırıyor.</p><p>İnsan bedeni de her organizma gibi dışarıdan gelen ve dengesini bozan herhangi bir uyaran ya da tehlike karşısında çeşitli fizyolojik tepkiler verir. Böylece hayati değerlerini muhafaza edip eski dengesine getirir. Düşen vücut ısısını yükseltmek için titremek ya da kanda azalan ya da artan birçok değeri (şeker, tuz, oksijen) sürekli kontrol edip gereken düzeye getirmek gibi. Canon, organizmada değişiklik yaratan her tür durumu stresör, stresörle temas edildikten organizmanın eski dengesine kavuşana kadar geçen sürecin tümüne de stres olarak tanımlamaktadır. Yani bir canlının yaşadığı herhangi bir değişikliğin karşısında adapte olma ve dengesini yeniden bulma çabasının tümü stres olarak adlandırılır. Örneğin, hava sıcaklığının düştüğü andan titreyerek eski vücut ısımızı sağladığımız ana kadar geçen süreç stres, havanın soğuması stresördür.</p><p>Karşılaştığımız zorlu olaylara verdiğimiz psikolojik tepkiler de fiziksel tepkilerin oldukça benzerdir. Kendimizi normal durumlarda durgun halde olan bir kap suya benzetelim. Hayatımızda olan herhangi bir değişiklik bu kabın içine atılan bir taş gibi suyumuzu önce dalgalanır, suyun yüzeyinde iç içe geçmiş çemberler yayılır ve taşın hacmi kadar su yükselir. Bir süre sonra suyumuz durulur ve eski halimize geri döner. Taşın suya değdiği andan, suyun tekrar durulduğu ana kadar geçen süreci <em>stres </em>olarak tanımlayabiliriz; yani hayatımızda büyük, küçük, olumlu veya olumsuz olsun her değişiklik, kabımıza atılan taş misali, bir stresördür. Uyum sağlayama çabamızı ise, yani taş atıldığından su durulana kadar geçen süreç, stres olarak düşünebiliriz.<strong> </strong>Stresör her zaman çok büyük veya olumsuz bir olay olmak zorunda değildir; hayatınızdaki değişikliğe yol açan her durumu (piyangoyu kazanmak, terfi etmek gibi, yeni bir ilişkiye başlamak da dahil) stresör olarak değerlendirebilirsiniz.</p><blockquote><strong>Pandemi döneminde suyunuza kocaman bir taş atıldı, o yüzden suyumuzun dalgalanması, yükselmesi gayet normal.</strong></blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*1oc-QUb2VfTYmy9KiveAeA.png" /><figcaption><strong>Stres/Travma</strong></figcaption></figure><p>COVID-19 sürecinde gösterdiğimiz duygusal (öfke, yalnızlık, korku, kaygı, mutsuzluk, huzursuzluk, çaresizlik, umutsuzluk), bedensel (uykusuzluk ya da çok uyuma, iştah artışı ya da azalması, baş ağrısı, yorgunluk), davranışsal ve bilişsel (tahammülsüzlük, odaklanamama, ilişkilerde çatışmaların artması) tepkiler, zihnimizin pandemiyi anlamlandırma ve baş etme yoludur. Ruhsal “rot balans ayarımız” yerinden oynadı ve zihnimiz bunu tamir etmeye ve dengesini yeniden bulmaya çabalıyor. Sularımız dalgalanıyor ve bu çok anormal bir olay karşısında verdiğimiz normal bir tepki. Yani anormal olan durum, siz değilsiniz. Anormal tepki veriyor olsaydınız şu iki şeyden birini yapıyor olurdunuz.</p><p>Bir taşı suya attığınızda hangi iki şeyin olması doğa kanunlarına aykırıdır? Elbette suyun hiç yükselmemesi ve dalgalanmaması, ya da (başka bir uyaran olmadığı halde) mütemadiyen yükselmeye, dalgalanmaya devam edip hiç durulmaması. Pandemi sürecinde hayatımız ve rutinlerimiz değişirken, maddi ve manevi kayıplar yaşarken ya da yaşamımız tehdit altındayken, süreç belirsiz ve çoğunlukla kontrolümüz dışında ilerlerken sularımızın hiçbir şey olmamış gibi durgun kalması mümkün değil. Eğer hiçbir şey olmamış gibi yaşıyorsak, bu sürecin içinde hiç tepki vermiyorsak bu, durumu inkâr etme çabamızdır. Ya da pandemi çıktığından beri halen suyumuz taşa ilk değdiği andaki gibi şiddetle dalgalanıyorsa, zihnimiz felaket senaryolarına hiç ara vermiyor ya da yeni birkaç gündelik rutin oluşturamadıysak baş edebileceğimizden fazla zorlanıyor olabiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Travma</strong></h3><p>Pandemi, herkes için bir stresör olmakla birlikte, herkes için travmatik bir süreç değildir. Psikolojik travma, bizim ya da sevdiklerimizin bedensel veya ruhsal olarak zarar gördüğü ya da görme tehlikesi geçirdiği ve baş etme gücümüzü aşan durumlarda yaşanır. Doğal afetler, yoksulluk, şiddet ve istismar, işkence, kayıp ve hastalıklar, kazalar, mobbing, kronik yalnızlık, ayrımcılık ve savaşları travmatik olaylar olarak adlandırabiliriz. Hatırlamamız gereken önemli bir bilgi her potansiyel travmatik durumun herkeste aynı şiddette ve şekilde tepkilere yol açmadığı gerçeğidir. Hatta travmatik olaylara maruz kalanların yaklaşık yüzde 80–90’i altı ay ile bir yıl içinde kendiliğinden psikolojik olarak iyileşir. Çünkü bedenimiz gibi zihnimiz de kendi kendini iyileştirmeye oldukça muktedirdir.</p><p>Travmatik olaylarla karşılaştığımız an hepimizde otomatik devreye giren bir içsel bir alarm sistemi vardır — tıpkı ev alarmı gibi: Hayatta kalma içgüdüsü. Bu alarm size duruma göre kaç, savaş ya da don komutunu verir ve sizi fiziksel ve zihinsel olarak buna hazır hale getirir. Kalbiniz hızla atmaya, ellerinizden ve ayaklarınızdan çekilen kan hayati organlara koşmaya, sindirim sisteminiz kapanmaya başlar, dikkatiniz keskinleşir, duyularınız hassaslaşır. Hayatta kalmaya hazırlanmak ciddi bir iştir, muazzam bir efor ve düzenleme gerektirir. Tehlike uzaklaşıp güvende olduğunuzu anlayamadığınızda vücudunuz eski dengesine geri döner. Tıpkı evinizi koruyan bir alarm sistemi gibi. Evin kapısı zorlanınca ya da cam kırılınca bas bas bağırarak hırsızı korkutur, size ve polise haber verir. Tehlike geçince susar. Ancak alarm bazı durumlarda bozulur ve takılı kalır, isteseniz de kapatamazsınız veya aslında tehlike olmayan durumlarda (araba örneğinde uzaktan bir komşu geçtiğinde, ya da siz anahtarla açmak istediğinizde) de çalmaya devam eder. Ya da tamamen devre dışı kalmıştır ve eve hırsız girmeye çalışırken de çalmaz. Travmatik olay karşısında bu iki tepkiden birini veriyorsak travmatik stres tepkisi veriyoruz demektir.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*iukyre3F6ctlaiKJLcdPVw.png" /><figcaption><strong>İçsel alarm sistemimiz</strong></figcaption></figure><blockquote>Zorlayıcı ve uzun süren bir tehdidin içindeyken eskisine oranla daha hassas bir alarmımızın olması doğaldır. Tıpkı dalgalanan suyun durulmak için zamana ihtiyacı olduğu gibi.</blockquote><p>COVID-19 sürecinde yaşadıklarımızın travmatik tepki yarattığını söylemek için henüz çok erken — sularımız hala dalgalı ve bu çok normal. Güvenliğimizi sağlayabilmiş, hayatımızın kontrolünü geri alabilmiş değiliz. Halen kendimiz veya sevdiklerimizin başına bir şey gelmesinden korkuyor, maddi kayıp endişesi duyuyor, kayıplarımızın yasını tutuyor, sosyal izolasyonla ve belirsizlikle baş etmeye çalışıyor ve değişen gündelik hayatımıza adapte olmaya çalışıyoruz. Ancak alarmımızın sürekli açık olması bedensel ve zihinsel olarak muazzam bir efor gerektiriyor. Bu eforu, sadece ölümcül bir tehdit karşısında kısa süreliğine harcamamız gerekirken devamlı tüketmek kişilerde psikolojik, bedensel ve işlevsel problemlere neden olabiliyor.</p><p>Bu durumu önlemek için neler yapabiliriz? Öncelikle alarmınızın takılı kalıp kalmadığını kontrol edin. Verdiğiniz tepkiler pandeminin başından beri aynı şiddette devam ediyor, hayatınızı, işinizi, ilişkilerinizi, sağlığınızı olumsuz etkilemeye başladıysa ruh sağlığı uzmanlarından psikolojik destek almak iyi bir fikir olabilir. Peki, bu süreçle daha iyi baş etmek için bizim yapabileceği bir şey var mı?</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Psikolojik Dayanıklılık</strong></h3><p>Steven Hobfoll, Kaynakların Korunumu (Conservation of Resources) teorisi ile bu soruya ışık tutuyor. Hobfoll (1989), stresi bize iyi gelen, hayata bağlayan, içsel ve dışsal gücümüzü kazanmamız ve korumamızı sağlayan <em>kaynaklarımız</em> üzerinden tanımlıyor. Bu kaynakları dört ana kategoride topluyor: ihtiyaçlarımızı karşılayan nesneler (ev, araba, cep telefonu vs.), kişisel özelliklerimiz (optimizm, yüksek kendilik değeri), durumlar (kişilerarası kaynaklar: romantik ilişkiler, aile, arkadaşlıklar ve burada hissedilen değer) ve diğer kaynaklara erişimimizi kolaylaştıran enerji (zaman, para, bilgi).</p><p>Hobfoll stresörleri ise hayatımızdaki güncel maddi sıkıntılar ya da ilişki ve iş problemlerinden tutun da geçmişten getirdiğimiz duygusal sorunlara veya hastalık ve kayıplara kadar içsel dengemizi olumsuz etkileyen durumlar olarak tanımlıyor. Psikolojik dayanıklılığımızı belirleyen de bu stresörlerle kaynaklarımızın oranı. Tıpkı bir masa gibi… Üzerine koyduğumuz yükleri (stresörleri) taşıyacak kadar güçlü ayakları (kaynakları) olan masalar ayakta kalabiliyor. Hobfoll’a göre masanın dengesini basit bir formül belirliyor:</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*OgSIdsh9aEfqem52ORd3hA.png" /></figure><p>Masamızın üzerindeki stresörlerin yükü, masanın ayaklarının kaldırabileceğinden daha fazla ise olumsuz stres tepkimiz artıyor. Tersi durumda ise stresörlerle daha kolay baş edebiliyoruz. Pandemi sürecinde, hali hazırda dengelemeye çalıştığımız masamızın üzerine aniden ve kontrolsüzce kocaman bir stresör bırakıldı. Ne zaman masamızdan kalkacağı, masaya daha ne kadar zarar vereceği belli değil. Ancak bu pandemi sürecinde sarsılmamızın daha önemli bir nedeni var. Hobfoll (1989), olumsuz stres tepkisinin artışını, kaynakların kaybedildiği, kaybedilme tehdidinin olduğu veya yeni kaynakların kazanılamadığı durumlarda olduğunu söylüyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*QGa3pw2HEcg-l8NqnsS-tQ.png" /></figure><p>Bu süreçte toplumsal ve hatta küresel olarak elimizden birçok baş etme kaynağı alındı. Sosyal izolasyon ile insanlar için en önemli kaynak olan sosyalleşme ve teması kaybettik. Cenaze ve düğünler gibi temel toplumsal ritüellerimizi bile bir arada yapamıyoruz. Toplumun önemli bir kesimi maddi kaynaklarını işsizlik/işten çıkarılma/ücretsiz izin gibi süreçlerle birlikte ya kaybetti ya da kaybetme tehdidi altında. “Dünya nispeten güvenli bir yer,” “benim ve sevdiklerimin başına kötü olaylar gelmez,” “ben ve sevdiklerim sağlıklı,” “olaylar çoğunlukla benim kontrolüm altında” gibi bizi güçlendiren olumlu temel inançlarımız sarsıldı. Bilgi ise bizi koruyan bir kaynaktan çok, endişeyi arttırıcı bir stresör olmuş durumda. Bu süreçte yeni kaynaklar kazanmak istesek de imkanlarımız ve yapabileceklerimiz sınırlı. Yani masamıza tonlarca ağırlık eklenirken, aynı anda masamızın ayaklarının bazıları sökülüp alındı. Böyle bir masayken kendinizi yorgun, kaygılı, mutsuz, huzursuz, verimsiz ve sallanmakta hissetmeniz normal değil mi?</p><p>Evet, virüsün her an bize ya da sevdiklerimizden birine bulaşabileceğini düşünmekte haklıyız. Çünkü bu tehdit gerçek… Çıldırmıyorsunuz, abartmıyorsunuz; güçsüz ya da dayanıksız değilsiniz. Daha önce neslimizin yaşamadığı türden küresel bir afetin ortasında hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Evde olduğunuz her anı maksimum üretkenlikle geçirmek zorunda değilsiniz. Masanız, üzerine konan bu stresörü tanımaya, anlamlandırmaya ve bununla baş etmeye çalışıyor. Sallanmakta haklı… Ama Canon’un belirttiği gibi sularınızın bir noktada durulacak olması fiziksel bir gerçeklik. Peki ya durulmakta zorlanıyorsanız? Pandemiyi ortadan kaldıramayacağımız için, ilk etapta masamızın ayaklarını güçlendirmemiz gerekiyor. Kaynaklarınızı devreye sokun! Pandemi öncesinde yapmaktan keyif aldığımız birçok şeyi eski haliyle yapamasak da onları bu sürece adapte edebiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*OjtPIGhrumLSXHU2skF3Cg.png" /><figcaption><strong>Rutinlerimiz</strong></figcaption></figure><p>Yalnızca nelerin değiştiğine odaklanmak yerine kendinize nelerin değişmediğini sorun. Olabildiğince bedenimizi hareket ettirmek, internet üzerinden sevdiklerimizle görüntülü konuşmak, bizi mutlu edecek ya da rahatlatacak egzersiz ya da uğraşlara odaklanmak, kendimize kısa süreli günlük ya da haftalık ve gerçekçi hedefler koyup bu hedeflere ulaşmak, eski rutinlerimize dönmeye gayret etmek, yapamıyorsak mutlaka yeni rutinler oturtmak ve bu rutinlere elimizden geldiğince sadık kalmaya çalışmak gibi. Elinizden geldiği kadarını kendinizi zorlamadan ve mükemmel olmasına çalışmadan yapın. Gerçekten, yeni türden ekmekler pişiremediğiniz için kendinizi kötü hissetmenize gerek yok.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Dayanışma</strong></h3><p>2020 boyunca yapmaktan vazgeçmediğimiz şeylerden biri de beraberlik ve aidiyet duygusunu sürdürmek için komünite etkinliklerimizi çevrimiçi etkinliklere dönüştürmekti. Birçok “kendi yemeğini getir” etkinliği, komünite üyelerinin aşçılıktan yogaya kendi etkinliklerini sunduğu “Play &amp; Live (Oyna &amp; Yaşa)” günleri düzenledik.</p><p>Birlikte öğrenmeyi sürdürmeye kararlıydık, bu nedenle ATÖLYE Akademi’nin 450 kişilik Öğrenme Topluluğu ile çevrimiçi öğrenme deneyimine zaman ve kaynak yatırımı yaptık, Slack üzerinden çeşitli gruplarla etkileşime geçtik (pandeminin ilk aylarında, Slack kanalımız daha öncekinden 12 kat daha fazla etkileşimi gördü). Yerel ve küresel birçok hackathon düzenledik, her şey eskisi gibi olsa çalışma fırsatı bulamayacağımız gruplarla bir araya geldik. Komünite üyelerimizden birinin düzenlediği sanal bir sergide yer aldık ve sürekli büyüyen, ortak çalışmaya dayalı Graph Commons, Milanote, Miro, Mural gibi araçlarla keşfetmek ve uyum sağlamak için kendimize yeni yollar bulduk. ATÖLYE’de bunu 2021’de de sürdüreceğiz gibi görünüyor; peki ya toplumun geri kalanı? Belirli düzeyde iyimserliği ve umudu ayakta tutmak için, başkalarıyla birlikte çalışmayı kolektif olarak sürdürmeli ve bu zor zamanların üstesinden gelebileceğimize emin olmalıyız.</p><p>Bu gibi toplumsal afetlerde dayanışma ve birlikte olma hissinin herkese iyi geldiğini biliyoruz. Araştırmalar destek almak kadar destek vermenin de travmalardan iyileşmemize yardımcı olduğunu gösteriyor. İhtiyacı olana destek çıkmanın ve ihtiyacımız olduğunda destek talep etmenin bu günleri en az hasarla atlatmamızın anahtarı olduğunu unutmayın!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>Toplum olarak aynı gemide miyiz?</strong></h3><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/169/1*XS3xGW1VX2ZrjkalPgYo4Q.png" /></figure><p>Koronavirüsü ilk ortaya çıktığında ve dünyaya yayılmaya başladığında şaşkınlık, inkâr ve şok duygularının bir karışımıyla baş başaydık. Bazıları virüsü inkâr etti ve “aldatmaca” olarak nitelendirdi. Bu arada Dünya Sağlık Örgütü, hükümetler, sağlık çalışanları ve sıradan vatandaşlar bu ölümcül hastalığın sert gerçekliğini anlamaya çalıştılar. Virüsün ortaya çıkmasından bir yıl sonra bile komplo teorileri hâlâ hüküm sürüyor. Aşırılıklar, ekonomik krizler ve toplumsal çatışmalar büyürken virüsle ilgili yanlış bilgiler sosyal medyada yayılmaya devam ediyor.</p><p>2020 yalnızca koronavirüsünün yılı değildi. Aynı zamanda politik kargaşalar, her yerde tuhaf hava sıcaklıkları ve orman yangınları, depremler ve protestolarla doluydu. Reuters tarafından derlenen “<a href="https://graphics.reuters.com/HEALTH-CORONAVIRUS/SCRAPBOOK/gjnpwklkopw/">en uzun yılın haberleri</a>” bunu iyi yansıtıyor. O halde soru şu: Tüm bunların üstesinden birlikte nasıl geleceğiz?</p><blockquote><strong>Küresel bir toplum olarak gelecek için bir araya gelmeyi gerçekten nasıl öğrenebiliriz?</strong></blockquote><p>Bir toplumun her bireyinin böyle bir küresel afette ayakta kalabilmesi için ortak kaynakların eşit ve adaletli olarak paylaşılmış oluyor olması gerekiyor. Pandemi öncesine baktığımızda dünya nüfusunun önemli bir bölümü zaten masasını zar zor ayakta tutabiliyor ya da hiç tutamıyordu. Hepimiz eşit sayıda ya da sağlamlıkta masa ayağına sahip değildik. Her birimizin iş güvencesi, barınma, beslenme, sağlık hizmetine ulaşım, eğitim gibi temel hakları ve ihtiyaçları karşılanmıyordu. Ortak depoda birbirinden sağlam masa ayakları vardı ama bu depo her toplumun her bireyine eşit oranda açık mıydı? Bronfenbrenner’ın ekolojik modelindeki en dış halkasından baktığımızda dünyaya hâkim olan politik, ekonomik ve sosyal sistem bunun tam tersini söylüyor. <a href="https://medium.com/atolye/covid-19-attitudes-behaviors-and-expectations-ff0b4f249ca9">Pandemi öncesi eşit değildik, bu nedenle aynı gemide değiliz ve pandemi sürecini ve sonrasını çok farklı deneyimleyeceğiz.</a> Koronavirüsü bunu daha iyi anlamamıza yardımcı oldu.</p><p>Yine bu nedenle pandemi sürecinde hayatta kalmak için ortak bir formülümüzün olması mümkün değil. Güvencesiz çalışan ve açlık sınırının altında yaşayan bir işçinin pandemide evde kalmasının ailesinin aç kalması demek. Dünyanın dört bir yanında mülteci kamplarında, deprem sonrası konteynır şehirlerde yaşamaya zorlanan ya da temiz suya erişimi olmayan topluluklar hangi hijyen kurallarıyla, hangi sosyal mesafeyle kendilerini koruyabilir? Kadınların, çocukların ve azınlıkların yaşadıkları şiddet, baskı ve istismar devam ediyor. Hem de kendi evlerinin ve mahallelerinin içinde. Evde hayatta ve güvende kalmamızı sağlayacak bütün şartlar eşit mi de aynı sloganla ortak bir çözümümüz var?</p><p>Evde kalmak COVID-19’dan koruyabilir, ancak hayatta kalmamızı garanti edebilir mi? Kriz durumlarında devreye soktuğumuz kaynaklarımızın arasındaki derin uçurumu göz ardı edip, herkesten bu süreçte aynı şekilde adapte olmasını, aynı önlemleri almasını beklemek ne kadar gerçekçi? Sınıfsal fark ve sosyal adaletsizlik bu denli fazlayken tek bir formüle sığınmak hem gerçek dışı hem de devletlerin krizlerde kimi en önce gözden çıkaracaklarının en net göstergesi. George Orwell’in dediği gibi: Bütün hayvanlar eşittir, ancak bazıları diğerlerinden daha eşittir.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*bAX_ZAJHo7tJKs4bRr9-rA.png" /></figure><p>COVID-19 pandemisi bize toplumun devamlı göz ardı edilen kesimini görmemizi, onlarla asla aynı düzeyde olmasa da bazı duygularda ortaklaşmamızı sağladı. Sevdiklerimizi görüp onlara dokunamadığımız, evde zorunlu hapis kaldığımız bu dönemde belki düşünceleri için tutsak edilmiş kişilerin yaşadıklarını düşündük.</p><p>Aynı zamanda, COVID-19 pandemisi boyunca kolektif inisiyatiflerin ve tepkilerin önemli ölçüde büyüdüğünü gördük. Nedeni basit: Hepimize yönelik doğrudan bir tehdide karşı ancak birlikte hayatta kalabileceğimizi acı yoldan deneyimliyoruz<strong>. </strong>Daha önce belki aklımıza bile gelmeyen, ya da hakları için ses çıkarmadığımız kişilerin bizim temel ihtiyaçlara erişimimiz ve hayatımızın devamlılığını için ne denli önemli olduğunu görüyoruz.</p><p>Örgütlendik, örgütleniyoruz bir nevi; hem de kendimizin dışında, hayatımızda belki hiç temas etmediğimiz kişilerin hayatta kalması için örgütleniyoruz. Şaşırtıcı mı? Kesinlikle değil.<strong> </strong>Toplumsal travmalardan sonra sıklıkla gördüğümüz kolektif yakınlaşma ve dayanışma sürecinin içinden geçiyoruz. Evet, bu birçok travmatik deneyimin “balayı dönemi” süresince daha fazla hissedilmiş olabilir. İlk şokun ardından “hayatta kalmak”, hatta “gelişmek” için bir arzu da olur. Hatta kendimizden geçebilir, değişimi hissedebiliriz. Yine de bu süreç boyunca inişler ve çıkışlar yaşayacağımız gerçektir. Bunları da ancak başkalarıyla iletişim kurarak anlayabilir, acımızı ancak böyle hafifletebiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Z8jvfzJnAwTSx-66lX0EVw.png" /><figcaption><strong>Kaynak: </strong><a href="https://www.psikolog.org.tr/tr/"><strong>Türk Psikologlar Derneği</strong></a></figcaption></figure><p>Kentleşmeyle doğadan koparılmış özümüzün ihtiyaçlarının, gökyüzüne bakamadığımız karantina günlerinde belki yeni yeni farkına varıyoruz. Ahlaki ve etik değerlerimizi yeniden yapılandırmak zorunda kalıyoruz.</p><blockquote><strong>Ancak dayanışma, tahammül, paylaşma, anlayış, empati ve kolektif yakınlaşma ile bu günleri anlatabileceğimiz gözlemliyoruz.</strong></blockquote><p>COVID-19 süreci halihazırda işlemeyen adalet yoksunu ekonomik, politik ve sosyal sistemlerin varlığını ve üzerimizdeki etkilerini sertçe yüzümüze vurdu. Küresel bir değişimi şart koştu. Paylaşılmış travmalardan sonra bireylerin ve toplumların eskisi gibi olması mümkün değil. Travmalardan büyüyerek çıkmak da mümkün, ancak bunun için eskiye dönmeye değil, ileriye gitmeye ihtiyacımız var.</p><p>Pandemi bitince çoğu diğer toplumsal travmalarda gördüğümüz gibi bu dayanışma ve ortak mücadele hissinin kaybolması, kaynaklarımızı yine kendi çıkarımız için muhafaza etme eğiliminde olmamız olası. Ya da daha iyisi bu süreçte kazandığımız birliktelik hissi ve hatırladığımız değerlere sahip çıkarak, başkasına olan tehdidi de kendimize yapılmış gibi alarak ses çıkarmaya başlayabiliriz.</p><blockquote><strong>Kolektif bilincin hayatta kalmasını ve yeşermesini sağlayan ortak ihtiyaçları önceliğe koyan sistemler kurgulayabiliriz.</strong></blockquote><p>Bu kurgu küresel bir dayanışma, ortak bir akıl ve aksiyon planı ve örgütlü mücadeleyi şart koşuyor. Bu aklı oluşturacak kişiler de bizleriz. Her aydınlanma kaosların arkasından gelir. Umudu koruyun, harekete geçin!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/174/1*3j1oTerZoAS0uGK4Y1thyA.png" /></figure><h3><strong>11 Temel Çıkarım</strong></h3><ol><li>Anormal bir küresel afet karşısında normal tepkiler veriyorsunuz.</li><li>Travmatik olaylar her zaman travmaya yol açmaz.</li><li>Kişiler aynı travmatik olaya farklı şiddette, sürede ve çeşitlilikte tepki verebilir.</li><li>Travmalar kopartır; sevdiklerinizle, doğayla, hedeflerinizle tekrar bağ kurun.</li><li>Kaynaklarımız stresörlerimizden ne kadar fazlaysa o kadar iyi baş ederiz. Kaynaklarınızı güçlendirin.</li><li>Rutinlerinize bağlı kalın. Yeni rutinlerle kendinizi boğmayın.</li><li>Kendinize neyin değişmediğini sorun. Hayatınızda hâlâ biraz istikrar olduğunu unutmayın.</li><li>Balayı bittiğinde desteğin bitmemesi için örgütlü mücadele edin; örgütlenmek iyileştirir.</li><li>İnternette başka topluluklarla bağlantı kurun.</li><li>Unutmayın, bu günler geçecek.</li><li>Baş etmekte zorlanıyorsanız ruh sağlığı uzmanlarından destek alın.</li></ol><h4><strong>COVID-19’dan etkilenenler için ücretsiz psikolojik destek programı:</strong></h4><p>Türkiye: KORDEP (Koronavirüsü Online Ruhsal Destek Programı) <br>0850 305 0034</p><p><em>Ücretsiz psikolojik desteğe erişmek için lütfen ülkenizdeki ilgili kurumlarla iletişime geçin. Bildiğiniz bir kurum varsa, yorumlara yazabilirsiniz. Daha fazla bilgi edinmek ve</em> <em>konuyla ilgili sorularınıza yanıt almak için her zaman Dr. Çiğdem Yumbul’a yazabilirsiniz: </em><a href="mailto:cigdem.yumbul@atolye.io"><em>cigdem.yumbul@gmail.com</em></a><em>.</em></p><h4>Kaynaklar:</h4><ol><li>Bronfenbrenner, U. (1979). <em>The ecology of human development</em>. Harvard University Press.</li></ol><p>2. Herman, J. (2007). Travma ve İyileşme. <em>İstanbul: Literatür Yayıncılık</em>.</p><p>3. Levine, P. A., &amp; Frederick, A. (1997). <em>Kaplanı Uyandırmak.</em> Butik.</p><p>4. Pauline, B., &amp; Boss, P. (2009). <em>Ambiguous loss: Learning to live with unresolved grief</em>. Harvard University Press.</p><p>5. Saul, J. (2013). <em>Collective trauma, collective healing: Promoting community resilience in the aftermath of disaster</em> (Vol. 48). Routledge.</p><p>6. Van Der Kolk, B. A. (2018). <em>Beden Kayıt Tutar: Travmanın İyileşmesinde Beyin, Zihin ve Beden</em>. Ankara: Nobel Yaşam Yayıncılık.</p><p>7. Hobfoll, S. E. (1989). Conservation of resources: A new attempt at conceptualizing stress. <em>American Psychologist</em>, <em>44</em>(3), 513. doi:10.1037/0003–066x.44.3.513</p><p>8. WHO, 5 October 2020, &lt;<a href="https://www.who.int/news/item/05-10-2020-covid-19-disrupting-mental-health-services-in-most-countries-who-survey">https://www.who.int/news/item/05-10-2020-covid-19-disrupting-mental-health-services-in-most-countries-who-survey</a>&gt;</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=8b5d1e2e66c5" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/koronavirusun-pskolojik-etkileri-8b5d1e2e66c5">Koronavirüsünün psikolojik etkileri üzerine 11 temel çıkarım</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İyilik için tasarlamak: Temiz Su Tasarım Maratonu]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/iyilik-icin-tasarlamak-temiz-su-tasarim-maratonu-16925d0ad06c?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/16925d0ad06c</guid>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <category><![CDATA[hackathons]]></category>
            <category><![CDATA[yaratıcı-platform]]></category>
            <category><![CDATA[etkinlik]]></category>
            <category><![CDATA[tasarım-odaklı-düşünme]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2020 11:48:11 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-11-05T13:32:48.994Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*ARcc4v3iNUObPwIrXGfTng.png" /><figcaption>Çizim: Yusuf Akın Gülsayın</figcaption></figure><h4><em>Etkinlik düzenlemekten etkinlik tasarlamaya</em></h4><p>Yazar: <a href="https://medium.com/u/8395f1caae34"><em>Deniz Yazicioglu</em></a><em><br></em>Katkıda bulunan yazar: <a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0"><em>Melissa Clissold</em></a><em><br></em>Editörler:<em> </em><a href="https://medium.com/u/7353611908c7"><em>Emre Erbirer</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/ea45269bfa46"><em>Omer Faruk Atas</em></a><em><br></em>Metin içi görseller: <em>Yusuf Akın Gülsayın<br></em>Çevirmen: <em>Atakan Karakış</em></p><h3>Giriş</h3><p>Etkinlikler, dünyanın her yerinde çeşitli biçimlerde “deneyim” adı altında sunulur. Kaçış odalarından izleyiciyi oyunun içinde konumlandıran teatral yapımlara veya interaktif sergilere kadar bunun sayısız örneğine rastlayabiliriz. Bu etkinlikler her bireyde farklı etkiler yaratmaya çalışsa da, unutulmaz deneyimler sunmak için katılımcının etkinliğe katılım motivasyonunu hesaba katmak daima iyi bir fikir olacaktır.</p><p>Etkinlik plânlayıcılar olarak bizlerin, önceki etkinliklerimize katılımlara ve kendi deneyimlerimize dayanarak potansiyel katılımcıların kimler olacağına dair genel bir fikrimiz olur. Ayrıca etkinlikleri tanıtırken belirli bir kitleyi hedef almayı dener ve etkinlikleri ona göre plânlarız. Dahası, etkinliklerimizi daha ilgi çekici kılmak için, düzenleyeceğimiz etkinliğin konusunu ve programını belirlerken etkinlik dünyasında gördüğümüz bir “boşluğu” doldurmaya çalışırız. Bununla birlikte, konuklarımız için sürekli daha iyi deneyimler sunmakta gerçekten başarılı olmak istiyorsak, önceki etkinlikler üzerine düşünüp nelerin iyi gittiğini, nelerin yolunda gitmediğini ve nelerin daha iyi olabileceğini belirlememiz de büyük önem taşır.</p><p>Burada cevaplamaya çalışacağımız soru şu: “Bakış açımızı ‘etkinliklik planlama’ olarak değil de ‘etkinlik tasarlama’ olarak değiştirebilir miyiz? Bu değişim sayesinde, sürekli gelişime alan bırakırken herkesin baştan sona dâhil olduğu daha bütüncül bir yolculuk ortaya çıkarabilir miyiz? Bu yaklaşımı olumlu sosyal etki yaratan etkinlikler “tasarlamak” için de kullanabilir miyiz?</p><p>Bu düşünselin bizi getirdiği soru da şu:</p><blockquote>“Tasarım odaklı düşünme metodunu kullanarak olumlu sosyal etki yaratan insan odaklı etkinlikleri nasıl tasarlayabiliriz?”</blockquote><p>Bu sorudan ilham alarak, <a href="https://www.designkit.org/human-centered-design">insan-merkezli</a> (insanların bakış açılarına, yani bu örnekte katılımcıların bakış açılarına odaklanmış) ve olumlu sosyal etki yaratmak için tasarıma odaklanmış bir etkinlik yaratmaya karar verdik. Amacımız, hem katılımcı ve paydaşların ihtiyaçlarını karşılayan, hem yaratıcılığa alan bırakan, hem de katılımcıların ciddi sorunlara gerçek çözümler üretme hazzına varabildiği bir etkinlik sunmaktı. Böylece, etkinlikte bulunan kişiler sadece “katılımcı” değil gerçek birer “iştirakçi” olabileceklerdi.</p><p>Bu nedenle de bu etkinliği “tasarlarken” <a href="https://www.ideou.com/pages/design-thinking">Tasarım Odaklı Düşünme</a> (Design Thinking) metodolojisini kullanarak bir “tasarım maratonu” (designathon) düzenlemeye karar verdik. Bu etkinliği tasarlamaya gönüllü olarak, çevre sorunları konusunda farkındalık yaratacak bir rol üstlenmek istedik.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*S_c5wkRE_h6nZCu5cF1GRw.png" /><figcaption>Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisi</figcaption></figure><p>Tasarım Maratonu (Designathon) kavramını aşağıda daha da irdeleyeceğiz, ancak bir bağlam sunmak adına, Marco Torrento’nun “<a href="https://medium.com/goodpatch-global/what-is-a-designathon-and-how-to-run-one-successfully-a105a4ac48b3#:~:text=The%20Designathon%20is%20similar%20to,defined%20challenge%20for%20social%20good.">What is a Designathon and how to run one successfully?”</a> (Designathon nedir ve nasıl başarıyla yürütülür?) adlı yazısında kullandığı tanımı referans alabiliriz. Bu yazıda “designathon” şöyle tanımlanıyor: “‘[designathon] hackathon’a benzerdir ancak belli bir konuya çözüm getirmeye girişen bilgi teknolojileri uzmanları ve bilgisayar heveslileri yerine, kullanıcı deneyimi (UX), dijital tasarımcıların ve iş tasarımcılarının kendilerini bir odaya kapatıp, toplumun iyiliği için geniş çaplı tanımlanmış bir mesele üzerine çalışmalarını kapsar.” Peki, bu fikir aklımıza nasıl geldi?</p><h3><strong>Hikâyenin arka planı</strong></h3><p>Her şey, <a href="https://creativemornings.com/cities/ist">CreativeMornings Istanbul</a> serimizin “su” temalı buluşmasına <a href="https://www.ideauniversal.org/en/">IDEA Universal</a>’in kurucusu <a href="https://medium.com/@hayridagli">Hayri Dağlı</a>’yı konuk etmemizle başladı. IDEA Universal, kendi tanımlamalarıyla, “<strong>aşırı yoksulluğun teknoloji ve yaratıcı fikirlerle ortadan kalkabileceğine dair ortak hayaller paylaşan</strong> bir hayalperest, çalışma arkadaşı, destekçi, donör ve gönüllüler topluluğudur.” IDEA Universal’in su ve sanitasyon üzerine yaptığı çalışmalar o kadar dikkat çekmiştir ki, TRT’nin “Su Savaşları” belgesel dizisinde de kendine yer bulabilmiştir.</p><p>Hayri etkinlikte şunları söylemişti: “Çok temel bir sorun için yaratıcı çözümlere ihtiyacımız var: temiz suya erişim sorunu.” Bu da ATÖLYE’nin servis tasarımcılarından Aslı Sevinç’in aklına bir fikir getirdi. “Tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla nasıl etkinlik tasarlayabiliriz?” şeklinde sorduğumuz asıl sorumuz “Tasarım odaklı düşünme metodolojisini kullanarak bir sivil toplum örgütü için nasıl bir tasarım maratonutasarlar ve yürütebiliriz?” sorusuna evrildi. Bu ilham dolu anın ardından, temiz suya erişim sorununa çözüm fikirleri üretmeyi hedefleyen bir tasarım maratonu tasarlamaya ve düzenlemeye karar verdik. Etkinliğin adı da “Tasarım Maratonu: Temiz Su” olacaktı. Etkinliği sadece biz değil, etkinlik boyunca katılımcılar da tasarlayabileceklerdi.</p><p>IDEA Universal, bu tasarım maratonu için ortağımız olacak ve etkinlik boyunca ortaya çıkan çözümler IDEA’nın görünürlüğünü arttırarak Afrika ve Asya’daki çalışmalarına dair bir farkındalık yaratacaktı. Az gelişmiş ülkelerdeki su ve sanitasyon yoksunluğu gibi önemli bir sorunu ele alacak bir etkinlik düzenlemenin, disiplinlerötesi katılımcılar aracılığıyla yaratıcı ve yenilikçi çözümler sunma potansiyeli olduğuna inanıyorduk.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*eR7zpy8g6hOT1v8tLw9v3g.jpeg" /><figcaption>IDEA Universal’ın çalışma alanları</figcaption></figure><h3><strong>İnsanlar genelde hackathon’lardan bahseder. Peki ya designathon’lar?</strong></h3><p>Hackathon sözcüğünü duyduğunuzda aklınıza gelen ilk şey bir çatı altında toplanıp ekranlarına yapışan bilgisayar programcılarıysa tekrar düşünün deriz. Çünkü yazılımcı ve şehir teknolojileri uzmanı Joshua Tauberer’e göre bir hackathon, “insanların süresi belirsiz bir şekilde bir araya gelip sorun çözdükleri bir etkinlik”ten ibarettir” ve teknoloji kullanımı zorunlu değildir(<a href="https://hackathon.guide/">Tauberer</a>, 2017). Jon Erickson’un da <a href="https://books.google.com.tr/books?hl=en&amp;lr=&amp;id=0FW3DMNhl1EC&amp;oi=fnd&amp;pg=PP13&amp;dq=hacking&amp;ots=tv3wGXEX-v&amp;sig=GkGz5hCoHCe6jocCB46gYCN6f3A&amp;redir_esc=y#v=onepage&amp;q=hacking&amp;f=false"><em>Hacking: Art of Exploitation</em></a> (2008) kitabında belirttiği üzere, “hacking”in özü, “verilen bir durumun kanunları ve özelliklerine dair istenmeyen veya gözden kaçan kullanımları bulmak ve yeni ve yaratıcı yöntemlerle bir sorunu çözmek için bu bulguları uygulamaktır — sorunun kendisi ne olursa olsun.”</p><p>“Hacking”, sorunlara yenilikçi çözümler bulmak için sınırları zorlayan yaratıcı bir uğraş olabilir.</p><blockquote>Öte yandan, bir tasarım maratonu (designathon), “hacking” ile aynı özgürlükçü ilkeler üzerine kuruludur ancak ondan farklı olarak tasarım odaklıdır.</blockquote><p>Designathon hackathon’dan farklıdır, çünkü daha ziyade denemeler yapmayı ve fikirleri evirip çevirerek onlarla “oynamayı” hedef alır, “bu da katılımcıların özgürce ve daha yaratıcı şekilde düşünmelerini sağlar” (<a href="https://uxdesign.cc/boost-your-teams-creativity-with-a-designathon-85a264ec262">Zeitlhuber</a>). Nihai ürünler, dijital tasarımdan pazarlama kampanyalarına ve reklamlara kadar birçok farklı şeyi veya konuya dair ihtiyaçları karşılayabilecek herhangi bir yaratıcı faaliyeti kapsar.</p><p>Çevre ve toplumla ilgili bir etkinlik konusu seçerek, dünyanın gerçek ve somut ihtiyaçlarına değinme potansiyeli olan fikir ve çözümlerin ortaya çıkmasını tetikleyen bir deneyim sunmak istedik. Hackathon mu designathon mu düzenlemeli konusunda sağlıklı bir karar verebilmek adına tasarım odaklı düşünme sürecinin başında yer alan “empati” safhası kapsamında iş ortağımız IDEA Universal ile bir görüşme yaptık.</p><p>Ancak empati safhasına geçmeden önce, benzer etkinlikleri bulmak için bir masabaşı araştırması yaptık.</p><p>Konusu su olan birkaç küreselörnek bulduk ancak bu etkinliklerin iletişim pratikleri bize göre pek başarılı değildi. Haklarında daha fazla bilgi bulmakta da zorlandık.</p><h4>Biz de etkinliğimizin tasarımı için şunları dikkate aldık:</h4><ul><li>Etkinliği olabildiğince şeffaf bir şekilde tanıtmak, tasarım maratonununhedeflerini etkinlikten önce belirtmek,</li><li>Etkinliğe özgü bir isim bulmak ve (mümkünse) yine etkinliğe özgü bir logo tasarlamak,</li><li>Katılımcıların hazırlıklı gelebilmesi için konuları ve meseleleri önceden belirlemek,</li><li>Katılımcıları tasarım sürecine dâhil etmek,</li><li>Etkinlik sürecini ve sonuçlarını paylaşan nihai bir rapor (veya bunun gibi bir Medium yazısı) yayınlamak.</li></ul><p>Daha sonra tasarım odaklı düşünme adımlarını uyguladık.</p><h4><strong>1. Adım: Empati Kur</strong></h4><p>Tasarım odaklı düşünmenin ilk adımı bizden bir ürünün “kullanıcılarıyla” empati kurmamızı ister. Biz kendi durumumuzda, etkinliğimizin “katılımcılarına” odaklandık. Bununla birlikte, etkinlik deneyimine derinlemesine girmeden önce, etkinliğin ana paydaşı IDEA Universal ile etkinliğin amacını sağlamlaştırmamız gerekti.</p><p><em>Etkinliği tasarlamaktaki bütün amaç, etkinlikten doğan sonuçların IDEA Universal’e doğrudan fayda sağlaması ve fikirlerin ilgili alanda uygulanabilir olmasıydı. Yani IDEA’nın asıl ihtiyaçlarını anlamak elzemdi.</em></p><p>Ardından, daha önce bir hackathon’a katılmış kişiler, etkinlik düzenleyici ve potansiyel tasarım maratonu katılımcılarına sorular sorduk. ATÖLYE’nin Şubat 2019’da İstanbul ayağını düzenlediği <a href="http://globaljams.org/">Global Service Jam</a>’e daha önce katılmış olanlarla konuştuk. Ayrıca ATÖLYE Komünitesi ve <a href="https://imece.com/">imece</a> sosyal inovasyon platformu ekip üyeleriyle görüşmeler yaptık.</p><h4><strong>2. Adım: Tanımla</strong></h4><p>Tasarım odaklı düşünmenin ikinci adımıysa “tanımla.” Etkinliğin neye benzeyeceğine dair yaptığımız röportajlardan üç ortak nokta ortaya çıktı:</p><ol><li><strong>Etkinlik öncesi:</strong> Tasarım maratonununsonuçlarına dair doğru beklentiler kurabilmek adına etkinlik detaylarının potansiyel katılımcılara düzgün aktarılması büyük önem taşır. Etkinliğin amacı, katılımcı profili ve etkinlik programı tüm olası katılımcılar için şeffaf ve anlaşılır olmalıdır.</li><li><strong>Etkinlik sırasında: </strong>İşlerinin ehli mentorların ve düzgün bir rehberliğin olması elzemdir. Mentorlar uzman tasarımcılardan oluşmalı ve her ekibin nihai ürünü (prototipi) uygulanabilir bir fikir ve yaklaşıma odaklanmalıdır.</li><li><strong>Etkinlik sonrası:</strong> Etkinlikte ortaya çıkan prototipler elle tutulur olmalı ve gerçek hayata uygulanabilmelidir. Hatta etkinlik boyunca ortaya çıkan tasarımlar mümkünse paylaşılmalıdır.</li></ol><p>Tasarım araştırmacısı şapkasını giymiş etkinlik düzenleyicileri olarak, etkinliğintasarlanması ve uygulanması boyunca bize bu bahsettiğimiz içgörüler rehberlik etti.</p><h4><strong>3. Adım: Fikir Üret</strong></h4><p>Tasarım odaklı düşünmenin üçüncü adımı bizden “fikir üret”memizi” ister. Bu safha sayesinde tasarımcılar önceden belirlenmiş problemlere yaratıcı çözümler bulabilirler. Amaç daima mümkün olduğunca fazla fikir üretmektir. ATÖLYE’nin müşteri bazlı projeleri için gerçekleştirdiğimiz workshoplar’daki bilgi birikimden de yararlanarak, tasarım maratonu boyunca hangi yaratıcı egzersizlerin kullanılacağını tasavvur etmeye karar verdik.</p><p><em>“Dinamik bir gündem” her workshop’un belkemiğidir — hackathon’ların da designathon’ların da. Tasarım sürecinin her adımının izlenmesini ve tüm alıştırmaların/egzersizlerin zamanında yapılmasını sağlar.</em></p><p>Takip edilecek gündemi özenle tasarlamak katılımcıların enerjik kalmasına ve motive olmasına yardımcı olur. Yoksa gündem ardı ardına gelen monoton seanslara dönüşebilir. Biz fikir üretme adımında, etkinlik için zengin ve dinamik bir gündem oluşturmayı başardık.</p><p>Etkinliği tasarlarken tasarım odaklı düşünme metodolojisine uymakla kalmadık, katılımcılarımız bu metodolojiyi ilk elden deneyimleyebilsin diye tasarım odaklı düşünme <em>konseptinin kendisini</em> gündemimizin içine yerleştirdik. Bu yapıya uyan spesifik egzersizleri planladık.</p><h4><strong>4. Adım: Prototiple</strong></h4><p>Tasarım odaklı düşünme metodolojisinin dördüncü safhası fikrinizi protiplemeyi kapsar. Bir ürün veya uygulamayı prototiplemek belki basit bir şekilde yapılabilir. Fakat söz konusu bir etkinlik olduğunda tüm ekibimizle etkinliğin bir provasını yapmamız gerekti. Böylece, neyin işlediğini ve neyin geliştirilmesi gerektiğini görebildik ve gündemimize son rötuşları atma şansımız oldu.</p><p>Bu safhada görsellerimizi, dinamik gündemimizdeki içeriği, etkinlik alanının kullanımını ve etkinlik boyunca kullanacağımız araçları da prototipleştirdik. Böylece etkinliğin kendisine başlamadan önce önemli geri bildirimler alma şansımız oldu.</p><h4><strong>5. Adım: Test et</strong></h4><p>Tasarım odaklı düşünmenin son safhası fikrinizi test etmeyi gerektirir. Bu safha bizim için, plânladığımız etkinliği hayata geçirme ve deneyimleme anlamına geliyordu! Bu sayede gündemimizi, programımızı ve katılımcılarımızın kullandığı araçları görebildik. Eğer “test etme” bir mobil uygulama geliştirme projesi için onu App Store’da yayınlamaksa, bizim için de etkinliği sahneye koymak demekti.</p><p><em>Tasarladığımız etkinliği test ederken, nelerin işleyip işlemediğini ve nelerin sonradan iyileştirilebileceğini ilk elden görebilmiş olduk.</em></p><p>Etkinliğin sonuç olarak neye benzediğine dair bir fikir edinmek için tasarım maratonunun videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.</p><iframe src="https://cdn.embedly.com/widgets/media.html?src=https%3A%2F%2Fplayer.vimeo.com%2Fvideo%2F398776262%3Fapp_id%3D122963&amp;dntp=1&amp;display_name=Vimeo&amp;url=https%3A%2F%2Fplayer.vimeo.com%2Fvideo%2F398776262&amp;image=http%3A%2F%2Fi.vimeocdn.com%2Fvideo%2F866549381_1280.jpg&amp;key=a19fcc184b9711e1b4764040d3dc5c07&amp;type=text%2Fhtml&amp;schema=vimeo" width="1920" height="1080" frameborder="0" scrolling="no"><a href="https://medium.com/media/50acdafa7a901af105f318b4e974dc7c/href">https://medium.com/media/50acdafa7a901af105f318b4e974dc7c/href</a></iframe><p>Etkinliğin rakamlarla özetini ise aşağıda görebilirsiniz:</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*EqU1XRml393fjxU5ESkGEw.png" /></figure><p>Etkinlik boyunca geliştirilen protiplerin bazıları gerçekten yenilikçiydi. Çözümler şunları içeriyordu: Gönüllülerin çalışmak isteyecekleri ülkeleri seçebilecekleri bir gönüllü platformu, çocukları temiz su kıtlığına dair eğitecek bir çocuk kitabı, suya dair meselelerde insanlarda farkındalık yaratacak bir mobil oyun oynamaları için su şişelerine barkod yerleştirme.</p><p>Sonuç itibarıyla, etkinlik boyunca çeşitli koşullar deneyimleyerek, gelecek sefere dikkate alınması gerekenleri ve ne tür risklerle karşı karşıya kalabileceğimizi net bir şekilde tanımlayabildik.</p><p><em>Bu da yeniden empati kurmamızı, yeniden tanımlamamızı, bir kez daha fikir geliştirmemizi, bir sonraki etkinlik için daha gelişmiş bir prototip geliştirmemizi ve gelecek etkinliklerle birlikte prototipimizi — etkinlik deneyimimizi — yeniden test etmemizi sağlayabildi.</em></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*XUvwWLn7AxObS9Fp" /><figcaption><em>Katılımcıların jüri sunumlarından birkaç kare.</em></figcaption></figure><p><em>Katılımcıların jüri sunumlarından bazı fotoğraflar</em></p><h3><strong>Geri bildirim ve sonraki adımlar</strong></h3><p>Bu ilk tasarım maratonumuz olduğundan, hâlâ geliştirilmesi gereken şeyler vardı.</p><p>Her etkinlikten sonra adetimiz olduğu üzere, herkesin nelerin iyi gidip gitmediğine ve nelerin iyileştirilebileceğine dair düşünebilmesi için bir geri bildirim seansı düzenledik. Ancak geriye dönüp baktığımızda, referans alabilmek için resmî bir raporun daha da kullanışlı olabileceğini düşündük. Buna ilaveten, uygulanıp uygulanmadıklarını görmek için prototiplerin takibini yapmak da tüm sürecin başarısını değerlendirmemiz açısından çok iyi bir sonraki adım olabilirdi.</p><p>O günden beri eksiklikler veya iyileştirilebileceklerimiz üzerine düşünerek, etkinlik deneyimlerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Örneğin, bu tasarım maratonundan öğrendiklerimize dayanarak, her etkinlik sonrası ilave bir çıktı olarak düzenlediğimiz resmî raporları daha da detaylandırmaya başladık. Dahası, çıktıları ve tasarım ürünlerini arşivleyebilmek ve daha geniş kitlelerin erişimine sunabilmek adına, hackathon’larımız için mikro siteler kurmaya başladık. Bu etkinlikten bu yana gelişmelerimize birer örnek olarak, Arçelik için yarattığımız <a href="https://hackthenormal.com/">Hack the Normal</a> internet sitesini veya <a href="https://hackthecrisisturkey.com/">Hack the Crisis Turkey</a> için geliştirdiğimiz siteyi ziyaret edebilirsiniz. Her yeni etkinlik için “prototiplemeye” ve “test etmeye” devam ediyor ve katılan herkesin müdâhil olduğu unutulmaz deneyimlere dönüşebilecek etkinlikler yaratmaya daha da yaklaşıyoruz.</p><h3><strong>Son sözler</strong></h3><p>ATÖLYE’de tasarım odaklı düşünmeyi geniş bir yelpazedeki zorluklarla mücadele etmek için kullanmayı hedefliyoruz. Çocukların sınıf ortamındaki deneyimini geliştirmek, uygulamalar için alternatif kullanıcı arayüzleri yaratmak veya etkinliklerimiz aracılığıyla unutulmaz deneyimler yaratmak da buna dahil. Bazen müşterilerimiz için karmaşık problemleri çözmek için çalışıyor, bazen de bir iş ortağıyla birlikte tasarlayarak sosyal sorunları çözmeye odaklanıyoruz. Bu sefer, tasarımcı şapkasını kafamıza geçirip etkinlik düzenlemenin ötesine geçmek bizim için harika sonuçlar doğurdu.</p><p>Katılımcıların etkinlik alanını mütevazı bir başarmışlık hissiyle terk ettiklerini bizzat gördük. Yeni ilişkiler doğdu, yeni bağlantılar kuruldu ve kapanış seremonimize yaklaştıkça yaptığımız işten dolayı duyduğumuz gurur daha da arttı.</p><p>Sonuç itibariyla, etkinlik düzenleyiciler olarak “biz” ile “katılımcılar” arasında bazen kopukluk olabiliyor. Ancak katılımcıların gözünden deneyimin neye benzeyeceğini düşünmeyi seçersek, gerçekten güzel anılar yaratabilir ve etkinlikten tatmin olmuş bir şekilde, neşe, heyecan ve harekete geçmek için aldığımız ilhamla ayrılabiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/0*LBFhaC8U92ju8orV" /><figcaption>Tasarım maratonununa katılan herkes</figcaption></figure><p>Not 1: Etkinliği belgelemek için imece ekibinden bize gönüllü katılan Kaya Demiral ve Müge Gümüş’e özellikle teşekkür ederiz.</p><p><em>Not 2: Hackathon veya designathon tasarlamak için bizimle çalışmak isterseniz, lütfen </em><a href="mailto:events@atolye.io"><em>events@atolye.io</em></a><em> adresine bir e-posta gönderin. Birlikte nasıl değer yaratabileceğimizi keşfetmekten memnuniyet duyarız.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=16925d0ad06c" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/iyilik-icin-tasarlamak-temiz-su-tasarim-maratonu-16925d0ad06c">İyilik için tasarlamak: Temiz Su Tasarım Maratonu</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hayat Dersleri #2: Farah Ramzan Golant]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/hayat-dersleri-2-farah-ramzan-golant-liderlik-83a4202a0e3a?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/83a4202a0e3a</guid>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <category><![CDATA[hayat-dersleri]]></category>
            <category><![CDATA[akademi]]></category>
            <category><![CDATA[farah-ramzan-golant]]></category>
            <category><![CDATA[liderlik]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2020 08:58:47 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-09-25T09:00:06.098Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*lc7FrBITL_I0HiwjNPW2hQ.png" /><figcaption>Çizim: Funda Çevik Dinsdale</figcaption></figure><h4><em>kyu EMEA CEO’su Farah Ramzan Golant’tan 9 liderlik teması</em></h4><p>Yazarlar: <a href="https://medium.com/u/91fdaeffd85"><em>Burcu Demirok</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/5bb6e3e6c535"><em>Kerem Alper</em></a><em><br></em>Editörler: <em>Arda Kolukısa, </em><a href="https://medium.com/u/34413bcad778"><em>Deniz Yazıcıoğlu</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/bd44b547fd20"><em>Ömer Ataş</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/1bd39e45508"><em>Özgür Arslan</em></a><em> </em><br>Katkıda bulunan yazar: <em>Farah Ramzan Golant</em><br>Metin-içi görselleştirmeler: <a href="https://medium.com/u/2cb25c1498d1"><em>Aleyna Tezer</em></a></p><p>Mart ayında yeni girişimimiz <a href="https://akademi.atolye.io/tr/anasayfa/">ATÖLYE Akademi</a> aracılığıyla başlattığımız “Hayat Dersleri” etkinlik serisinde, ağımızda bulunan ve hem yerel hem global ölçekte isim yapmış yaratıcı liderleri konuk ediyoruz. <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/hayat-dersleri-1-sandy-speicher-ile-at%C3%B6lye-akademinin-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%C4%B1-35cae964a327">Bir önceki yazımızda</a> bu yeni etkinlik serisiyle ilgili daha detaylı bilgilerin yanı sıra IDEO’nun CEO’su Sandy Speicher’ı konuk ettiğimiz ilk etkinlik hakkındaki düşüncelerimizi paylaştık. Okumanızı tavsiye ederiz.</p><p>Serinin ikinci etkinliğinde konuğumuz <a href="https://kyu.com/">kyu Collective</a>’in EMEA CEO’su Farah Ramzan Golant’tı. Etkinlikte kişisel ve profesyonel hikayesini meraklı dinleyenlerle paylaşan Farah, özellikle kriz zamanlarında belirsizlikte yön bulma temasına odaklandı. Ayrıca “yaşanmış liderlik deneyimleri” adı altında dokuz değerli öğrenimini bizimle paylaşan Farah’nın aktardıklarına aşağıda daha detaylı bir şekilde yer vereceğiz.</p><p>Farah’nın paylaşımları, ATÖLYE olarak hem bireysel hem organizasyonel seviyede edindiğimiz — ancak hak ettiği şekilde üzerine derinlemesine düşünmek için zaman ayıramadığımız — paha biçilemez deneyimler üzerine derinlemesine düşünmek için bizde güçlü bir dürtü uyandırdı. İşte bu nedenle bu yazımızın sonunda Farah’nın hikayesini aktarması üzerine ortaya çıkan hislerimizi paylaşmak, onun hikayesiyle bizim amacımız, komünite kürasyonu anlayışımız ve zorluklara karşı duruşumuz arasındaki bağlantıları irdelemek istedik. Farah’nın ortaya koyduğu öğrenimler üzerine derinlemesine düşünürken, bir komünite olarak büyüme sürecinde kendi düşüncelerimizde keşfedebileceğimiz yeni yollara rastladık. Ayrıca liderlik ve “birbirine liderlik etme” konseptlerine yöneldik.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*WKXmZDiaoFHkZ_8jzXiZ2A.png" /><figcaption>Etkinlikten bir görüntü</figcaption></figure><h4><strong>Etkinlik</strong></h4><p>Tüm etkinliklerimizi ve programlarımızı dijital ortama taşımak, çok çeşitli ve çokdisiplinli bir kitleye erişimimiz açısından harika bir gelişme oldu — ki bu da ATÖLYE’nin komünitelerle ilgili felsefesiyle ve düşünce yapısının merkezinde bulunan esas değerlerle tam olarak hizalanan bir durum.</p><p>Örnek vermek gerekirse, yalnızca bu etkinliğimizde bile dünyanın dört bir yanından 200’ün üzerinde katılımcıyı ağırlayarak çeşitli meslek dallarına, uzmanlıklara ve geçmiş deneyimlere yer verdik. Tasarım, girişimcilik, gastronomi, mühendislik, veri bilimi, sanat ve eğitim gibi dallardan gelen kişiler, San Francisco, Seattle, Chicago, New York, Boston, Londra, Münih, İstanbul, Dubai ve Tokyo gibi dünyanın farklı şehirlerinden bağlandı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Kk1kLa_u1bS0QVFEhULDaw.jpeg" /></figure><h4><strong>Farah Ramzan Golant Kimdir?</strong></h4><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*TBcuKbInuo75wAJPhjJJKA.jpeg" /><figcaption>Farah Ramzan Golant</figcaption></figure><p>Bir Zoom ekranı aracılığıyla bile olsa Farah’nın hayat hikayesini inanılmaz canlı detaylarıyla dinleyecek kadar şanslıydık. Nairobi şehrinde Asyalı bir aileye doğan Farah, çok erken bir yaşta taşındığı Birleşik Krallık’ta Cambridge Üniversitesi’nde modern diller üzerine eğitim gördü.</p><p>Mezuniyetinin ardından kariyerine Abbott Mead Vickers BBDO reklam ajansında başlayan Farah, 15 yılın ardından şirketin CEO’su oldu ve daha sonrasında çeşitli yaratıcı ve medya şirketlerinde de CEO pozisyonlarında yer aldı. İngiltere Başbakanlığı İş Danışma Grubu’nda çalışan Farah, All3Media şirketinde Baş Yönetici (Chief Executive) rolünü üstlenmenin yanı sıra; genç kızları hayatlarını değiştirmeleri için güçlendirmek amacıyla gençlere yönelik markalar ve mobil platformlar oluşturan, yaratıcı bir kâr gütmeyen kuruluş olan Girl Effect’in CEO’su olması için Nike tarafından görevlendirildi.</p><p>Farah’nın öyküsü onu 2018 yılında kyu Collective’e getirdi. İngilizce’deki “q” harfi gibi telaffuz edilen kyu, yaratıcılığı ekonomiyi ve toplumu ileri taşımak üzere kullanma amacı taşıyan şirketlerin bir araya geldiği küresel bir kolektif. Bugünlerde kyu’nun uluslararası büyüme planlarını yürüten Farah, yeni satın alma fırsatları bulma konusunda özel olarak görevlendirildi. Kendisi ayrıca kyu müşterileri ve tüm dünya için yüksek etkili sonuçlar oluşturmak üzere üye şirketler arasında iş birliği çalışmalarını da hızlandırıyor.</p><p>ATÖLYE’nin kyu Collective üyesi olmasında kilit rol oynayan Farah, o zamandan beri ATÖLYE’nin yolculuğunda önemli bir yeri var. ATÖLYE, kyu bünyesine dahil olmasının ardından Farah’nın paha biçilemez yönlendirmeleriyle pek çok uluslararası projelere katıldı, IDEO ve SYPartners gibi diğer kyu üye şirketlerle iş birlikleri gerçekleştirdi ve operasyonlarını Orta Doğu ve Londra’ya genişletti. ATÖLYE aynı zamanda yaratıcı toplulukların, tasarım yoluyla pozitif etki oluşturmak amacıyla nasıl derleneceği, etkileşimde tutulabileceği ve mobilize edilebileceği konularındaki global literatüre de enerjik bir şekilde katkı sağlıyor.</p><h3><strong>Farah’dan 9 Liderlik Teması</strong></h3><p>Farah, etkinlik sırasında hayat hikayesini çok içtenlikle bizimle paylaşacak kadar kibardı. Ancak kendi hikayesinin yanında liderlikle ilgili geliştirdiği “temalar,” bizce bu konuyu araştıran hemen hemen herkese ilham verecek cinsten. İşte Farah’nın 9 liderlik teması:</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*tKppI9ND2V-2a88YFnoVlQ.png" /></figure><h4><strong>Liderlik yapma ve yönetme arasındaki farkı bilin</strong></h4><p>Eski Norsça’dan Almanca, Flemenkçe ve Eski İngilizce’ye geçen “lider” (leader) kelimesine etimolojik olarak yaklaşacak olursak; fiil kökü, lideri “yolu belirleyen kişi” olarak tanımlar. Buna kıyasla, “el ile yapılan, manuel” anlamına gelen Latince “manus” kelimesinden türeyen “manager” yani “yönetici” kelimesi ise “atları yolda yürüten kimse”yi tanımlar. Farah’nın yorumuyla, “Bazen yolu belirlediğiniz zamanlar olur ve bu sizin sorumluluğunuzdur. Bir yol seçmek için tüm deneyiminizi kullanmanız gerekir. Ancak yolun zaten seçildiği zamanlar da olur — böyle zamanlarda liderliği yöneterek yapmanız, yani ‘atları yoldan yürütmeniz’ gerekir. İki rolün de farklı zamanlarda yerine getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”</p><p>İster liderlik ister yöneticilik yapın, önemli olan bu zorlu süreçte olduğunuz konumu bilmek — her zaman aynı noktada olmadığınız gibi sizden yeteneklerinizi konuşturmanız bekleniyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*yksOrbRWkFBwj5CNgYMe-Q.png" /></figure><h4><strong>Gaye-kâr spektrumunu anlayın ve benimseyin</strong></h4><p>İşletmelerin büyümesi gerekir; insanlara ve platforma geri yatırım yapabilmek için kâr elde etmeniz lazımdır. Spektrumu ve o spektrumda sürekli hareket etmekte olduğunuzu anlayın. Bazı durumlarda daha hissedilebilir bir şekilde kâra odaklanmalı, bazı durumlarda ise gayenizi daha yoğun bir şekilde vurgulamalısınız. Gaye ve kâr arasında paha biçilemez bir denge vardır. Birine değer verip diğerini inkâr edemezsiniz. Bu denge her ne kadar hassas olsa da özgün ve başarılı olabilmek için onu bulmanız şarttır.</p><p>Gaye-kâr dengesi,, kutuplaştırıcı veya acımasız bir paradoks olmamalıdır. Kendi bağlamınız ve yeteneklerinize en uygun dengeyi bulmayı hedefleyin.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*pQizmpkpDzASLCEALZyfrg.png" /></figure><h4><strong>Durmaksızın ve yorulmaksızın ileriye bakıp ileriye dönük düşünün</strong></h4><p>Farah’nın deneyimlerine göre dirençlilik ve uyum sağlama yeteneğinin yanı sıra “yorulmaksızın gelişime” de ihtiyaç vardır. Bu da “an”ın içerisinde hareket ederken bile enerjik bir şekilde ileriye bakmayı ve ileri dönük planlar yapmayı gerektirir.</p><p>Olaylar ne kadar iyi veya kötü görünse de sürekli mevcut durumu sorgulayın. Bunu yapmak ayaklarınızın yere basmasına yardımcı olacağı gibi ortaya çıkan yeni fırsatları da gözden kaçırmamanızı sağlayacaktır.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*fh3I-rKvTIcswmFWboKwwg.png" /></figure><h4><strong>Monologdan ziyade çoklu perspektifleri teşvik edin</strong></h4><p>Liderler çoğu zaman zorluklar karşısında sabit bir bakış açıları olması gerektiğini düşünür. Farah içinse bir lideri daha güçlü kılan, birden fazla perspektifi olmasıdır. Liderler, etraflarındaki her seviyeden insanın bakış açılarını dinlemek için özel çaba sarf ederler.</p><p>Hiç kimse her konuda her zaman haklı olamaz. Bu durumda asıl değerli olan, güçlü bir çerçevenin içerisinde çoklu, birbiriyle yarışan ve çoğu zaman çelişkili bakış açılarını barındırmak. Bu bakış açılarını bastırmaya veya çatışma halinde bırakmaya çalışmazsınız; aksine, hepsini “bir bütünde” tutarak her zaman dünyaya çok yönlü bakar, seçenek ve riskleri öyle değerlendirirsiniz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*XfdWrXQxNVEvE_kEaeIxzw.png" /></figure><h4><strong>Her problemi çıktığı andaçözme dürtüsüne karşı koyun</strong></h4><p>Tepki verme hızı kuşkusuz önemlidir. Bir kalp krizi geçiriyorsanız sağlık çalışanının size ulaşma hızı, hayatta kalıp kalmayacağınızı belirler.</p><p>Ama şoklarla veya zorluklarla baş ettiğiniz zaman size gelen her problemi anında çözme dürtüsüne karşı koymanın da değeri vardır.</p><p>Bu yüzden, bir problemi anında veya en kısa sürede çözme fikrine karşılık bir mola vermenin ve dinginlik oluşturmanın sizin için çok yararlı olacağı zamanlar vardır.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*tb16TK0mj37_-qcSED7jRQ.png" /></figure><h4><strong>Ön saflardakilerin neler düşündüğünü ve yaptığını bilmezseniz etkin bir şekilde liderlik yapamazsınız</strong></h4><p>Farah, “ön saflar” derken işlerin yapıldığı esas noktayı, yani müşterilerle — ve özellikle de en zor müşterilerle — çalışanları kastediyor.</p><p>Organizasyonun ve işleri gerçekleştiren kişilerin en çok efor sarf ettiği (ve en çok stres yaşadığı) noktada liderin anlamlı bir şekilde kendini göstermesi çok önemlidir. Bir o kadar önemli olan başka bir unsur da birer yatırımdan ziyade gerçek değerleri temsil eden en genç, taze ve lekelenmemiş zihinleri araştırmaktır.</p><p>Ön saflardakilerin ne yaptığını bilmezseniz onlara nasıl liderlik yapacağınızı da bilemezsiniz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*GA87czweiTdoyB4V-Pu4Cw.png" /></figure><h4><strong>Kadınları bilinçli bir şekilde karar verme mekanizmasının merkezine oturtun</strong></h4><p>Bu, basit olduğu kadar yaşamsal önem taşıyan bir konu. Kadınların seslerinin ve deneyimlerinin açıkça yüceltilmesi, onlara değer verilmesi gerekir — aksi takdirde ne kadar doldurmaya çalışırsanız çalışın, organizasyonunuzun özü hep kısmen boş kalır.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*02hkWkQigTt1v_7Jfu_TeQ.png" /></figure><h4><strong>Yetenekli kişiler, liderlik yapılmasından çok “uçmalarına” olanak tanınmasını isterler</strong></h4><p>Yaratıcı kişiler, basitçe, liderliğin direktif veya parametre vermek, onaylamak veya reddetmek olduğu durumlarda kendilerine liderlik edilmesini istemezler. Yaratıcı kişiler aslında yalnızca ürettikleri fikirlerin “uçmasına” olanak tanımanızı isterler. Farah’nın ilk önerisiyle birlikte değerlendirmek gerekirse, yaratıcı kişiler sizden yalnızca tek bir şey isterler: fikirlerinin uçmasına olanak tanımanızı.</p><p>Ayrıca ister uçmalarına yardımcı olmayı ister kanatlarını kırpmayı tercih edin, bunu her zaman hatırlayacaklardır.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/150/1*iXxQTDqinSNgXEZ5_bULYQ.png" /></figure><h4><strong>Eski hikayede takılıp kalmamaya dikkat edin</strong></h4><p>Çoğu lider harika birer hikaye anlatıcısıdır. Ancak güzel bir hikaye anlattıktan sonra ondan uzaklaşmak, hikayenizi değiştirmek, gerçekten zordur.</p><p>Durum böyle olsa da öykülerin yeni karakterlere, yeni bölümlere ve hikaye çizgilerine, yeni tehlikelere ihtiyacı vardır. Bir zamanlar gerçekten işe yarayan ancak son kullanma tarihini çoktan doldurmuş olan bir hikayede takılıp kalmak kolaydır.</p><h3><strong>Düşünceler</strong></h3><h4><strong>Liderlik, ATÖLYE için ne anlam ifade ediyor?</strong></h4><p>Pek çok start-up girişim gibi ATÖLYE için de belirsizlik içinde yön bulma, kuruluşunun ilk gününden beri yolculuğunun varoluşsal bir parçası olmuştur. Buna ek olarak krizlerin eksik olmadığı Türkiye gibi bir ülkede merkezlenen organizasyon olarak dirençlilik ve adapte olabilirlik DNA’mızın merkezinde yer alıyor. Aşağıda, Farah’nın hayat hikayesini ve dokuz liderlik temasını dinlemenin bizde uyandırdığı düşüncelerimizi bulacaksınız.</p><h4><strong>Gaye-kâr spektrumunu benimsemek</strong></h4><p>Gaye odaklı bir organizasyon olarak “gaye-kâr spektrumunu” dengeli bir şekilde seyretmenin öneminin bilincindeyiz. Esas değer önermemiz, gerçekleştirdiğimiz küratörlüğün gücünde yatıyor. Sürekli olarak dünyadaki pozitif etki potansiyelini açığa çıkarma hedefimiz doğrultusunda komünitemizi, iş ortaklarımızı ve müşterilerimizi seçerken son derece özenli davranıyoruz. Böylelikle ele aldığımız proje ve problemlerin kürasyonunu gerçekleştiriyoruz. Zaman, ilgi ve bağlantılar söz konusu olduğunda kalite üretmek adına az bulunurluğun kattığı değere inanıyoruz.</p><p>Organizasyon olarak birden çok daldan oluşan ATÖLYE; Yaratıcı Platform, Akademi ve Stratejik Tasarım Stüdyosu’nu bir araya getiriyor. Yaratıcı Platform, etki odaklı fırsatları tüm komünitemizle paylaşabildiğimiz alan. Bununla birlikte, Yaratıcı Platform’umuzun gerçekleştirdiği keşiflerin çoğu, “<em>insanların, mümkün olan en iyi versiyonları olarak dünyaya bilinçli bir şekilde katkıda bulunmalarını teşvik eden ortam yaratmak üzere üyelerini bir araya getirme, onları destekleme ve harekete geçirme”</em> hedefi taşıyan, kâr amacı gütmeyen girişimlere dönüştürülebilir. <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/yeni-bir-ke%C5%9Fif-alan%C4%B1-at%C3%B6lye-akademi-a9cc7940489a">En yeni keşif alanımız</a> ATÖLYE Akademi ile bireylerin yaratıcı potansiyellerini ortaya çıkararak onların dönüşümsel yolculuklarında kolaylaştırıcı görevi görmeyi amaçlıyoruz. Son olaraksa Stratejik Tasarım Stüdyosu, değişim elçilerinden oluşan bu komünitenin önüne çıkan karmaşık problemler karşısında iş birliği gerçekleştirebilmesi için sağlam bir zemin oluşturuyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*og4oMfp46FGXfnnzqFFObg.jpeg" /><figcaption>ATÖLYE’nin ilk kyu Collective’e katıldığı an</figcaption></figure><p>Daha geniş bir bakış açısından değerlendirildiğinde, <a href="https://kyu.com/">kyu Collective</a>’in gayesi de <em>“ekonomiyi ve toplumu ileri taşıyacak yaratıcılığa kaynak olmak.”</em> kyu, bünyesindeki yaratıcı kolektifin gücünü kullanarak dünyanın dört bir yanındaki toplumlarda daha geniş çaplı etki oluşturmayı hedefliyor. Özenle bir araya getirilen ve alanında en iyi çalışmaları yapan yaratıcı organizasyonlardan oluşan bu kolektif; toplumlarımızın bugün ve önümüzdeki on yıllar içerisinde duyacakları ihtiyaçları anlayarak, aralarında bağlantı kurarak ve sınırlarını keşfederek birbirinden görünürde kopuk noktaları birbirine bağlama ve değer oluşturma gayesi taşır.</p><p>kyu’ya katıldığımızdan beri kolektifin bağlayıcı dokusu görevini görerek diğer kyu üyeleriyle iş birliği yapmak ve bağlantı kurmak için yeni yöntemleri keşfetmeyi hedefliyoruz.</p><h4><strong>Çoklu bakış açılarını teşvik etmek</strong></h4><p>Farah’nın da vurguladığı gibi bugünün karmaşık problemleri daha çoğulcu bir bakış açısı edinmemizi gerektirir.-Bizim komünitemiz de monolojik bir anlatıdansa çoğulcu bir bakış açısını benimsememizi sağlayan anahtar bileşen. Dürtümüz; tek bir disiplinle veya sesle çözümlenemeyecek karmaşık problemleri ele alırken çeşitlilik sahibi komünitemizi ve disiplinlerötesi ekiplerimizi bir araya getirmek.</p><p>Komünitemiz içerisinde gerçekleşen yaratıcı çarpışmalar sayesinde oluşan sosyal ve profesyonel etkileşimlerin keşfedilmemiş potansiyeline inanıyoruz.</p><blockquote>Komünitemizi yönetmek yerine yeteneği destekleme odaklı bir yaklaşım benimsemeyi hedefliyoruz.</blockquote><p>Bu, hiçbir zaman tek taraflı bir ilişki değildir: karşılıklılık komünitemizin kalbinde yatar ve tüm üyelerimizin anlamlı bir şekilde katkıda bulunmalarını bekleriz.</p><p>Diğer yandan komünitemiz; iş ortaklarımız, müşterilerimiz ve paydaşlarımızın yüzleştiği belirli karmaşık problemlere odaklanacak daha özelleşmiş ekipler derlememize de olanak tanır. Komünitemizin her bir üyesi, eşsiz beceriler ve deneyimler sunar. Komünite üyelerimiz bireysel hedeflerini gerçekleştirmek üzere çalışırken, organizasyon olarak gerçekleştirdiğimiz birtakım projelerde belirli ihtiyaçları karşılamak üzere birlikte niş alanlar keşfedebileceğimize inandığımız bazı projelerde iş birliği yaparız.</p><p>kyu bünyesindeki yaratıcı organizasyonlar, yalnızca kendi alanlarında etki oluşturmak için değil, aynı zamanda iş birliği aracılığıyla yeni alanlar keşfetmek için de bir araya gelir. kyu üyelerinin ele aldığı seçilmiş <a href="https://kyu.com/work">projelere</a> göz attığınızda bu önde gelen organizasyonların etki yaratan projeler etrafında nasıl alışılmadık ortaklıklar kurabildiğini fark etmeniz zor değil.</p><p>Tam da bu noktada, “<a href="https://kyu.com/members">kyusins</a>” (“kyuzenler”) adını verdiğimiz diğer kyu üyeleriyle son bir yıl içerisinde — çoğu Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) gerçekleşen — çeşitli projelerde iş birliği yapma fırsatı bulduk.</p><p>Ekibimizle birlikte küresel ve yerel ağlarımızdaki bağımsız çalışanlardan da yararlanarak oluşturduğumuz, IDEO ve <a href="https://www.palmwood.org/whoweare-en">Palmwood</a> ile süregelen iş birlikçi ilişkilerimizle, BAE <a href="https://atolye.io/tr/proje/bae-design-gov/">hükümetinde çalışan kişileri İnsan Odaklı Tasarım yetkinlikleriyle zenginleştirerek</a> ülkenin en önde gelen zorlu problemlerini ele almalarını sağlayacak bir öğrenim programı oluşturma ve gerçekleştirmeyi hedefledik. Bu iş birliği, çeşitli ekiplerin, şirketlerin ve yaklaşımların bir arada kullanılarak oldukça iddialı alanlarda yeni iş birliği yöntemlerinin nasıl oluşturulacağının başarılı bir örneği.</p><h4><strong>Eski hikayemizde takılıp kalmamak</strong></h4><p>ATÖLYE olarak en büyük kabusumuz herhalde “eski bir hikayede” takılıp kalmak olurdu. Kendimizi, sürekli evrilmeye ve kendini yeniden inşa etmeye çalışan bir organizasyon olarak görüyoruz. Farah’nın ve kyu ailesi bünyesindeki diğer ilham verici liderlerin (ve komünitemizden aldığımız sonsuz ilhamın) da etkisiyle hep daha iyi, daha taze, daha güncel bir hikaye keşfetmeyi isteyen bir ruhumuz var. Bunun en güzel örneği de kendimizi herhangi bir zorlu probleme maruz bıraktığımızda, komünitemizin barındırdığı çoğulluk ve çeşitliliğin de gücüyle, çözüm tasarlamanın ve uygulamanın yeni bir yolunu bulmaya çalışmamız. Benimsediğimiz bu yaklaşımın büyük oranda öğrenim ve büyüme iştahımızdan kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu sebeple de her karmaşık problemi birer öğrenme fırsatı olarak değerlendiriyoruz.</p><p>Nispeten genç bir organizasyon olarak gücümüzü, yaratıcı bireylerden oluşan ve sürekli büyüyen komünitemizden ve kolektif olarak geliştirilmiş bilgi birikimimizden alıyoruz. Böylesi bir güç, geleneksel olarak yapılandırılmış bu ölçekte bir organizasyonel modelde mümkün olamazdı.</p><p>Bugün geldiğimiz noktada; komünitemiz, ortaklarımız veya paydaşlarımızla her yeni etkileşimimizde yeni hikayeler yazmayı hedefliyoruz. Diğer kyu üyeleriyle beraber daha da büyük ve cesur projelere imza atmamıza olanak tanıyan kyu hikayesinin parçası olmaktan heyecan duyuyoruz.</p><h4><strong>Liderlik sizin için ne anlam ifade ediyor?</strong></h4><p>Tüm bu parçaların nasıl bir araya gelerek her birimiz için farklı bir resim oluşturduğunu düşünmek, ilginç bir egzersiz. Sizin düşüncelerinizi duymak isteriz.</p><p><em>Bu öğrenimler, kişisel olarak sizin için ne anlam ifade ediyor?</em></p><p><em>Peki, organizasyonunuz için ne anlama geliyor?</em></p><h4><strong>Kapanış yorumları</strong></h4><p>Farah’ya böylesi ilham verici konuşması ve ekranlarımızdan bize ulaşan cana yakın tavrı için tekrar teşekkür ederiz. Ayrıca tüm katılımcılara zamanları, düşünceleri ve katkıları için de teşekkür ediyoruz.</p><p>Ayrıca aşağıda ATÖLYE Akademi Öğrenme Tasarımcısı Zeynep Akyul Yavuz’un “canlı hasatlama” (live harvesting) yöntemiyle oluşturduğu görsele göz atarak da etkinlik sırasında ortaya çıkanlar hakkında fikir edinebilirsiniz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*FFem8TUq0xGXgQsF7nfSTw.png" /></figure><p>Önümüzdeki etkinliklerden haberdar olmak istiyorsanız ATÖLYE Akademi haber bültenine <a href="http://eepurl.com/gTPa1r">bu bağlantıdan</a> abone olabilirsiniz.</p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=83a4202a0e3a" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/hayat-dersleri-2-farah-ramzan-golant-liderlik-83a4202a0e3a">Hayat Dersleri #2: Farah Ramzan Golant</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gelecek Zaman: Andrés Colmenares ile “Uyanış”]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/gelecek-zaman-andrescolmenares-ile-uyanis-851021aeaeef?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/851021aeaeef</guid>
            <category><![CDATA[gelecek-zaman]]></category>
            <category><![CDATA[atölye]]></category>
            <category><![CDATA[andres-colmenares]]></category>
            <category><![CDATA[internet]]></category>
            <category><![CDATA[akademi]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2020 13:49:56 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2020-09-25T15:32:27.508Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Lj7zrpQyR0xWm5CKMkbwDA.png" /><figcaption>İllüstrasyon: Funda Çevik Dinsdale</figcaption></figure><h3><strong>Gelecek Zaman #3: Andrés Colmenares ile “Uyanış”</strong></h3><h4>Olası gelecekleri keşfeden bir etkinlik serisi</h4><p>Yazarlar: <a href="https://medium.com/u/34413bcad778"><em>Deniz Yazıcıoğlu</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/547c1b66b1c7"><em>Engin Ayaz</em></a><em><br></em>Editörler:<em> </em><a href="https://medium.com/u/e674f45fd6f0"><em>Melissa Clissold</em></a><em>, </em><a href="https://medium.com/u/ea45269bfa46"><em>Omer Faruk Atas</em></a><em><br></em>Çevirmen: Cüneyt Bender (<a href="https://medium.com/u/36f053d34425">cüneyt.bender</a>)</p><p>Bu yıl, yeni girişimimiz <a href="https://akademi.atolye.io/tr/anasayfa/">ATÖLYE Akademi</a> ile tüm dünyadan kanaat önderlerini uzun vadeli bir bakış açısıyla öncelikli meseleleri tartışmak üzere ağırladığımız “Gelecek Zaman” isimli etkinlik serisini başlattık. Serinin ilk etkinliğinde Dubai Future Foundation’ın baş fütüristi Noah Raford’u konuk ettik; bu etkinliğin özetine <a href="https://medium.com/atolye/future-tense-an-exploration-of-plausible-futures-5423ae75d362">buradan</a> ulaşabilirsiniz. İkinci konuğumuz tasarımcı, yazar ve şehircilik uzmanı Dan Hill’in katıldığı etkinlik hakkındaki yazımızı da <a href="https://medium.com/atolye/future-tense-dan-hill-28674c219b3f">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p><p>Gelecek Zaman’ın üçüncü etkinliğinde <a href="https://www.iam-internet.com/">IAM</a> kurucu ortağı ve stratejist Andrés Colmenares’i ağırladık. Etkinlikte, Andrés bize Her Şeyin Manifestosu’nu (“<a href="https://www.iam-internet.com/everything">Everything Manifesto</a>”) tanıttı ve<a href="https://www.thesitemagazine.com/covid19provisions"> PROVISIONS</a> için yazdığı Büyük Farkındalık (“<a href="https://www.thesitemagazine.com/andres-colmenares">The Great Awareness</a>”) isimli kısa hikâyesini okudu.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/500/1*Jwu0XQmq4BmIIojcMGMILw.jpeg" /><figcaption><a href="https://www.iam-internet.com/">IAM</a> kurucu ortağı ve stratejisti, Andrés Colmenares</figcaption></figure><p><a href="https://www.iam-internet.com/">IAM</a>, gezegenin geleceğini düşünürken dijital ekonominin ve internet kültürünün olası çok boyutlu sonuçlarını keşfeden alternatif bir düşünce kuruluşu (think tank). Kendi sözleriyle, IAM “alternatif öğrenme deneyimleri, araçları ve platformları tasarlayarak dijital ekonominin Her Şey’i değiştirme biçimini değiştiriyor.” Andrés, IAM Weekend (IAM Hafta sonu) ve yaratıcı düşünürlerin (ve yapıcıların) her yıl bir araya gelerek nasıl “internet yapılacağını”, aynı zamanda da çağımızın çevre krizine nasıl yaklaşılması gerektiğini kolektif bir biçimde öğrendiği disiplinlerötesi bir topluluk olan We Internet’in (Biz İnternet) yöneticilerinden biri.</p><p>Andrés’in sunumundan öne çıkanları ve sunumda ortaya çıkan — ve bu yazının altında cevap verebileceğiniz — ilgi çekici soruları sizin için özetledik.</p><h4><strong>Her Şeyin Manifestosu: Önümüzdeki bir milyar saniye için bir düşünce deneyi</strong></h4><p>Dijital ekonomi her şeyi değiştiriyor. IAM’in temsil ettiği şeyin omurgası hâline gelen <a href="https://www.iam-internet.com/everything">Her Şeyin Manifestosu</a>, gezegen ve internet arasındaki karşılıklı bağımlılığı ortaya çıkaran kışkırtıcı bir düşünce deneyi. Andrés’in sözleriyle, manifesto “hepimizin doldurabileceği çok boyutlu bir tuval yaratan” farazi sorulardan oluşuyor ve evimiz dediğimiz bu mavi noktayla aramızdaki çok boyutlu ilişkiyi ele almak için hepimizin kullanabileceği bazı tasarım araçları sunuyor.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*jLtmjElHF01JOdMvLsWufg.png" /></figure><p>Andrés’e göre “şirketleri dünyadaki en geniş büyük veri toplama ve yayınlama kurumları olarak tanımladığımızda ölçek daha da önemli bir hâle geliyor.” Bundan dolayı, Andrés’in Lucy Black-Swan ile ortaklaşa yazdığı Her Şeyin Manifestosu, “milyarlar” terimini gezegen ile Facebook ve Google gibi büyük veri şirketlerinin ilişkilerini düşünmek adına bir ölçek olarak kullanıyor. Çünkü bu şirketlerin etkisini tam olarak ancak ortak ölçü birimini “milyarlar” olarak düşünerek anlayabiliriz.</p><blockquote>“Şirketleri dünyadaki en geniş büyük veri toplama ve yayınlama kurumları olarak tanımladığımızda ölçek daha da önemli bir hâle geliyor.”</blockquote><h4><strong>Çağımızın petrolü: Veri</strong></h4><p>Andrés büyük teknoloji şirketlerinin dikkatimizi, eylemlerimizi, yüzlerimizi ve bağlantılarımızı sayısallaştırarak değer elde ettiğini savunuyor. Andrés’e göre “büyük veri çıkarmak, petrol çıkarmak kadar kârlı olmaya başlıyor” ve tıpkı petrol üretimi ve tüketimi gibi gelir eşitsizliğini ve iklim krizini derinleştiriyor. Bu argüman, ABD’deki tekelcilik karşıtı davaları, Avrupa Birliği’nde 2018’den beri uygulanan Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ve Türkiye’de yürürlüğe girmekte olan yeni regülasyonlar gibi örneklerle ile hız kazanıyor.</p><p>Andrés sunumunda popüler bir örnek olarak Facebook’un veriyi nasıl kâra dönüştürdüğünü anlatan ve kullanıcılarından kâr elde ederken nasıl bir sosyal ağ suretinde gizlendiği iddiasını biçimlendiren <a href="https://vimeo.com/249633335">bu videoyu</a> gösterdi.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*ROWZc-3INFyj3O3xRiAuuQ.png" /></figure><p>Ölçü birimi olarak “bir milyar”ı kullanmak büyük teknoloji şirketlerinin ve gezegenimizin boyutlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Milyarderleri, multi-milyar dolarlık teknoloji şirketlerini, dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insanı ve insanlığın günde ortalama 63 milyar saniyeyi cep telefonlarında geçirdiği gerçeğini aynı ölçü birimiyle ele almak, gerçekten de bir adım geri atıp dünyamızı farklı bir şekilde görmemizi sağlıyor.</p><p>Bu düşünceyi takip ederek, Andrés şu farazi soruyu soruyor:</p><blockquote>Milyarlarca insan<br>Milyarlarca mobil cihazla milyarlarca saniye harcarsa,<br>Ve biriken para ve güç,<br>Milyarlarca veri noktası çıkarmak için nadir materyallerden üretilen milyarlarca cihaz imal eden<br>Ve bu veriyi işlemek için milyarlarca kilovat saat elektrik tüketip,<br>Milyarlarca ton karbon salınımı yapan veri merkezlerine sahip<br>Şirketleri yöneten birkaç milyarderin elinde toplanırsa ne olur?</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*Q6SSKLnT3o-B1f7RUg5WUw.png" /></figure><p>Grup odalarında katılımcılara sorduğumuz, para, güç ve enerjinin ilişkisini sorgulayan şu soru, bir süreliğine durup düşünmemizi sağlayabilir:</p><blockquote>İnternet ve dijital teknolojileri, kolektif odağımızı kârdan toplumsal refaha çevirmek için nasıl kullanabiliriz?</blockquote><p>İlginç bir biçimde en popüler cevap ünlü ABD’li yazar Audre Lord’dan bir alıntıydı:</p><blockquote>“Efendinin aletleriyle efendinin evini yıkamazsın.”</blockquote><p>Bizim konumuz özelinde bu alıntı, çözümün kullanıcılara kendi verilerinin kontrolünü kendi ellerine vermekte, yeni araçlar üretmek için etkin rol almakta ve etik olarak uygun kanunlar yapmakta olduğunu gösteriyor.</p><h4><strong>Geleceğe bakmak</strong></h4><p>Mentimeter (<a href="https://www.mentimeter.com/">mentimeter.com</a>) egzersizi dahilindeki tartışma seansı sırasında da bazı ilgi çekici içgörüler ortaya çıktı. Sorduğumuz ilk soru şuydu: “Her gün kullandığınız dijital araçların çevreye etkilerinin ne kadar farkında veya bu konuda endişelisiniz?” 1 ile 5 arasında bir ölçekte (1 “farkında değil”, 5 “tamamen farkında”) çıkan sonuç 3.3’tü. Verilen cevaplar, bize dijital teknoloji ve internet kullanımımızın çevresel etkileri konusundaki farkındalığımızın hâlâ yeteri kadar yaygın olmadığını gösteriyor. Her gün kullandığımız “Google’a sormak” kadar basit gündelik eylemlerimizin bile çevre üzerinde bir etkisi var.</p><blockquote>“Google’da bir arama yapmanın 60W bir ampulü 17 saniye boyunca kullanmakla aynı miktarda enerji tükettiğini” biliyor muydunuz?</blockquote><p>Dahası, yaklaşık 170 uluslararası çalışmayı inceleyen Paris merkezli düşünce kuruluşu Shift Project’e göre, dijital teknoloji kullanımımız havacılık endüstrisinden daha fazla CO2 salınımına neden oluyor (<a href="https://en.reset.org/knowledge/our-digital-carbon-footprint-whats-the-environmental-impact-online-world-12302019#:~:text=According%20to%20the%20experts%2C%20their,than%20the%20entire%20aviation%20industry!">Reset</a>). Bu gerçek, bizi küresel ısınmayla ilgili haberlerdeki tutarsızlıklara getiriyor. COVID-19 pandemisinden önce sık sık uçağa binen kişiler ve düşük ücretli havayolu şirketleri karbon ayak izlerine dair büyük bir baskı altındaydı. Acaba insanlar dijital teknoloji kullanımlarının sorunun daha büyük bir parçası olduğunu biliyorlar mı? Biz bilmediklerini düşünüyoruz.</p><p>İlginç tartışmalara yol açan başka bir içgörü ise izleyicilerin internetin gelecekte ne tamamen kapsayıcı ve demokratik olacağını ne de tümüyle kurumsal ve parçalanmış olacağını düşünmeleriydi. Konuyu derinlemesine inceleyerek kendi fikrinizi oluşturmanız için aşağıda ilgi çekici birkaç makaleyi paylaşıyoruz:</p><ul><li>“Parçalanmış İnternet” çoktandır aramızda. <a href="https://techcrunch.com/2019/03/13/the-splinternet-is-already-here/?guccounter=1&amp;guce_referrer=aHR0cHM6Ly93d3cuZ29vZ2xlLmNvbS8&amp;guce_referrer_sig=AQAAADxaG14jL6atMEenoVgz2p24UTxqHhhnSapdVJ7C5Ez0HdLDc174oP5a80TolGEwBCXOt2YjY94ogzY_TIGIa2z0BDIL460wcIxSpcp-33b6uG8lZ2g3n5TClsnLo3ZKxZWAm7k0FjIR8yd_vQXjZ3HcSUFy-1i1p1WsGy5DNLs6">— Techchrunch</a></li><li>Noam Chomsky: Sosyal medya “demokrasiyi baltalıyor.” <a href="https://www.salon.com/2018/12/24/noam-chomsky-social-media-is-undermining-democracy/">— Salon</a></li><li>Web 3.0: Merkezsizleştirilmiş ağ, interneti yeniden özgürleştirmeyi vaat ediyor. <a href="https://theconversation.com/web-3-0-the-decentralised-web-promises-to-make-the-internet-free-again-113139">— The Conversation</a></li><li>Mahremiyetin olmadığı Bir Dünya Maskeli Baloyu Diriltecek <a href="https://www.theatlantic.com/technology/archive/2020/02/we-may-have-no-privacy-things-can-always-get-worse/606250/">— The Atlantic</a></li></ul><h4><strong>Kapanış ve yeni sorular</strong></h4><p>Andrés sunumunun sonunda şu ilginç soruyu yöneltti:</p><blockquote>“Kolektif olarak zamanımızı, dikkatimizi ve paramızı başka bir şekilde harcamaya ve veriyi farklı bir şekilde kullanmaya karar verirsek ne olur?”</blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*NyatNd3ivrDtp49ScUty-g.png" /></figure><p>Bunu ve aşağıdaki soruları, etkinlikte yaptığımız tartışmaları kendi komünitelerinizde de başlatmak için kullanabilirsiniz.</p><ul><li>Sorumluluk sahibi yurttaşlar olarak, gündelik kararlarımızı verirken “kâr” yerine “toplumsal refahı” nihai hedef olarak almada internet ve dijital teknolojileri nasıl kullanabiliriz?</li><li>Fütüristlerin, tasarımcıların ve stratejistlerin “uyanış siyasetini” çevreleyen düşünce yapısını dönüştürmek konusundaki rolü nedir?</li></ul><p>Bu önemli konulardaki görüşlerinizi ve düşüncelerinizi okumak için sabırsızlanıyoruz. Etkinliği izlemek isterseniz <a href="https://youtu.be/1XWkoMpgDpI">Youtube kanalımıza</a> gidebilirsiniz (Not: Etkinlik İngilizcedir.).</p><p>Tekrar görüşmek üzere!</p><p><em>Gelecek Zaman serisi ve gelecek tasarımıyla ilgili konularda geribildirimleriniz için ATÖLYE kurucu ortağı Engin Ayaz’a (engin@atolye.io) ulaşabilirsiniz.</em></p><p><em>Ekipleriniz için katılımcı ve etkili işbirliği ve ortak yaratım sistemleri kurma yolları arıyorsanız, ATÖLYE Akademi geçici direktörü Mert Çetinkaya (mert@atolye.io) ile iletişime geçebilirsiniz. ATÖLYE Akademi’nin etkinlikleri, programları ve workshop’ları ile önümüzdeki Gelecek Zaman etkinliklerinin detayları için e-bültenimize </em><a href="http://eepurl.com/gTPa1r"><em>buradan</em></a><em> üye olabilirsiniz.</em></p><p><em>Son olarak, organizasyonunuzun kürsel pandemi sırasında yaşamakta olduğu sorunlar hakkında görüşmek isterseniz Stüdyo Direktörü Bengi Turan’a (bengi@atolye.io) ulaşabilirsiniz.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=851021aeaeef" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/gelecek-zaman-andrescolmenares-ile-uyanis-851021aeaeef">Gelecek Zaman: Andrés Colmenares ile “Uyanış”</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ATÖLYE Akademi’nin Uzaktan Kolaylaştırıcılık Kısa Rehberi]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/at%C3%B6lye-akademinin-uzaktan-kolayla%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k-k%C4%B1sa-rehberi-689ecb498e7?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/689ecb498e7</guid>
            <category><![CDATA[akademi]]></category>
            <category><![CDATA[uzaktan-çalışmak]]></category>
            <category><![CDATA[zoom]]></category>
            <category><![CDATA[workshop]]></category>
            <category><![CDATA[yeni-normal]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2020 14:47:42 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2021-10-26T11:46:38.539Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*NchqypQU6UrN8l0KORHvuQ.jpeg" /><figcaption>İllüstrasyon: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/cansu-bayrambey/">Cansu Bayrambey</a> (<a href="http://famajans.com/">famajans</a>°)</figcaption></figure><h4><strong>Etkili ve kapsayıcı dijital “workshop”lar düzenlemenin yolları</strong></h4><p><strong>Yazar:</strong> Ezgi Özdemir (<a href="https://medium.com/u/d89fa829007">ezgi özdemir</a>) — Tecrübeli Öğrenme Tasarımcısı, ATÖLYE<br><strong>Editör:</strong> <a href="https://medium.com/u/bd44b547fd20">Ömer Ataş</a><br><strong>Metin içi görselleştirmeler: </strong><a href="https://medium.com/u/2cb25c1498d1">Aleyna Tezer</a><br><strong>Çeviri: </strong><a href="https://medium.com/u/ebe449a3a1eb">Gizem Ünsalan</a></p><p>2020 yılı, dünya çapındaki birçok tasarım ve komünite odaklı organizasyon için olduğu gibi ATÖLYE için de bir dönüm noktası oldu. Bizim açımızdan bu yılı özel kılan gelişme, yeni oluşumumuz <a href="https://akademi.atolye.io/tr/anasayfa/">ATÖLYE Akademi</a>’nin organizasyonumuza dahil olmasıydı.</p><p>Öğrenme Tasarımı ve Organizasyonel Tasarım pratiklerimizin dışavurumu olan Akademi; bireylere, ekiplere — ve dolayısıyla organizasyonlara — yaratıcı liderlik, radikal iş birliği ve sistemik tasarım alanlarında gerekli beceri ve yetkinlikleri kazandırarak onları dönüştürme çabalarımıza öncülük ediyor. Bunu yapmamızın bir yolu da katılımcıların gelişmelerine ve dönüşümsel öğrenim görmelerine yardımcı olacak deneyime dayalı workshoplar, etkinlikler ve programları kolaylaştırıcılarla birlikte düzenlemek oldu.</p><p>Çoğumuzun 21. yüzyılın en önemli becerisi olarak gördüğü <strong>kolaylaştırıcılık</strong>; katılımcıların soru sorabildikleri, yeni metotlar keşfedebildikleri ve “hata yapma” korkusu olmaksızın birlikte çalışabildikleri güvenli bir ortamın oluşturulmasını sağlıyor.</p><p>Kolaylaştırıcılığın gücünü kullanarak workshoplar düzenleyip farklı çevrelerden gelen katılımcıları bir araya getirerek <strong>iş birliğine</strong> alan tanıyoruz; ayrıca katılımcıların etkileşimli aktiviteler aracılığıyla kendi <strong>gerçek potansiyellerini</strong> keşfetmelerini sağlamayı hedefliyoruz. <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/yeni-normalin-yeni-is-yapis-sekilleri-519da5a72d5f">Yeni normale alışmaya çalıştığımız bu günlerde</a> çoğu organizasyon birlikte çalışmanın yeni metotlarını araştırıyor — ve bunlar çoğunlukla uzaktan yürütülen dijital workshoplar olarak şekilleniyor. Dijital ortamın dinamiklerini etkin bir şekilde yöneterek <strong>uzaktan yürütülen workshop deneyimini</strong> gerçek bir workshop deneyimine daha çok benzetebilir ve tam potansiyelini ortaya çıkarabiliriz.</p><p>Aşağıda, bir kolaylaştırıcı olarak uzaktan yürütülen dijital workshopları başarıyla düzenlemek için takip edebileceğiniz birtakım adımlar bulacaksınız. Bunlardan bazıları siz ve organizasyonunuz için alakasız görünebilir. Adımları test edip deneyledikçe, ihtiyaçlarınıza en iyi hitap eden metotları belirleyebilecek ve “başarılı bir uzaktan yürütülen workshop” için kendi kriterlerinizi belirleyebileceksiniz. Eğer burada yazılanlardan farklı bir öneriniz varsa lütfen aşağıdaki Yorumlar bölümünde bizimle paylaşın.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/897/1*YqYyH2eZYgzoBdccDlHlxA.png" /></figure><h3><strong>Workshoptan Önce</strong></h3><h4>🔥 <strong>Kendinizden başlayın: Kolaylaştırıcının hazırlanma süreci</strong></h4><p>Kolaylaştırıcılık dünyasına yeni girmiş olabilirsiniz, dolayısıyla uzaktan kolaylaştırıcılık fikrinin sizi tedirgin etmesi çok normal. Unutmayın ki başarılı bir kolaylaştırıcı olmak, <strong>özsevgi</strong> ve <strong>özgüvenle</strong> başlar. İster küçük bir gruba ister büyük bir topluluğa kolaylaştırıcılık yapın, sürece kendinize güvenerek başlamalısınız. Bu workshopu <em>sizin</em> tasarladığınızı ve içeriği sizden daha iyi kimsenin bilemeyeceğini hatırlayın. Katılan herkes, <em>sizi</em> dinlemek ve <em>sizin</em> vereceğiniz talimatlara uymak üzere orada bulunacak.</p><p>Dijital workshoplara kişisel alanlarımızdan kolaylaştırıcılık sağlarken yapabileceğimiz şey, “sahne korkumuzu” azaltmaya çalışmaktır. Bunu da doğru hazırlıkla gerçekleştirebiliriz. Dilerseniz workshop talimatlarını referans için yapışkanlı not kağıdı ile ekranınıza yapıştırabilirsiniz. Böylelikle “bundan sonra ne yapmalıyım?” diye düşünmenize gerek kalmadan stres seviyenizi azaltabilirsiniz.</p><h4>👯‍♂️ <strong>Seyircilerinizi/katılımcılarınızı tanıyın</strong></h4><p>Etkili ve dinamik bir workshop gündemi oluşturmak için kendinize aşağıdaki soruları sorun:</p><ul><li>Katılımcılar kimler? Birbirlerini, sizi ve organizasyonunuzu tanıyorlar mı?</li><li>Katılımcılarınızın dijital okuryazarlık seviyesi nedir?</li><li>Katılımcıların dijital araçlara erişimi var mı?</li></ul><p><strong><em>Katılımcılar kimler? Birbirlerini, sizi ve organizasyonunuzu tanıyorlar mı?</em></strong></p><p>Kendinizi tanıtarak ve kaynaştırıcı bir aktivite (icebreaker) sunarak başlayın. Katılımcılar daha önce tanışmıyorsa workshopun başına kısa bir tanıştırma bölümü eklemek işe yarayabilir. Katılımcılar arasındaki ilk etkileşimin samimi olmasını sağlamak için takım oluşturma aşamasında her bir katılımcının kısaca kendini tanıtması ve söz sahibi olması oldukça önemlidir.</p><p>Katılımcılarınız halihazırda birbirlerini tanıyorlarsa büyük bir avantajınız var demektir. Bu durumda, katılımcıların kendilerini tanıtmalarına ve bir kaynaştırma aktivitesi uygulamalarına gerek kalmadan workshopa doğrudan giriş (check-in) sorusuyla başlayabilirsiniz. Aşağıda giriş, çıkış (check-out) ve kaynaştırıcı aktiviteler (icebreakers) ile ilgili daha detaylı bilgi bulabilirsiniz.</p><p><strong><em>Katılımcıların dijital okuryazarlık seviyesi nedir?</em></strong></p><p>Uzaktan yürütülen workshoplarda dijital kanal veya alan, canlı bir oturum deneyiminde kapladığımız alan kadar önemlidir. Workshopunuzu tasarlarken kullandığınız dijital araçları katılımcıların hızlı öğrenip öğrenemeyeceklerini göz önünde bulundurun. Workshopta katılımcılarınızın aşina olmadığı bir araç kullanacaksanız onları önceden bilgilendirdiğinize emin olun. Hazırlanmaları için katılımcılara oryantasyon (onboarding) dokümanları ve eğitici içerikler (tutorial) gönderin.</p><p><strong><em>Katılımcıların dijital araçlara erişimi var mı?</em></strong></p><p>Workshopunuz için kullanmayı umduğunuz dijital araçların üyelik gerektirip gerektirmediğini kontrol edin. Ödeme gerekip gerekmediğini teyit edin; gerekirse ücretsiz deneme sürümleri araştırın. (Bir beyin fırtınası oturumu düzenlerken katılımcıların bu araca erişimleri olmadığını workshop sırasında öğrenmek istemezsiniz!) Katılımcıları, kullanacağınız dijital araçlarla ilgili bilgilendirin. Workshop öncesinde bu araçlara dijital erişimleri olduğundan emin olun.</p><h4>💻 <strong>Workshopu tasarlarken</strong></h4><h4>🎯 <strong>Workshopun hedef ve amaçlarını tanımlayın</strong></h4><p>Amaçlar ve hedefler, workshoplarımızın temelini oluşturur. Kendinize şu soruları sorun:</p><ul><li>Bu workshopu neden gerçekleştiriyoruz?</li><li>Neyi başarmayı ümit ediyoruz?</li><li>Görmeyi umduğumuz çıktılar nelerdir?</li><li>Oluşturmayı umduğumuz etki nedir?</li></ul><h4>♟ <strong>Hedefleri belirleyin</strong></h4><p>Yukarıdaki sorulara verdiğiniz yanıtlar, workshopunuzun hedef ve amaçlarını belirlemenize yardımcı olacaktır. Katılımcıların günün sonunda workshoptan ne kazanmalarını umduğunuzu tanımlayın ve bir liste oluşturun. Eğer liste uzun olursa önceliklendirme yapın. Çevrimiçi bir workshop için bir ila üç amaç yeterlidir.</p><p>Workshopunuzun arkasındaki amacı başarmak için gerekli ana hedefleri belirleyin. Bu gayeler, amacınıza erişmek için takip edeceğiniz yolu belirler.</p><h4>🔗 <strong>Workshopun yapısını tasarlayın</strong></h4><p>Workshop gündemini bir katılımcıymış gibi değerlendirin. Workshopunuzun yapısı, ilk başta oluşturduğunuz amaç ve hedeflere hizmet ediyor mu? Sizi hedefinize daha basit bir şekilde götüreceğini düşündüğünüz bir fikriniz varsa onu hızlıca prototipleyin. Prototipinizi birkaç kişiyle test ettikten sonra gerekli düzeltmeleri uygulayın. Prototipleyerek test etmediğiniz bir workshopu tasarlamak ve gerçekleştirmek büyük bir risk teşkil eder. Bu riski göze almanızı tavsiye etmiyoruz. Gerçekleştireceğiniz aktiviteler için mümkün olan en sade ve basit dijital araçları tercih edin. Bu konuyu “dijital araçlar” bölümünde daha detaylı ele alacağız.</p><p>Bir diğer önemli konu da workshopun akışını oluşturmaktır. Her aktivitenin çıktısının bir başka aktivitenin girdisi olduğundan veya anlamlı bir tartışma konusuna vardığından emin olun. Doğru yönlendirilmemiş öğrenme, tüm workshopun akışını aksatacağı gibi katılımcıların dikkatini dağıtarak öğrenme sürecini olumsuz yönde de etkileyebilir. Bu nedenle tüm aktivitelerin anlamlı bir yapı içerisine oturtulduğundan emin olmalısınız. Unutmayın; sadelik, ince zevkin esasıdır.</p><h4>📅 <strong>Dinamik bir gündem oluşturun</strong></h4><p>Workshopta belirlediğiniz çalışma sürelerinin gerçekçi olduğundan emin olun. Katılımcıların isimlerini, workshopun içeriğini, talimatları ve egzersizlerin gereksinimlerini bir kenara yazmayı unutmayın. Bunu yapmak, tüm akışı gözünüzde canlandırmanızı ve workshop deneyimini daha güçlü içgörülerle tasarlamanızı sağlar. Giriş (check-in), oryantasyon (onboarding) ve çıkış (check-out) süreçleri, bir workshopun olmazsa olmazlarıdır. Ayrıca grubun gereksinimlerine göre kaynaştırma aktiviteleri (icebreakers), uzun süreli çalışma oturumları için harekete geçirici aktiviteler (energizers) ve gün içinde daha hızlı çalışabilmek için <em>Kanban panolarından*</em> yararlanabilirsiniz.</p><h4>📞 <strong>Giriş aktiviteleri (Check-ins)</strong></h4><p>Giriş aktiviteleri, oturum başlamadan önce katılımcılar (ve organizatörler) arasında gerçekleşen ilk etkileşimlerdir. Birbirleriyle yeni tanışan katılımcıların birbirlerini daha yakından tanımalarını ve zihinlerini katılacakları workshopa adapte etmelerini sağlar. Bununla birlikte giriş aktiviteleri, workshopun tarzını ve hissini belirlemede önemli bir rol oynar. Bu nedenle, workshop öncesinde bir ila üç açık uçlu giriş sorusu hazırlayın.</p><h4>📄 <strong>Oryantasyon (Onboarding)</strong></h4><p>Katılımcıları ekibe, konuya veya kullanacağımız dijital araçlara adapte etmemiz gerekebilir. İletişim ve etkileşimin daha sınırlı olduğu dijital workshoplarda, oturum öncesi oryantasyon (onboarding) dokümanları göndermek süreci hızlandırabilir. Bu dokümanda katılımcıların önceden bilmeleri gerekenleri kısaca açıklayabilir ve kullanacağınız dijital araçları tanıtabilirsiniz. Dijital araçların kullanım rehberlerini paylaşmak ve katılımcıları önceden bilgilendirmek size workshop sırasında zaman kazandıracağı gibi stres seviyesini de azaltır.</p><p><strong>Katılımcılara “Oryantasyon (Onboarding) Dokümanı” Gönderme</strong></p><p>İyi bir oryantasyon (onboarding) dokümanı aşağıdaki konulara değinmelidir:</p><ul><li>Bu workshop neden düzenleniyor? Workshopun süresi nedir? Hedeflenen sonuçlar nelerdir?</li><li>Katılımcıların Workshoptan beklentileri ve önemli hatırlatmalar</li><li>Uygulanacak gündem ve egzersizler (akışın özeti)</li><li>Kullanılacak dijital araçlar: Hesap açılmasını gerektiren platformlarda hesap açmak için önceden gönderilen talimatlar, dijital araçların kullanımı için gerekli rehberler ve açıklamalar</li></ul><h4>💎 <strong>Kaynaştırma aktiviteleri (Icebreakers)</strong></h4><p>“Icebreaker” olarak da bilinen kaynaştırma aktiviteleri, yeni dijital ortamlara adapte olan takımlar için oldukça önemlidir. Bu tür aktivitelerle katılımcıların sahip olabilecekleri endişeleri dindirebilir ve kaynaşmalarına olanak tanırız. Böylelikle ortamda (varsa) gerginliği azaltabilir, katılımcıların deneyimini güçlendirebiliriz.</p><h4>🚾 <strong>Molalar</strong></h4><p>Dijital wokshoplarda sınırlı fiziksellik bulunduğu için molalar daha da önem kazanır. Aktiviteler arasında veya en az saat başı mutlaka mola verin. Bu molaları “ihtiyaç molaları” ve “aktivite molaları” olarak ayırabilirsiniz.</p><h4>🔋<strong>Harekete geçirici aktiviteler (Energizers)</strong></h4><p>“Energizer” olarak da bilinen harekete geçirici aktiviteler, workshopların olmazsa olmazıdır. Özellikle dijital workshoplarda süreç boyunca katılımcıların dikkati dağılabilir ve enerjileri düşebilir. Böyle durumlar, uzaktan yürütülen workshoplarda uzun saatler boyunca iş yapıldığında daha da olasıdır. Bu nedenle oturumlar arasına 5–10 dakikalık enerji veren etkinlikler ekleyebilirsiniz. Bu etkinlikler fiziksel aktiviteyi de kapsarsa daha büyük etki yaratır.</p><h4>♻ <strong>Çıkış aktiviteleri (Check-outs)</strong></h4><p>Çıkış aktiviteleri (check-outs), katılımcılara deneyimleri üzerine düşünme ve paylaşma fırsatı tanır. Workshopların en sık atlanan kısmı olmakla beraber katılımcıların workshoptan elde ettikleri deneyimler açısından büyük önem taşır. Katılımcılara hem grup çalışmalarını hem de bireysel olarak yaptıkları işleri değerlendirme fırsatı tanıyın; süreç boyunca edindikleri farkındalık ve beceriler üzerine düşünmelerini teşvik edin.</p><h4>💾 <strong>Doğru araçları tercih edin</strong></h4><h4>🎥 <strong>Görüntülü aramalar</strong></h4><p>Video konferans araçları, uzaktan yürütülen workshoplar için harika fırsatlar sunar. Örneğin, Zoom ile yüksek kaliteli bağlantıya sahip workshoplar düzenleyebilirsiniz. “Breakout room” adı verilen özel odalarda gruplara ayrılabilir ve birlikte çalışabilirsiniz; burada “Raise hand” özelliğini kullanarak tüm katılımcıların duyulduğundan emin olabilirsiniz. “Annotate” özelliğini kullanarak katılımcılardan hızlı tepkiler alabilir, “Voting” özelliği sayesinde de ekip olarak hızlı kararlar alabilirsiniz. Bulabileceğiniz birçok video konferans aracı olduğu için aralarından şirketinizin ihtiyaçlarını en iyi karşılayanı seçmelisiniz. Eğer güvenlikten ötürü endişeleriniz olduğu için Zoom kullanmıyorsanız <a href="https://jitsi.org/">Jitsi</a> gibi alternatiflere göz atın. Zoom’un gizlilik konusunda yaşadığı sorunlarla ilgili detaylı bilgi edinmek isterseniz Aral Balkan’ın teknoloji ve gizlilik konularını ele aldığı CreativeMornings Istanbul konuşmasını bu bağlantıdan dinleyebilirsiniz.</p><h4>👫 <strong>İş birliği araçları</strong></h4><p><a href="https://mural.co/">Mural</a>, <a href="https://miro.com/">Miro</a>, <a href="https://milanote.com/">Milanote</a> ve <a href="https://gsuite.google.com/products/jamboard/">Google Jamboard</a> gibi araçlar, etkili bir eş zamanlı ve iş birlikçi çalışma deneyimi vadediyor. Oluşturduğunuz kanvas, pano ve şablonları kullanarak ekip çalışması gerçekleştirebilirsiniz.</p><p><em>Kolaylaştırıcı görevinize başlamadan önce kullanacağınız araçlara hakim olduğunuzdan ve ilgili tüm soruları yanıtlayabileceğinizden emin olun.</em></p><p>Proje panosunda (project board) herkesin aynı anda aynı şeye baktığından emin olun. Gerekirse durumu netleştirmek için kendi ekranınızı da paylaşabilirsiniz. Odağı kaybetmemek ve programdan şaşmamak için bir zamanlayıcı da kullanabilirsiniz.</p><h4><strong>*Kanban panoları</strong></h4><p>Kanban panosu, esasında bir yapılacaklar listesidir. Neyin yapılması gerektiğini, neyin yapılmakta olduğu ve neyin tamamlandığını takip etmenin basit bir yoludur. Kanban panosu kullanmanın sunduğu çeşitli avantajlar arasında aktivitelerin takibini kolaylaştırma, yapılan işleri yönetme ve bir işi “tamamlandı” listesine taşımanın getirdiği tatmin hissi de yer alıyor.</p><p>Workshop esnasında atlanacak olan bir iş varsa katılımcılarla istişare ederek bu işi Kanban panonuzdan kaldırabilirsiniz.</p><p><strong>Öneri:</strong> Miro, Mural veya Google Jamboard gibi araçları kullanarak dijital Kanban panonuzu önceden hazırlayabilirsiniz.</p><h4>🔥 <strong>Ortamınızı hazırlayın</strong></h4><p>Program hazırlıklarınızla birlikte kişisel hazırlıklarınız da uzaktan yürütülen bir workshopun başarılı olması için önemlidir. Workshop öncesinde kullanacağınız tüm dijital araçların işlediğinden ve mümkünse üye hesabı oluşturduğunuzdan emin olun.</p><p>Workshop esnasında bir rol modeli olmalısınız. Sessiz ve dikkat dağıtıcı öğelerden uzak bir ortamda olmaya çalışın; telefon veya bilgisayarınızın şarj edildiğinden emin olun. Sesle ilgili problemler yaşamamak için kulaklıklarınızı yanınıza almayı unutmayın. Karşılaşabileceğiniz problemleri workshop öncesinde belirleyip çözerek workshop sırasında bu ünsurların dikkat dağınıklığı yaratması ihtimalini engelleyin.</p><p>Son olarak, bazı katılımcıların erken gelebileceğini göz önünde bulundurarak workshoptan en az 5–10 dakika önce ortamda bulunun. Son olarak, yukarıdaki tüm maddeler için her zaman bir B planınız olsun. Artık hazırsınız!</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/838/1*NE0F4iC5FDyJhE4OTXy2Iw.png" /></figure><h3><strong>Workshop Sırasında</strong></h3><h4>👀 <strong>Kendinizi tanıtın</strong></h4><p>Katılımcıları tanımıyorsanız workshop başlar başlamaz kendinizi kısaca tanıtın. Neden orada bulunduğunuzu ve workshop sırasında oynayacağınız rolü katılımcılarla paylaşın.</p><h4>📣 <strong>Gündemi ve hedefleri duyurun (beklentileri belirleyin)</strong></h4><ul><li>Workshopun ne kadar süreceğini ve hangi dijital araçları kullanacağınızı belirtin.</li><li>Workshopun hedeflerini ve gündemini açıklayın.</li><li>Workshopta gerçekleştireceğiniz egzersizleri kısaca ifade edin (Kanban panosu işinizi kolaylaştırabilir.)</li><li>Workshop sonuçlarının ne olacağını belirtin.</li><li>Kaynaştırıcı aktiviteler (icebreakers) ve giriş (check-in) sorularıyla başlayın.</li></ul><h4>🤼 <strong>Hiyerarşi olmadan iletişim kurun</strong></h4><p>Katılımcılara karşı takındığınız tavır, workshopun tüm akışını etkiler. <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/atolye-akademide-ogrenen-olmak-2cdff2ca3d6a?source=collection_home---4------4-----------------------">Deneyimsel öğrenme metodunu</a> uygulayın ve grup içerisinde bir hiyerarşi oluşturmaktan kaçının. Herkesin kendini eşit hissetmesini sağlayın; bu, workshopun stres seviyesini azaltır. Daha çok dinleyin ve yargılamayın. Workshopta katılımcıların güvenli hissedeceği ve yeni şeyler denemekten korkmayacakları bir alan oluşturun. Katılımcıların rahat ama güçlendirilmiş hissetmelerini sağlayın.</p><p>Sizin motivasyon ve enerjiniz, dijital bir ortamda bile olsa katılımcılar tarafından hissedilecektir. Rol modeli olduğunuzu ve workshopun tonunu belirleyecek kişi olduğunuzu hatırlayın. Dijital workshoplardaki düşük fiziksel etkileşim bizi iletişim konusunda daha da hassas olmaya ve gündeme daha fazla önem vermeye iter. Herkese sesini duyurduğunu ve kendisini ifade edebileceğini hissettirin.</p><h4>🎤 <strong>Tonu belirleyin</strong></h4><p>Talimatlarınızı mümkün olduğunca kısa tutarak katılımcıların onları kolayca anlayabilmelerine yardımcı olun. En iyi talimatlar, en az miktarda bilgi içerenlerdir. Böylelikle kafa karışıklığının ve gereksiz soruların önüne geçebilir, ortak çalışma için daha çok zaman ayırabilirsiniz. Talimatları verdikten sonra katılımcıların soruları olup olmadığını öğrenin ve her şeyin anlaşıldığından emin olun. Anlamadıkları konuları sormaya çekinen ve ilk adımın sizden gelmesini bekleyen katılımcılar olabilir. Katılımcılara, gerektiğinde size sorularını kişisel mesaj yoluyla sorabileceklerini söyleyin.</p><h4>🚿 <strong>İletişimin ne kadar etkili olduğu gerçeğini hafife almayın</strong></h4><p>Dijital kanalda iletişimin doğal akışını en çok bozan unsurlar katılımcı seslerinin karışması, kesintiler ve yankılanmalardır. Talimatları verirken katılımcıların konuşmadıkları esnada kendilerini sessize almalarını hatırlatın. Herkesin kendini konuyla ilgili ve sesini duyurabilir hissetmesi, kendisiyle iyi bir şekilde ilgilenildiğini düşünmesi, önemli bir motivasyon kaynağıdır.</p><h4>🕖 <strong>Zamanı yönetin</strong></h4><p>Workshoplarda zaman yönetimi önemlidir. Dijital workshoplarda zaman daha kolay yönetilebilse de gündemi oluştururken bağlantı sorunlarını ve kullanılacak dijital araçlar konusunda katılımcılara oryantasyon uygulamanın alacağı süreyi hesaba katın.</p><p>Aktiviteler sırasında kalan zamanı katılımcılara hatırlatın ve sohbet ederken herkese eşit süre tanımaya çalışın. “Breakout room” kullanacaksanız katılımcılara net talimatlar verin ve gruplara dağılmadan önce egzersizi açıklayın. Gerektiği durumlarda talimatları sohbet kutusu aracılığıyla tekrar gönderin.</p><h4>🤞🏼<strong>Spontane olun</strong></h4><p>Workshopların; iş türü, konu içeriği, katılımcıların yaş dağılımı ve düzenlendiği saatler gibi birçok faktörden etkilenebilen dinamik yapılar olduklarını unutmayın. Bu değişkenler sonucunda workshoplarda beklenmedik uzamalar olabilir. Bu tür durumlara hazırlıklı olun.</p><p>Bu sebepten ötürü egzersizler arasında beşer dakikalık molalar vermeli ve egzersizler sırasında olabilecek değişikliklere açık olmalısınız. Workshop boyunca katılımcılarınızın farkında olun ve onları gözlemleyin. İhtiyaç olduğunu hissederseniz gündemi değiştirebilirsiniz. Planınızı harfi harfine uygulamaya çalışmaktansa katılımcıların ihtiyaçlarına odaklanın ve yedek fikirlerle (hatta belki de katılımcıların fikirleriyle!) akışı uygun şekilde değiştirin. Her şey, oturumun içeriğine bağlı.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/833/1*_hdIQKhr2u4C8UEN5hrx8Q.png" /></figure><h3>Workshop Sonrasında</h3><h4>💬 <strong>Geri bildirim toplayın</strong></h4><p>Uzaktan yürütülen workshoplar yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı gibi hâlâ geliştirilebilecek durumdalar. Bu nedenle katılımcılar için etkinlik öncesinde bir anket ve workshop sonunda doldurulmak üzere workshopla ilgili soruları kapsayan bir geri bildirim formu düzenlemek yararlı olabilir (ve böylelikle workshoplarınızı geliştirmeye devam edebilirsiniz!) Typeform aracılığıyla ileteceğiniz en fazla beş soruluk bir anket, değerli geri bildirim almak için yeterlidir.</p><h4>🆘 <strong>Risklerin farkında olun</strong></h4><ul><li>Birçok katılımcısı olan uzaktan yürütülen workshoplarda tüm katılımcıları göremeyebilirsiniz — bu da iletişimi biraz daha zorlaştırır. Kolaylaştırıcılık yaparken video görüşmeleri sırasında galeri formatını tercih ederseniz tüm katılımcıları aynı anda görebilir, böylece kendinizi tüm sürece daha hakim hissedebilirsiniz.</li><li>Katılımcıların bağlantı sorunları olabilir veya şarjları bitebilir. Gerektiği durumda onlara hotspot bağlantısı açmalarını ve videoyu kapalı tutmalarını önerebilirsiniz.</li><li>Uzaktan yürütülen workshoplarda dikkat dağılma ve sıkılma riski daha yüksektir. Yaratıcılığınızı kullanın. Sürece bazı sürprizler ekleyerek eğlence seviyesini biraz artırabilirsiniz. İçeriğinizi görsel açıdan zenginleştirerek daha çekici hale getirin.</li></ul><h4>🌞 <strong>İşe olumlu yanından bakın</strong></h4><p>Uzaktan yürütülen workshopların en büyük avantajlarından biri kaydedilebilir olmaları (kayıt sırasında katılımcılarınızdan izin almayı unutmayın). Workshop sırasında kullandığınız araçlarda yer alan tüm dokümantasyonu (video kaydı, sohbet mesajları, iş birliği panoları vb.) sakladığınızdan emin olun — böylelikle ilerde bu bilgilere tekrar erişebilirsiniz.</p><p>Farklı platform ve kanallarda çalışmak herkes için ilginç bir deneyim. Hepinizin birlikte yeni şeyler keşfetme fırsatı var. Bu tür “ilk sefer deneyimlerinde” kolaylaştırıcılık yapmak katılımcıların memnuniyetini artırmaya yardımcı olabilir ve düzenleyeceğiniz bir sonraki workshop için katılımcıları heyecanlandırmaya yarayabilir.</p><p>Bu tür dijital ortamda düzenlenen ve uzaktan yürütülen workshoplarda tüm güç kolaylaştırıcının, yani sizin elinizde. Dijital araç ve platformlar kullanarak katılımcıları rahatlıkla yönlendirebilirsiniz. Yararlanabileceğiniz birçok kaynak bulunuyor, dolayısıyla hata yapmaktan korkmayın. Seçenekleri keşfetmeye devam ettikçe özgüveniniz artacak, böylelikle katılımcıların da kendilerini rahat hissetmelerini sağlayacaksınız. İşe olumlu yanından bakın — uzaktan yürütülen workshoplar o kadar da kötü değil!</p><h4>Kapanış</h4><p>Bu rehberin, daha etkin uzaktan yürütülen dijital workshoplar düzenlemede size ve organizasyonunuza yardımcı olacağını umuyoruz. Unutmayın ki yeni metotları keşfetmeye ve diğer çevrimiçi workshoplara katılmaya devam ettikçe kendi <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/at%C3%B6lyenin-uzaktan-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fma-yakla%C5%9F%C4%B1m%C4%B1-c948c2b6661f?source=collection_home---4------7-----------------------">uzaktan çalışma kültürünüzü</a> oluşturmaya başlayacaksınız. Aşağıda, kendi workshopunuzda kullanabileceğiniz bazı kaynakları da paylaştık.</p><p>Sizin ve organizasyonunuzun yararlı bulduğu metotları da öğrenmek isteriz. Yukarıda belirtilen zorluklardan bazılarını nasıl aştınız? Soru ve örneklerinizi aşağıdaki Yorumlar bölümünde bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Organizasyonunuz için uzaktan yürütülen dijital workshoplar düzenleme konusunda iş birliği yapmak isterseniz <a href="mailto:academy@atolye.io">academy@atolye.io</a> adresinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p><h3><strong>Kaynaklar</strong></h3><h4><strong>Giriş (Check-in) Egzersizleri</strong></h4><p><a href="http://www.funretrospectives.com/category/check-in/">http://www.funretrospectives.com/category/check-in/</a></p><h4><strong>Kaynaştırma Aktiviteleri (Icebreakers)</strong></h4><p><a href="https://miro.com/blog/wp-content/uploads/2017/06/Chapter_4.pdf">https://miro.com/blog/wp-content/uploads/2017/06/Chapter_4.pdf</a></p><p><a href="https://conceptboard.com/blog/icebreakers-in-virtual-teams/">https://conceptboard.com/blog/icebreakers-in-virtual-teams/</a></p><p><a href="https://www.collaborationsuperpowers.com/44-icebreakers-for-virtual-teams/">https://www.collaborationsuperpowers.com/44-icebreakers-for-virtual-teams/</a></p><p><a href="https://blog.lucidmeetings.com/blog/5-icebreakers-for-distributed-team-meetings">https://blog.lucidmeetings.com/blog/5-icebreakers-for-distributed-team-meetings</a></p><h4><strong>Takım Oluşturma Egzersizleri</strong></h4><p><a href="http://www.funretrospectives.com/category/team-building/">http://www.funretrospectives.com/category/team-building/</a></p><h4><strong>Harekete Geçirici Aktivite (Energizer) Örnekleri</strong></h4><p>Ekibinizin uzaktan yürütülen toplantılarını destekleyecek yedi harika harekete geçirici aktivite:</p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/fun-fact/">Fun Fact</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/your-north/">Your North</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/zip-zap-zoom/">Zip Zap Zoom</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/isnt-that-crazy/">Isn’t that crazy?</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/guess-my-favorite-song/">Guess my favorite song</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/human-rock-paper-scissors/">Human Rock Paper Scissors</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/one-two-ping-four-pong/">One two ping four pong</a></p><p><a href="http://www.funretrospectives.com/category/energizer/">http://www.funretrospectives.com/category/energizer/</a></p><p><a href="https://www.caroli.org/en/top-7-remote-team-energizers/">https://www.caroli.org/en/top-7-remote-team-energizers/</a></p><h4><strong>Çıkış (Check-out) Örnekleri</strong></h4><p><a href="http://www.funretrospectives.com/category/check-out/">http://www.funretrospectives.com/category/check-out/</a></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=689ecb498e7" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/at%C3%B6lye-akademinin-uzaktan-kolayla%C5%9Ft%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k-k%C4%B1sa-rehberi-689ecb498e7">ATÖLYE Akademi’nin Uzaktan Kolaylaştırıcılık Kısa Rehberi</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Yeni normal”in yeni iş yapış şekilleri]]></title>
            <link>https://medium.com/atolye-icgoruler/yeni-normalin-yeni-is-yapis-sekilleri-519da5a72d5f?source=rss----dba16014a06a---4</link>
            <guid isPermaLink="false">https://medium.com/p/519da5a72d5f</guid>
            <category><![CDATA[strateji]]></category>
            <category><![CDATA[tasarım]]></category>
            <dc:creator><![CDATA[ATÖLYE]]></dc:creator>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2020 04:54:59 GMT</pubDate>
            <atom:updated>2021-10-26T11:49:07.414Z</atom:updated>
            <content:encoded><![CDATA[<figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*ITJWYKdt_rgqnh9WFWEN7Q.jpeg" /><figcaption>İllüstrasyon: <a href="https://famhub.co/portfolio-item/eylul-deniz-ergun/">Eylül Deniz Ergun</a> (via <a href="http://famajans.com">famᵒajans</a>)</figcaption></figure><h4>Şirketler eski normali geride bırakırken daha sürdürülebilir değer önerilerine ulaşmak için hangi adımları atabilir?</h4><p><strong>Yazar:</strong> Gülin Ölçer (<a href="https://medium.com/u/4c0d42ccdda7">gulinolcer</a>) - İş ve Marka Stratejisi Yöneticisi, ATÖLYE<br><strong>Editörler:</strong> Ali Özgür Arslan, Melissa Lara Clissold<br><strong>Metin içi görseller: </strong>Aleyna Tezer</p><p>COVID-19 dünyayı ele geçirdiğinden beri sanki bir sis perdesi aralanmış, evrenin bir sırrını keşfetmişiz gibi konuşuyoruz. Yüzyıllardır dünya genelinde süregelen ekonomik düzenin sosyal ve ekolojik düzene olan etkisini sanki yeni fark ettik. Adeta “maymun gözünü açtı.”</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*QqMrYDu2P1yHk5YSZrteFA.png" /></figure><p><strong>Evet, dünyada gelir dağılımıyla ilgili ciddi </strong><a href="https://www.forbes.com/sites/michaelposner/2020/05/14/coronavirus-pandemic-reveals-our-economic-inequality/#4121c4579fe4"><strong>eşitsizlikler</strong></a><strong> var.</strong></p><p><strong>Evet, tüketim hızının artışı dünya kaynaklarının karşılayamayacağı bir </strong><a href="https://www.theworldcounts.com/challenges/planet-earth/state-of-the-planet/overuse-of-resources-on-earth"><strong>seviyede</strong></a><strong>.</strong></p><p><strong>Evet, yeni nesiller tüm bunların farkında ve düzeni olduğu gibi kabul etmemekte </strong><a href="https://www.technologyreview.com/2019/12/16/102389/keynes-was-wrong-gen-z-will-have-it-worse/"><strong>ısrarcı</strong></a><strong>.</strong></p><p><strong>Açıkça görünüyor ki, yeni bir sisteme ihtiyacımız var.</strong></p><blockquote><em>Aslında, görmek isteyenler için, yeni sisteme geçiş başlamıştı. Bazı maymunların gözü çoktandır açıktı.</em></blockquote><p>Aşağıdakilerden bazılarını daha önce mutlaka duymuşsunuzdur:</p><p>Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Teorisi ve <a href="https://sustainabledevelopment.un.org/">hedefleri</a>, Elkington’ın Üçlü bilanço (İng. <em>triple bottom line</em>) <a href="https://www.forbes.com/sites/jeroenkraaijenbrink/2019/12/10/what-the-3ps-of-the-triple-bottom-line-really-mean/#68efa5275143">teorisi,</a> Ellen MacArthur’un savunuculuğunu yaptığı Döngüsel Ekonomi (Circular Economy) <a href="https://www.ellenmacarthurfoundation.org/circular-economy/concept">teorisi</a>, Kate Raworth’un Donut Ekonomisi (Doughnut Economics) <a href="https://www.kateraworth.com/doughnut/">teorisi</a>, <a href="https://www.degrowth.info/en/what-is-degrowth/">Büyümeme</a> (De-growth) teorisi ve daha niceleri…</p><p>Hangi okul veya teoriyi benimsiyorsanız benimseyin, ortaklaşan tek bir önerme var;</p><blockquote><em>Ekonomik kalkınmanın iki biyolojik kardeşi* olan “doğal kaynakların kullanımı” ve “küresel toplumsal refah” ile barış antlaşması imzalaması gerekiyor.</em></blockquote><p>Pandemi öncesinde bu barış antlaşmasını imzalamak üzere farklı ölçeklerde adımlar atılmıştı. Doğaya ve insana saygılı ekonomik modelin pratik uygulamaları her geçen gün artıyordu. Yakın zamandan birkaç örneği ele alalım:</p><ol><li>2018 yılında Terracyle, P&amp;G, Nestle ve Walgreens gibi şirketlerin iş birliği ile kurulan <a href="https://loopstore.com/"><strong>Loop Store</strong></a>, kullanıcı ürünlerinin tek kullanımlık düzenine karşı yeni bir iş modeli önermeye başladı. Program için özel olarak tasarlanan ve üretilen yeniden kullanılabilir ambalajlar, eve servis ağı ve güvenilir temizlik sistemi ile küresel ölçekte ev ürünlerinde atığı minimize eden bir düzenin ilk adımlarını attı. Girişim, pandemi öncesinde ABD, Fransa ve İngiltere’de vardı, Almanya ve Japonya’ya ya da açılmayı planlıyordu.</li><li>Daha radikal iş modeli değişikliklerinde ise Fransız <a href="https://www.lizee.co/our-solution"><strong>Lizee</strong></a> girişimi dikkat çekiyordu. Moda endüstrisinde al-kullan-at lineer sürecine alternatif olarak ‘kiralama’ modelinin yaygınlaşması için altyapı sağlayan şirket, 2019’dan bu yana VF Corporation ve Decathlon ile çalışıyor.</li><li>Ülkemizde ise <a href="https://www.unilever.com.tr/news/press-releases/2016/unileverin-tum-dunyadaki-600-tesisi-artik-copluge-kati-atik-gondermiyor.html"><strong>Unilever Türkiye</strong></a> tesisleri 2013’ten bu yana “sıfır tehlikesiz atık” statüsünde çalışıyor. Şirketin tüm tesisleri 2017 yılında aynı statüye ulaştı ve küresel ölçekte 200 milyar Euro’luk bir tasarruf sağladı. Bu program ile Unilever kapalı döngü üretim tesisleri adına dünya çapında bir örnek olmayı başardı.</li></ol><p>Bunlar ve sayısız daha fazla iyi örneğin istihdam yaratmasına, doğaya saygılı ekonomik çarklar oluşturmasına rağmen iklim değişikliği ile ilgili alınan aksiyonlar anlamlı ölçüde değişim yaratacak noktaya gelmemişti. Bunu hepimizin aklına kazınan, pespembe gömleğinin rengini alan yanakları ile <strong>“</strong><a href="https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-09-23/teen-activist-greta-thunberg-to-world-leaders-how-dare-you"><strong>Ne hakla!</strong></a><strong>” (İng. <em>“</em></strong><a href="https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-09-23/teen-activist-greta-thunberg-to-world-leaders-how-dare-you"><strong><em>How dare you</em></strong></a><strong><em>!”</em>) </strong>diye haykıran Greta’dan da hatırlayabiliriz.</p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*9ULZmggag1I9Vg-oUagrBA.png" /><figcaption>Davos’daki konuşması sırasında Greta Thunberg, Eylül 2019.</figcaption></figure><h3><em>Mart 2020 ise bir kırılma noktası oldu. Hepimiz küresel bir pandemi ile tanıştık ve gezegene karşı daha saygılı olmamız gerektiğini ensemizde soluyan bir nefes gibi hissetmeye başladık.</em></h3><p>COVID-19, tüm insanlığın öyle ya da böyle etkilendiği, Armstrong’un aya ayak basışı gibi herkesin nefesini tutup takip ettiği, ancak maalesef 180 derece ters yönde duygular uyandıran bir deneyim.</p><p>Bu kolektif deneyim sayesinde, belki de insanlık tarihinde küçük topluluklar halinde yaşadığımız dönemlerden beri tatmadığımız bir duyguyu tattık. Sadece kendimiz için değil, arada bir selam verdiğimiz komşumuz, sokağımızdaki tanımadığımız esnaf ve hatta nerede olduğunu bilmediğimiz hastanelerdeki doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları için endişelendik.</p><blockquote><em>Bir açıdan, sistemdeki diğer parçaları da gözeten kararlar verme ve empati yapma egzersizi yaptık. Kendimiz, ülkemiz ve tüm dünya için maske taktık ve evde kaldık.</em></blockquote><p>Biz evde kaldıkça tüketimimiz azaldı, ekonominin çarkları yavaşladı. Yerel ve global ekonominin geleceği ile ilgili sayısız farklı senaryo planlaması olsa da temelde kullanıcılar için pandemi bir “kabuğuna çekilme” dönemi oldu.</p><p>Bu kabuğa çekilme döneminde kullanıcıların alışkanlıkları yeniden şekillenmeye başladı. Bazı dezavantajlı kesimler Maslow hiyerarşisinin alt basamaklarına geriledi ve hayatta kalma savaşı verir oldu. Toplumun büyük çoğunluğunda dijital kanalların kullanımı <a href="https://drive.google.com/file/d/1vTRiWrhYlVF0HD7k8kycO2fWUc_ZCDO1/view"><strong>tavan yaptı</strong></a>. Kendi mahallemizden ya da ülkemizden üretimlere olan destek artış gösterdi. Hepimizi neye gerçekten ihtiyacımız olduğunu düşünmeye, tüketim çılgınlığına bir an için dur deme, ve satın almadan önce iki kez düşünmeye itti. Yeni tüketim alışkanlıkları ve tercihleriyle birlikte şirketlerin değer önermeleri ve iş modelleri de yeniden şekillenmeye başladı.</p><blockquote><em>Kullanıcı alışkanlıkları ve değer zincirinin metamorfozuyla “doğa-insan-ekonomi” dengesini sağlayan uygulamalar küçükten büyüğe tüm ölçeklerde karşımıza çıkacak.</em></blockquote><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*5vMBnCA9L9VPabroAA1sJg.png" /><figcaption>Doğa-İnsan-Ekonomi</figcaption></figure><p><strong><em>Gerçek fayda</em></strong></p><p>Netflix, COVID-19 döneminde kullanıcıların zor bir dönemden geçtiklerini gözeterek bir yıldan uzun zamandır aktif olmayan hesapların <a href="https://www.wired.com/story/netflix-auto-cancel-subscription/"><strong>otomatik ödemesini sonlandırma</strong></a> kararı aldı. Ülkemizde ise Arçelik sokağa çıkma yasağından etkilenen 65 yaş üzeri kullanıcılar için eve servisi önceliklendiren <strong>“</strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=GsnGBYA7NuY"><strong>Önce Büyükler</strong></a><strong>”</strong> kampanyasını başlattı. Yeni normale geçtiğimizde de, kullanıcıların içinde bulundukları koşulları iyi tespit ederek gerçek fayda yaratan markalar kazanmaya devam edecek.</p><p><strong><em>Lokal alışveriş</em></strong></p><p>Global tedarik zincirlerinin yara almasıyla başlayan ve ülkeler arası seyahatin durmasıyla pekişen bir küresel ticaret duraksamasındayız. Kullanıcıların olumsuz etkilenen yerel ekonomileri destekleme arzusu da giderek artıyor. Ürünlerin <a href="https://www.instagram.com/lokalhareket/"><strong>yerel markalardan</strong></a> tedarik edildiğini, lokal topluluklar içinde <strong>“</strong><a href="https://buynothingproject.org/find-a-group/"><strong>parasız alışverişler</strong></a><strong>” </strong>yapıldığını veya eski usül <a href="https://swapabee.co.uk/"><strong>takasın canlandığını</strong></a> göreceğiz.</p><p><strong><em>Servis olarak ürün</em></strong></p><p>Hollanda merkezli <a href="https://bundles.nl/en/rent-washing-machine-the-netherlands/"><strong>Bundles</strong></a> şirketi, çamaşır makinesi satmıyor; kiralıyor. Nesnelerin interneti teknolojisi ile kullanıcıların makineyi ne sıklıkla ve sürede çalıştırdığını takip ederek süre bazlı fiyatlandırma uyguluyor. Kullanıcılar böylece, bir çamaşır makinesinin yapımında kullanılan her bir materyale (kilolarca çelik ve plastik) sahip olmak yerine tertemiz çamaşırlara sahip oluyor. Hem de çok daha uygun bir fiyat karşılığında. Otomotiv sektöründe sıkça rastlamaya başladığımız ürüne sahip olma yerine “faydaya erişimi” önceliklendiren “servis olarak ürün” iş modelleri çoğalacak.</p><p><strong><em>Yeni kullanım alanları</em></strong></p><figure><img alt="" src="https://cdn-images-1.medium.com/max/1024/1*wdosvfDB9L62vczewVEdmw.png" /><figcaption>“Pembe ekmek”</figcaption></figure><p>Vietnam’da bir fırın, elinde kalan ejderha meyvesinden <a href="https://www.businessinsider.com/vietnam-bread-dragon-fruit-unsold-due-to-coronvirus-2020-2"><strong>pembe ekmek üreterek</strong></a> hem artan ekmek talebini karşılamaya yardımcı oluyor hem de “mor inek” pazarlama taktiğinden faydalanarak uzun kuyruklar oluşturuyor. Tedarik zincirlerinin ve kullanıcı talebinin alışılmışın dışına çıkması nedeniyle şirketlerin elinde fazladan kalan materyallerin çöpe gitmesini engelleyerek toplumun ihtiyacı olan ürünlere dönüştürdüğünü daha sık göreceğiz.</p><p><strong><em>Sürdürülebilir materyal seçimi <br></em></strong>İngiliz süpermarket zinciri <a href="https://www.lidl.co.uk/about-us/lidl-changes-for-the-better/prevented-ocean-plastic">Lidl</a> plastik gıda ambalajlarını Güney Asya okyanuslarında biriken plastiklerin geri dönüştürülmesi ile elde etmeye başladı. Tedarik zincirinde geri dönüştürülmüş veya biyoçözünür materyalleri tercih eden şirketlerin sayısı giderek artıyor ve daha da artacak gibi görünüyor.</p><p><strong><em>Yenilenebilir enerjiye geçiş</em></strong></p><p>Süregelen petrol krizinin COVID-19 ile birleşmesi sonucu yenilenebilir enerji arzı ve fiyatları sekteye uğrayabilir. Ancak, bu durum büyük resimde yenilenebilir enerjiye olan talebin artışını etkilemeyecek. Üretimden eğitime, otomotivden ambalaja, farklı sektörlerde doğal enerji kullanımının giderek daha hızlı <a href="https://www.weforum.org/agenda/2020/04/heres-what-the-pandemic-means-for-the-energy-transition/">yaygınlaştığına</a> tanık olacağız.</p><blockquote><em>COVID-19 beraberinde bir sürü sorun getirmiş olabilir, ancak, iyi yanından bakmaya çalışırsak ekonomik, ekolojik ve sosyal sorunlarımızın daha önce hiç olmadığı kadar gün ışığına çıkmasını da sağladı.</em></blockquote><p>Bol ışıkla birlikte doğaya ve insana saygılı yeni iş yapış biçimlerinin yeşereceğini, var olanların hızlanacağını düşünmek umut verici. Üstelik önümüzde derinleşebileceğimiz bir çok farklı teori, ilham alabileceğimiz bir sürü başarılı uygulama mevcut.</p><p>Bize kalan ise hem kullanıcılar hem de iş dünyası olarak, yeni bir normale, yeni “var olma” şekillerine gözlerimizi açtığımızı fark etmek ve zihnimizi de yeni iş yapış şekillerine açmak.</p><p>Her şey göz önüne alındığında, bu yazının daha fazla soru ortaya çıkarması ve yeni normalin ne olduğu (veya ne olabileceği) konusunda belirsizlik yaratması beklenmedik bir durum olmaz. Bunun önemli bir nedeni olarak yukarıda listelenen vakaların normu oluşturmaktan uzak olması ve yakın gelecekte norm haline gelmeyeceği varsayımlarını sayabiliriz.</p><p>“Yeni normal” ifadesinin “sabit bir durum”u betimlemesi bizleri yanıltıcı bir bakış açısından bakmaya itiyor olabilir. Aslında, normlar geniş bir yelpazeye yayılan ve dünyadaki halkların ya da toplulukların sayısı kadar çeşitli olan kural dizileridir.</p><p>Diğer bir deyişle, tek bir “yeni normal” yoktur. Bunun yerine, bir spektrumda hareket eden “zihniyetler” vardır.</p><p><em>*Ekonomi, çarkların dönmesini sağlayan toplumların ve içinde var olduğu doğal ortamın direkt bir uzantısı olan soyut bir olgudur. Bu üçünün ortak bir DNA paylaştığını göz önünde bulundurursak ekonomi, insan ve doğanın biyolojik kardeşler olduğunu söyleyebiliriz.</em></p><img src="https://medium.com/_/stat?event=post.clientViewed&referrerSource=full_rss&postId=519da5a72d5f" width="1" height="1" alt=""><hr><p><a href="https://medium.com/atolye-icgoruler/yeni-normalin-yeni-is-yapis-sekilleri-519da5a72d5f">“Yeni normal”in yeni iş yapış şekilleri</a> was originally published in <a href="https://medium.com/atolye-icgoruler">ATÖLYE İçgörüler</a> on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.</p>]]></content:encoded>
        </item>
    </channel>
</rss>